Tehlike hangisinde?

Kazım Çiloğlu

İnsanlık olarak doğada karşılaşabileceğimiz en büyük sorunların başında, içtiğimiz su ve soluduğumuz hava geliyor!
Havasızlığa en iyi dayanma süremiz bir bilemediniz bir buçuk dakika iken, susuzluk süremiz bir haftaya kadar uzayabiliyor.
Aynı durum süreleri değişse de doğadaki tüm canlılar içinde geçerli.
Burada öncelikle susuzluk ve kuraklık arasında ki farkı, toplum olarak çok iyi anlamamız ve önlemlerimizi ona göre almamız gerekir.
Susuzluk geçici bir durumdur
Yağmur, kar yağdı
Barajların seviyesi kritik düzeyin üzerine çıktı
Bu yaz yetecek kadar suyumuz var gibi benzer açıklamalar, sadece susuzluk sorununu gidermenin ötesine geçemez!
Gelecekte ki kuraklığı gidermek içinde bir çözümü olamaz
Kuraklık sadece depoladığımız sularla giderilecek bir sorun değildir
Tüm yer üstü ve yer altı su kaynaklarının toplamını ifade eder ki uzun bir zamandan beridir, yer altı su kaynaklarında en önemli gösterge olan, kuyu sularının çok daha derinlere çekilmesi hatta kurumasıdır.
Aynı zamanda yer altı derelerinin de benzer ve yanlış su kullanımı , tarım, HES ve sanayinin konuşlandırmasında ki hatalar nedeni ile aşırı su kaynaklarının tüketilmesine neden olmaktadır.
Mesela demir çelik sanayiyi aşırı su harcama yapan bir işletmedir
Keza tropik kökenli sebze ve meyve tarımında da fazla su kaynaklarına ihtiyaç duyar
Ayrıca bir kısa kollu tişörtün pamuğundan, ipliğine, dokumasından boyamasına kadar geçen aşamada üç tona yakın suya ihtiyaç duyulduğunu belki de çoğumuz bilmiyoruz!
Başta altın olmak üzere, maden kaynaklarının işletilmesi de suyun aşırı kullandığı ve kullanılan suyun ise çevreye ayrı bir zarar verdiğini de ya bilmiyoruz ya da bilmiyor gibi yapıyoruz…
Dikkat edilirse, yabancı yatırımcıların, özelliklede az gelişmiş ülkeler de üretime dayalı yatırım yapmasında iki önemli etken vardır:
Birincisi kendi ülkesinin havasını kirletmemeleri ve su kaynaklarını tüketmemeleri
İkincisi ise düşük iş gücü maliyeti…
Bu nedenle tarım arazileri son dönemlerde yabancıların en çok ilgi gösterdiklerinin başını çekmektedir.
Aynı şekilde dağ taş nerde maden varsa, orada bir yabancının işletmesinin olmasıdır!
Ülkemizde son dönemlerde su kaynaklarının aşırı tüketiminin yanında küresel ısınmanın yarattığı kuraklık, hala tarım konusunda bir planlama yapmamamız, bizim de kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya kalacağımızın en güzel göstergesidir.
Konya ovasında tahıl üretimi yerine, aşırı su gerektiren tarım ürünlerine para getiriyor diye yönelmek ve buna göz yummak en büyük yanlış olmuştur.
Ne yapmalıyız?
Ülkemizin su kaynakları haritasını çıkarıp, bu yörelere uygun tarım ürünlerinin üretim planlaması yapmalıyız
Yabancı işletme ve yatırımcıların doğal kaynaklarımız kullanma ve doğayı kirletmelerine güçlü denetim getirmeliyiz
Su kaynakları kısıtlı ve ormanlık alanlarda aşırı su gerektiren madenciliği, katı yakıtlı termik santrallerin faaliyetlerine izin vermemeliyiz
Konfeksiyon ve dokumacılık gibi sektörlerinde, ülkede uygun konum yerlerine taşınması için teşvikler getirilmelidir…
Bir bardak su ile ağzınızın kuruluğunu giderebilirsiniz ama doğanın kuraklığını salt yağışlarla önleyemezsiniz!
Sözün özü;
Taşıma suyla değirmen bile dönmezmiş!

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.