Yepyeni bir siyasi strateji mi?

Kazım Çiloğlu

Yepyeni siyasi bir strateji olabilir mi?

Son günlerde eğer dikkat ettiyseniz, 18 yılı geride bırakan aynı ve değişmeyen iktidarın uygulamaların da bariz bir değişiklik sergileniyor.

Nedir bu değişkenlik derseniz?

Yürütme erki ile iktidar partisinin uygulamaların da ciddi çelişkiler yaşandığıdır…

Bu çelişkilerinden ilk su yüzüne çıkan, termik elektrik santrallerinin (TES), baca filtrelerinin iktidar ve ortağı partilerce, süresinin tekrar uzatılması ile ilgili yasanın veto edilmesidir!

Oysa yasanın böyle geçeceği, bu nedenle de, çevreci STK tarafından, bu yörelerde yapılan eylemlerle engellenmeye çalışılmasıydı…

Demek istememiz o ki ülkede meclis tarafından yasanın uzatılacağını herkes tahmin ediyordu ve gene geçmiş on sekiz senelik uygulamalara dayanarak, yürütmenin,  bu durumu bilmemesi hayal bile edilmiyordu!

Ama birde ne görelim, yasa çıkıp onaya gelince veto edildi…

Ve bu gerekçe yürütme tarafından, milletin sağlığı ve çevresel etkilere vereceği zarar ve halkın tepkisini nedeniyle veto edildiğini, elbette milletin isteği ve iradesi her şeyin üstündedir mealinde bir açıklama ile basına duyuruldu…

Burada şaşılacak durum, mecliste çoğunluğu olan iktidar partisinin genel başkanının, bu niyetini(!)neden önce ortaya koymayıp da, hem kendi partisini, hem de onu koşulsuz destekleyen, ittifak ortağının, meclis kararını gerisin geri göndermesidir?

Acaba gerçekten partisi, kendi hilafına rağmen böyle bir karar mı aldı?

Yoksa bu yeni ve bizzat tek adam, tek lider pozisyonunu yaratmak ve seçmen önünde daha güçlendirecek yeni siyasi strateji miydi?

Nitekim tam da bu olay sonrası, gündeme düşen ikinci ilginç olayda, finansal bir kredi ile ortaya çıktı!

Malum, simit, saray ve bir devlet bankasından verilecek olan, yüklüce kredi antlaşmasını kastediyoruz…

Bu konu, nerede ise bir hafta kamuoyunda tartışıldıktan sonra, cumhurbaşkanı, ilgili banka genel müdürünü arayarak, olaya el koyduğunu ve kendi patilerinin, geçmişte yaşanan bu olayları engellemek için iktidara geldikleri mealinde bir açıklamayı da, beraberinde yaptılar!

Bu doğrudan müdahalede de anlaşılmayan bir durum var?

Onca zaman, konunun medyada tartışılmasına rağmen, bu gelişmelerden, yürütmenin ve ilgili bakanın neden bihaber olduğu, kimsenin merakına mucip olmadı?

Biz biliyoruz ki Türkiye Varlık Fonu ile devlet bankaları, bu fona devredilmiş, hazine ve maliye bakanına bağlanmış ve bakan tek yetkili, cumhurbaşkanı da vakfın başkanı olmuştu…

Ve çok daha ilginci, bu olay, bizzat cumhurbaşkanının müdahalesi ile engellendi!

İnsanın ister, istemez bu kadar ve tek elden yetkili bakanın kontrolündeki bu fondan, bihaber oluşu ile beraber, acaba benzer başka kredi olayları da gerçekleşmiş midir? Sorusunu akla getiriyor!

Diğer yandan, bu kadar yüksek tutarda ki bir paranın, kimsenin haberi olmadan, fondaki bir bankaca yapılıp yapılmayacağıdır? 

Yoksa bu da iktidar partisinin yürütme ayağında ki başka bir ayrışma ve muammanın(!)görülen ilk dumanları mıdır?

Her gün o kadar çok siyasi söylem ekranlara yansıyor ve sanki bir seçim arifesinde gibi liderlerin, bir birlerini suçlamaları, insana ister istemez bir erken seçim mi var? Sorusunu akla getirmiyor da değildir…

Burada alışılmayan ve dikkat çeken en önemli husus, cumhurbaşkanı ve iktidar partisi, bundan önce hiç bu kadar açıktan ve birbirlerine ters düşmemişler, aleni bir ortamda böyle gündeme gelmemişlerdi?

Acaba neden son iki olayda böyle ciddi çelişkiler sergilendi ve kamuoyuna yansıtıldı?

Parti ile lideri arasında bir anlaşmazlık var ve bu yavaş, yavaş su yününe mi çıkıyor?

Yoksa yakında ya da ileri ki bir başkanlık seçiminde, iktidar partisi ile başkanının seçmen önünde ki eksilen oy dengesini, başkandan yana arttırmak ve yeni sisteme göre yürütmeyi yani iktidarın(!)başka bir lider tarafından ele geçirilmesini önlemek midir?

Her halükarda ileri ki bir seçimde, mecliste yeni kurulan partiler de dikkate aldığınızda, iktidar partisinin çoğunlukta olması, mümkün olmayacaktır….

Oysa yürütmede de, tek kişi seçilmekte ve onun tarafından tüm yürütme, düzenlenmektedir.

Dememiz o ki ileri ki zamanlarda ve bilhassa kamuoyunu çok etkileyen yasaların, meclise daha çok gelmesi ve bu çıkarılan yasalarında gerekçeleri ile veto yemesi görülürse?

Biliniz ki bu yeni bir siyasi strateji uygulamasının işaretleri olacaktır.

Bu yeni anayasal düzenin yürümeyeceği daha ilk günlerinden açıkça belli idi ama bu kadar erken çıkmaza girip, yeni arayışlara yöneleceği ise bu sisteme evet diyen seçmen tarafından dahi beklenmiyordu…

Bu günkü karşı karşıya kaldığımız siyasi çıkmazın, yumuşak karnı ve en zor yanı ise ekonomik durumun, en zayıf noktada olduğu bir zamana denk gelmesidir!

Sözün özü;

Eğer bir çıkış yolu aranıyorsa?

Biliniz ki gidilen yolun yanlış olduğu görüldüğündendir!

Zararın ve yanlışın neresinden ve ne kadar erken dönülürse o kadar kardır…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.