Ankara’nın Metrosu Aynen Lagos’unki Gibi

Nijerya ve Türkiye, organizasyon kabiliyetleri yüksek olmadığı için ikinci kategorideki ülkelerdir.

Dink davası sonuçlandı. Ne gösterdi? Söz konusu olan devlet ise Türkiye’de son on yılda essahtan değişen hiçbir şey yoktur. Nokta. Ankara metrosunun, istasyon sayısı açısından Nijerya’nın Lagos metrosu seviyesinde olması da, ortada devletle alakalı yapısal bir değişiklik olmaması ile yakından alakalıdır. Gelin bakın bu nasıl böyledir. Bu günlerde Nijerya devlet başkanı Goodluck Jonathan’ın başı dertte. Halbuki Nijerya’da bir ilki gerçekleştirmiş, demokratik bir seçimle işbaşına gelmişti. Geçenlerde bir başka ilki daha gerçekleştirmeye kalktı: Petrol fiyatlarındaki devlet desteğini kaldırdı. Sendikalar ayağa kalktı. Millet benzin sübvansiyonunu geri istedi. Aslında toplumun en yoksul kesimlerine ulaşmayan bir devlet desteğini yaygınlaştırma girişimini, toplumun en yoksul kesimlerinin tepkisi geriletti.
Ben, “Türkiye’de birkaç kişinin cebine giden kentsel rantı vergilendirmeye kalksak, herhalde bizde de tepki aynen böyle olurdu” diye düşündüm. Boşuna Nijerya’nın eski başkenti Lagos ve Ankara, metro güzergâhlarının kısalığında birbirleri ile yarışmıyorlar. Türkiye de bir nevi Nijerya’ya benziyor. Vergi toplayacak organizasyonu kuramayınca metro da olmuyor işte.
Önce birkaç Nijerya notu vereyim: Nijerya petrol üreticisi bir ülke. Benzin millete ucuza satılıyor. Bunun devlete yıllık maliyeti yaklaşık 8 milyar dolar. Jonathan yönetimi toplumun en yoksul kesimlerine ulaşmayan, ağırlıkla toptancılar eliyle, yurtdışına aktarılan bu desteği daha yaygın bir desteğe çevirmeyi hayal etti. Bir nevi Nijerya’nın zenginliğini, devlet eliyle, Nijeryalılara aktaracak bir yeni mekanizma tasarlamaya kalktı. Bunun temeli ise, az sayıda kişinin çok miktarda yararlandığı benzin sübvansiyonunu kaldırmaktı. Böylece benzinin litresi 0,4’ten, 0,9 dolar-cent’e yükseldi. Herkes ayağa kalktı. Ortalık yangın yerine döndü. Jonathan, fiyatı 0,6 dolar-cent’e indirdi. Sübvansiyon küçüldü ama başkan yara aldı. Ortalık hâlâ sütliman olmadı.
Peki neden böyle oldu? İlk başta kafanız karışabilir. Karışmasın. Nijeryalılar kendi devletlerinden hayırlı bir iş çıkmayacağına derin bir inanç duydukları için sokağa çıktılar. Devletin vaat ettiği ‘daldaki iki baykuş’a bakıp, ‘eldeki tek kuş’tan da olabileceklerini düşündüler. “Kötü tasarlansa da, var olan destek destektir” diye düşündüler ve sokağa çıktılar. Şimdi müsaadenizle bu hikâyeyi Türkiye’ye bir bağlayayım.
“Devlete ve devletin yönettiği programlara yönelik derin güvensizlik neye mal olur?” diye hiç düşündünüz mü? İsterseniz bir düşünün. İşte bu güvensizlik ve bu güvensizliğe neden olan yolsuzluk algısı, yapımına 1980 yılında başlanan, Lagos metrosunu aşağıdaki resimdeki gibi ilkel bıraktı. Aynen yan resimde görülen Ankara metrosuna olduğu gibi yani. Belediye metro yapmaya kalkıp, kömür yardımını kesseydi ne olurdu? İsyan çıkardı. Belediye başkanı değişirdi. Ne yapalım “eldeki bir kuş daha kuştur daldaki iki baykuştan”.
Tamam. Nijerya bir petrol üreticisi. Bu bakımdan Türkiye ile Nijerya elbette birbirine benzemiyor. Nijeryalılar, devlete güvenmedikleri için, benzin sübvansiyonunun daha karmaşık bir yöntemle kendilerine geri dönebileceğine inanmıyorlar. Biz de burada kentsel ranta konabilecek bir verginin bize geri dönebileceğine hiç inanmayız. Cebimizdeki paraya bakarız. “Eldeki bir kuş, daldaki iki baykuştan iyidir” deriz. Sonuç şudur: Nijerya, sahip olduğu zenginliği, Nijeryalıların refahına dönüştürebilecek bir organizasyon kabiliyetine sahip değildir. Bakın Nijerya bu açıdan Türkiye’ye çok benzemektedir.
Ülkeler ikiye ayrılır: Organizasyon kabiliyeti yüksek olanlar ve olmayanlar. Kore ilk kategoridedir. Seul metrosu tam da bu nedenle yılda 2.2 milyar kişi taşımaktadır, 328 istasyona sahiptir. Nijerya ve Türkiye ise ikinci kategoridedirler. Ankara metrosunun sadece 22 istasyonu vardır.
Bir metroya sahip olmanın bereketini hiç düşündünüz mü? TEPAV iktisatçısı Esen Çağlar’ın metro ile ilgili yazısını bir okuyun. Kadınların işgücüne katılımının bu memlekette rekor düzeyde düşük olmasında, büyük kentlerimizdeki metro eksikliğinin kesin bir katkısı vardır.

Hrant

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir