Çetin Ünsalan – Buzda yatar; mikrop arar

Çetin Ünsalan

Türkiye enflasyonda kontrolü tamamen elden kaçırmak üzere. Son açıklanan veri Aralık 2003’ten bu yana en yüksek seviyenin görülmesi sonucunu da önümüze getirdi.

Bununla birlikte hükümet nezdinde yapılan açıklamalar şaşırtmaya devam ediyor. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, son çıkan enflasyon rakamlarını değerlendirirken tartışmalı tavrını sürdürdü.

Öncelikle aralık ayı itibariyle enflasyonun düşüş trendine gireceğinin altını çizen Şimşek, artışın gıda fiyatlarından kaynaklandığının bir kez daha altını çizip, Gıda İzleme Komitesi olarak hangi tedbirleri aldıklarını sıraladı.

Beyanatın izahına girmeyeceğim. Çünkü en büyük kırılma halen sonuçların üzerinden yola çıkarak, rakam tutturma eğiliminden kaynaklanıyor. Yani ekonomi yönetimine göre istatistiksel bazda istenen rakama ulaşılırsa, sorun ortadan kalkıyor.

Teşbihte hata olmazmış. Şimşek buzda yatıp, grip olduktan sonra grip mikrobu arayan bir tavır içerisinde. Mikrop oranını düşürmek için çalışmaları hızlandırıyor da, buzda yatan hastayı, önce buradan kaldırmak gerektiğini görmezden geliyor.

Enflasyonun, yükselişe neden olan etkenlerininin, ekonominin maliyetli hale gelmesiyle ortaya çıkan tablodan kaynaklandığını ısrarla görmek istemiyorlar.

Yani bizim çarşıda pazarda satın aldığımız, üreticinin de imalat yaparken ya da ithalat gerçekleştirirken dolar kuru başta olmak üzere, harcamalarının ve giderlerinin artmasından kaynaklandığı ısrarla görmezden geliniyor.

Ürün ve hizmet bedellerinin artmasından ve bunun enflasyon yaratmasından bahsediliyor da, bu maliyetlerin neden yükseldiğine gözler kapanıyor. Doğal olarak ne sorun çözüm aşamasına geliyor; ne de problem gerçekten masaya yatırılıyor.

Türkiye’nin ekonomik anlamda başta finansman olmak üzere maliyetlerinin artması, ödemelerinin ağırlaşması yok sayılarak, girdi maliyetlerindeki yükseliş görmezden gelinerek gerçekçi bir analiz yapmak mümkün değil.

Görülen o ki, yakın vadede de bu tip bir değerlendirilmeye gidilmeyecek. Çünkü bu değerleme kriteri kabul edilirse, ekonominin daralmasından maliyetlenmesine kadar uzanan çizgide, temelde bir dizi hatanın da kabullenilmesi anlamına geliyor.

Şu bir gerçek ki, ortadaki fotoğraf Türkiye’nin enflasyon gerçeğiyle artarak yaşamaya alışacağını gösteriyor.

Daha kötüsü bunun nedenlerini yok sayan bir ekonomi yönetimiyle de, önümüzdeki süreç, doların, enflasyonun ve bağlantılı olarak faizin de yükselmeye devam edeceğini anlatıyor.

Eğer sorunu kabul etmez de daha gerçekçi çözümler aramaz isek ne olacak biliyor musunuz? Hiç iktisadi tanımlamasına girmeyip, direkt anlatayım.

Hem enflasyon yükselecek, hem işsizlik artacak, hem de ekonomide daralma başgösterecek. İşte bu, enflasyondan da tehlikeli bir durum. Çünkü alım gücü çakılırken, ürünlerin fiyatlarındaki artışın sürmesi, buna paralel piyasalardaki durgunluğun artması spazm durumudur.

Anlaşılan o ki, gerçekleşmelerle ilgilenip, gerçekleri görmezden gelen tavır, yumurta kapıya gelene kadar durumu zorlamayı sürdürecek. Sonra da ülkede iktidarın, alıştığımız üzere şu açıklamasını konuşacağız: Pardon; görememişiz.

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.