Maaş ya da ücretler!

Aslında TDK sözlüğüne göre maaş Arapça ”ma’aş” keza çok daha sık kullanıp özümsediğimiz ücret sözcüğü ki bu da ne yazık ki Arapça kökenden ”ucret”den geliyor(!) asıl kullanmamız gereken doğru sözcük ise ”aylık” her neyse biz esas konumuza dönelim;
Son dönemde maaş konusu gündemden düşmüyor
Bol kepçe, kepçe alınan ballı maaşlar
Kaşıkla hata kaşığın ucu ile verilen tadımlık maaşlar
Bir taraf abat olmuş mutluluktan uçuyor
Bir taraf berbat olmuş yerlerde sürünüyor
Evden çalış dediler
İşyerinden çalışmayı mumla aratır oldular…
Yemek cepten
Ulaşım giderleri şirkete ek katkı
Ev halkı sus pus, ekran karşısında çırpınana, hizmette seferber olmuşlar!
Şak telefon, tak ekran karşısında, ne zaman mefhumu var ne de ek mesai ücreti
Hadi ondanda vaz geçtik diyelim, bir de ücretin yarısını vererek, güya işten çıkarmadık diye övünüyorlar…
Ey adalet
Hak
Hukuk neredesin?
Geldinse üç kere masaya vur!
Ruh mu çağırıyoruz yoksa kahve falına mı bakıyoruz diyorsanız?
Hayır! Maaşları çağırıyoruz…
Son yıllarda bu ücretler öyle bir şımardılar ki
Ay başında geldiği gibi gidiyorlar
Daha elinize alıp cebinize koymadan
Kira
Aidat
Elektrik
Su
Doğalgaz
Kaldıysa birde aylık ulaşım kartı
Gerisi mi?
Sade suya tirit!
Artık bir ay ısıtıp, ısıtıp maaile çalakaşık yiyin, yiyebildiğiniz kadar…
Dahası, ele güne, düğün bayram!
Ekranlarda ki söylemlere bakarsanız
En başarılı biziz
Dünyaya örnek olduk!
Bu kadar milyar nakit verdik
Şu kadar kredi dağıttık
Vergiler dahil bir sürü ödemeleri öteledik
Karşılıksız esnafa maddi yardım sunduk…
Daha neler… neler…
Yani gene bizi kıskandılar diyeceğiz de, kimse demiyor ki kardeşim bu ne göz, bu ne nazarmış her seferinde bize değiyor?
Madem bu gözü, nazarı engelleyemiyoruz, cem-i cümlemizin başına kurşun mu döktürsek?
Belki bir faydası olur!
Oldu olacak muhtarlıklara tıpkı YSK seçim listesi gibi kime ne kadar yardım yapıldığı asılsın, bizde görelim, devlet bütçesi ve bankalarından kim ne kadar nasiplenmiş bilelim değil mi?
Ne demiş atalarımız;
Dilin kemiği yok
Laf uçar yazı kalır!
İşletmesini, işini kaybedenleri değil, bu iş yerlerinin üstüne çöküp, kaçak ve kayıt dışı işgücü ile kazançlarını katlayanları araştırıp, sormak ve asla göz açtırmamakta, devletin asli görevidir ve olmalıdır!
Tok, açın, çoklu maaş alanda, yarım yamalak aylık alanın halinden anlamazmış…
Sözün özü;
Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar!

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.