Babayasa Değişikliği Gerek

İNSAN gençken, dünya kendisiyle birlikte kuruldu zanneder. İşin kötüsü aklına gelen her fikri ilk kendisi düşündü sanır.

Yaşayıp, yaşlandıkça; bilgisi ve görgüsü arttıkça, güneşin altında söylenmedik söz olmadığını idrak eder. Ben şimdi o aşamadayım. Bir şey söyleyecek olsam, acaba bunu benden önce kaç kişi, hem de benden daha iyi ifade etti diye düşünüyorum.

DEVLET NİÇİN BABADIR

Selçuklular’dan başlarsak, yaklaşık 1000 yıldır, Türk denilen bir kavim “devlet kurabildiği ve yaşatabildiği” için bu coğrafyaya iyi kötü hükmediyor. Biliyor ki; devletini kaybettiği anda borusu ötmeyecektir. Türkler, anayurtlarını terk edip, Yunanca “Güneşin Doğduğu Yer” anlamına gelen Anadolu adındaki bu topraklara geldiğinde, buralar özelleştirilecek 2B arazisi değildi. Binlerce yıldır pek çok kavimin anayurduydu. Yerleşik kavimlerle melezleşip devlet kuran Türkler için Anadolu, bir anayurt değil “babayurt”tur. Onun için devlete, baba derler ve Allah devlete zeval vermesin diye dua ederler.

ANAYASAYA EVET DEDİM

1961 Anayasası oylanırken Arçelik’te personel müdürüydüm. Eskisi niye kötüydü, yenisi niçin iyi olacaktı bilmiyordum. Anayasa tartışmalarının iç yüzünü bilmediğim için, konuşulanlar bana havanda su dövmek gibi geliyordu. Hiçbir şey anlamadan, anayasa taslağının tek satırını okumadan, şu iş bitsin de Milli Birlik Komitesi dağılsın diye, 1961 anayasasına evet dedim.

GİTTİ ESKİ PUT GELDİ YENİ PUT

Son dönemde yapılan anayasa tartışmalarının özünü bu kez kavrar gibiyim. Yeni anayasa, “ülkede hangi dünya görüşü egemendir” sorusunun, fiilen değişmiş cevabını yasal zemine oturtacaktır. “Devrimle kurulmuş cumhuriyet” ile “karşı (d)evrimle oluşmuş demokrasi”nin yaptığı bilek güreşi sonucunda oluşan yeni “değerler” belirlenecektir. Sivillerin yaptığı anayasa söyleminden murat budur. “T.C.” yani birinci cumhuriyet iki sütun üzerine inşa edilmiş idi. Sütunlardan biri laiklik, diğeri tek uluslu bir devlet olmaktı. Eski anayasa ve kurumları, bunları savunurdu. Yenisi, bu sütunları kullanmayacaktır. Sonuçta yeni anayasayla “laiklik” ve “ulus devlet” putları kırılacaktır. Bunların yerine başka putlar konacak ve yeni putların muhafızlarının yasal güçleri ve parasal imkânları arttırılacaktır.

İNSAN ODAKLI ANAYASA

Gelelim yeni anayasanın devlet değil, insan (birey) odaklı olacağı savına. İşte bu tam bir aldatmacadır. Demokrasilerde anayasalar; “devletlin değil, iktidarın” gücünü sınırlandırmak amacıyla halkın kendi arasında yaptığı bir sözleşmedir. Devlet ise bu sözleşmeyi zorla uygulayan silahlı kurumdur. İnsan odaklı bir yönetim kurmak ise bambaşka bir projedir. Bunun için anayasanın, öncelikle “insanın, insanı ezmesine” ve “geleneklerin, bireysel özgürleşmeyi engellemesine” izin vermemesi gerekir. İkinci olarak, devlet adına kamu düzeni sağlamakla yükümlü olan bürokrasinin, vatandaşı sistematik olarak suçlu veya kabahatli hale düşürmesine engel olmak gelir. Bunlar, yazılı anayasaya değil, yazısız “babayasaya” giren konulardır. İnsan odaklı bir idare kurmak için devleti zayıflatmak değil, tam tersine güçlendirip “kanun ve nizamı” hâkim kılmak şarttır.
Son Söz: Devlet, iktidarın atıdır; binicisine göre kişner.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir