Avrupa-Yunanistan ve Piyasalar

Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB),  ABD, İsveç,İngiltere ve japon Merkez Bankalarıyla anlaşarak dolar swap hattı açıp, Avrupa’lı Bankalardan dolara sıkışanlara para aktarması  piyasalardaki kötü gidişatı durdurmaya yetti. Fakat piyasalar tarafından olumlu karşılanan bu gelişmeler, aslında çok çok büyük sorunların ve virüslerin Avrupa’yı sardığını gösteriyor. Amerikan Bankaları Avrupa’lı bankalara kredi açmıyor. Avrupalı bankalar vadesi gelen borçlarını ödemek için bile dolar bulamıyorlardı. Bu nedenle de Euro/dolar paritesi hızla 1.35 seviyelerine kadar gerilemişti. Eğer bu durum birkaç hafta daha devam etseydi, gerçek anlamda bir bankacılık krizi bütün Avrupayı sarabilirdi. AMB’nın diğer Merkez Bankalarıyla ortaklaşa yürüttüğü bu dolar swap hattına bundan sonra da sürekli olarak ihtiyaç duyulacaktır. Bu tür bir müdahaleye ihtiyaç duyuluyor olması bile başlı başına dünya bankacılık sisteminin ne kadar istim üstünde olduğunu ve bıçak sırtında gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla Avrupa’daki sorunların bitmesini beklemek çok yanıltıcı olur. Zaten hiç kimse de beklemiyor.  Bunu bir hastalığa benzetirsek, Avrupa’nın hastalığının bir tane ilacı yok. Hastalık zaman zaman şiddetlenecek ve bu türden ağır uyşturucu türünde ilaçlar verilecek ve hasta rahatlatılacaktır. Hastalığın kökten çözümü çok ciddi bir cerrahi müdahale gerektiriyor. Fakat bu müdahalenin narkoz olmadan yapılması gerekiyor. Aksi halde hasta ameliyat masasında kalabilir ve uyanamayabilir. Ama hastaya bu acının çekririlmesi de istenmiyor ve idare edilebildiği kadar edilecek. Ama sonunda hasta acılar içerisinde ameliyat edilmek zorunda kalacaktır.

Avrupa’lı maliye bakanlarının Cuma günü Polonya’daki toplantısı bana göre tam bir fiyasko ile sonuçlandı. Avrupa İstikrar fonunun artırılmasına karşı çıkıyorlar. Çünkü hepsi elini cebine atmak zorunda kalacaklar. Dünya’nın hiç bir yerinde hiç bir maliye bakanı sürekli para (vergi) toplama durumundan çıkıp, para ödeme durumuna geçmek istemez. Toplantı sonrasında söyledikleri şey, “daha fazla vergi indirimi veya harcamaların artırılması asla söz konusu olamaz” şeklindeydi. Avrupa’daki durumun felsefik ve sosyolojik bazda ne kadar vahim olduğunu bu gelişmeler daha da net ortaya koyuyor. ABD Maliye Bakanı Geithner’in önerilerine kulak tıkayan Avrupa ülkelerinin maliye bakanları piyasanın gücünü hala hafife alıyorlar. Tarihteki büyük krizlerden halâ ders çıkarılmamış olduğunu anlıyoruz. Bu durum geleceğe ilişkin bakışımızı tabi ki olumsuz etkiliyor. Önümüzdeki bir yıl içerisinde İspanya ve hatta İtalya bile Yunanistan’ın durumuna düşebilir. Zaten bu tür birşey olması durumunda dünya finans sistemi tam bir kördüğüm olur ki, bunu demoklesin kılıcı bile açamayabilir.

Yunanistan Sözünü Tutabilecek mi?

Bu yazının yazıldığı Pazar akşamı itibariyle,  The Wall Street Journal’ın haberine göre işler yine karışık. Yunan Başbakanı Papandreu aslında bu Pazartesi günü New York ve Washington’a gidecekmiş ama bu program iptal olmuş. Yunanistan şimdi çok büyük sayıda kamu çalışanının (en az 25.000) işine son vermesi gerekiyor. Aksi halde tasarruf tedbirleirni uygulama ikanları yok. Fakat bu yapılırsa ülkede çok daha büyük protestolardan korkuluyor ve hatta seçime bile gidilebileceği belirtiliyor.

Cuma günü Polanya’da yapılan toplantı sonrasında Yunanlılara ültimatom verilmiş durumda. Yunan üst düzey büroktarlarından alınan bilgiye göre, Avrupa’lı Maliye Bakanları “Eğer istediğimiz herşeyi yapmazsanız Ekim ayında da havanızı alırsınız” demişler. Bilindiği üzere Eylül’de çıkması gereken yardım Troyka tarafından Ekim ayına ertelenmişti. Şimdi şu soruyu sorabilirsiniz; “Yuannlı üst düzey yetkililer neden bunu Wall Street Journal’a anlatıyorlar?”

Cevabı basit. Eğer bu haber dünyanın en önemli finans medyasında yayınlanırsa, piyasalar yeniden alt üst olacak ve o tehdit savuran Avrupa’lı Maliye Bakanları seslerini kesip mecburen Yunanistan’ın ihtiyaç duyduğu dilimi çıkartma zorunda kalacaklar.

Şu an muhalafet partileri ciddi biçimde seçim için basıtırıyorlar. Eğer yunanistan’da bir seçim kararı alınacak olursa, film kopar. O aşamadan itibaren hiç kimse hiçbir şekilde a acı kararları alamaz. Süre uzayınca da Yunanistan’ın iflası kaçınılmaz olur. Seçim olmasa bile, Yunanlı bürokratların konuştuklarına bakılırsa, görünen o ki şimdi bile bu kararların parlamentodan geçmesi imkansız. Yani Yunanistan’ın iflas etmeyeceği geçen hafta Merkel ve Sarkozy tarafından açıklanmış olsa da, kısa bir süre sonra, Yunanistan’ın sözlerini tutmadığı için artık yardım yapılmayacağı açıklanarak iflasına izin verilebilir. Fakat bu arada, Avrupa’lı bankaların ellerindeki Yunan tahvilleri AMB tarafından satın alındığı için, olan Yunanlı bankalara ve Yunanlı mevduat sahiplerine olur.

Yunanistan’ın iflasının domino etkisi olur mu? Sorusunun cevabını net bir şekilde vermek oldukça zor. Fakat iflas durumunda şu ankinden daha iyi olmayacağımız kesindir. Bu durum diğer ülkelerin iflasını da gündeme getirebilir ve piyasaları yeniden sarsabilir. Sözün kısası hala iflas riski bitmiş değil. Bu yüzden herşey güllük gülistanlık gibi davranmak yanıltıcı olur. Temkinli bir kısa vadeli iyimserlik daha makul bir davranış biçimi olacaktır. Orta ve Uzun vadeye kötümser bakmak gerekiyor.

BORSA

Geçen hafta yüzde 3.56 artış gösteren İMKB100 endeksi çok önemli direnç seviyesi olarak verilebilecek 58.000-58.500 aralığını gördükten sonra 57. 896 seviyesinden kapandı. Son 3-4 haftadır dış piyasalardan pozitif ayrışan endeksin, artış hızı bu hafta yavaşlayabilir. Çünkü 58.500 civarında hem 70 binden aşağı yönde gelmekte olan trend çizgisi var, hem de, daha önce bu seviye defalarca test edilmişti. Bu yüzden ilk aşamada bu seviyenin yukarı kırılması ve artışın devam etmesi için günlük işlem miktarında belirgin bir artış gerekiyor. Günlük bazda 1 milyar lotun üzerinde, 60 dakikalık bazda da en az 180-200 milyon lotun üzerinde işlem miktarı gerçekleşirse bu direnç seviyesi yukarı kırılabilir. Düşük işlem miktarı ile artış devam etse de, 58.500 civarına ulaşılması durumunda yeni pozisyon açmamakta ve kârda olunan senetlerde kâr realize etmekte fayda olacaktır. Avrupa’daki sorun hallolmuş görünse de, Yunanistan bu hafta çok sancılı günler geçirecektir. Acı reçetenin parlamentodan geçmesi zor görünüyor.

DOLAR

Geçen haftanın ikinci yarısı piyasalarımız açısından çok olumlu geçmesine rağmen, dolarda fazla bir gerileme görmedik. Üstelik dolar bu arada Euro’ya karşı değer kaybetmesine rağmen, hafta içinde gördüğü en yüksek seviye olan 1.8050den 1.7850 seviyelerine gerileyerek kapanış yaptı. Ayrıca MB’nın döviz satış ihalelerine bekleneden fazla talep geldi. Dolar cephesinde eğer kısa bir süre içinde (1-2 hafta) 1.7550 seviyesinin altında kapanış olmazsa, 1.80 seviyesinin yukarı kırılma olasılığı artabilir. Bu 1-2 hafta içinde eğer 1.7580 seviyesi aşağı geçilecek olursa 1.73 seviyelerine kadar gerileme bekleyebiliriz. Dolarda bu haftaki strateji, 1.7950 civarında sat 1.76 civarında Al şeklinde verilebilir. Ama 1.7950’de  satış yapılırsa, 1.80’in üzerinde bir kapanış durumunda stop-loss yapılmalıdır. tersine 1.76 civarında alım yapılmışsa, 1.7560 seviyesi aşağı geçilirse yine stop-loss yapılmalıdır.

Bugün seans içi yorumda görüşmek üzere…

NOT: Webinar yapmam için (Web üzerinden seminer ve soru cevaplama)  sizlerden çok sayıda mail alıyorum. Bir webinar düzenleyeceğim. Bu webinara katılmak isteyenler lütfen [email protected] mail göndersinler. Webinar düzenlendiğinde kendilerine otomatik olarak linkler gönderilecektir. Webinarları saat 12:00 ile 13:30 arasında yapmayı planlıyorum fakat bu saatler daha sonra değişebilir. Her webinar için ayrı saatler uygulayabiliriz. Webinarı kaydetmeye çalışacağım. Katılamayanlar daha sonra izleyebileceklerdir.  Webinarlarda herhangi bir ücret alınmamaktadır. Sağlıcakla kalınız…