Çetin Ünsalan – Kevgir

Çetin Ünsalan

Herkes nefesini tutmuş kredi derecelendirme kuruluşlarının not ve raporlarını bekliyordu. Hafta sonuna denk gelecek biçimde ikisi de olumsuz olarak açıklandı. İşte garip tiyatro bundan sonra başladı.

Pazartesi kritik gündü. Pazar öğle saatlerinden itibaren sosyal medya başta olmak üzere, ertesi gün doların 4 TL’yi göreceğinin dedikodusu yayılmaya başladı. Sosyal medyada iş o kadar ayyuka çıktı ki, gazeteci olarak bizlere bile sorma ihtiyacı duyanlar oldu.

Dolar yarın 4 TL olabilir mi? Öylesine büyük bir algı yaratıldı ki, ‘olağanüstü bir şey olmazsa bu kadar büyük bir çıkışın bir günde olması çok gerçekçi değil’ yanıtımızı duymadılar bile. O an anladım ki, bu lafı kim ortaya attıysa dersine iyi çalışmıştı.

Ardından haftanın ilk iş günü piyasalar açıldı. Dedikodu bizim üzerimizde de etki yapmış olmalı ki, sabah ilk iş olmayacağını düşünmeme rağmen dolar kuruna baktım. Beklediğim olmuştu ve 4 TL meselesi dedikodu olmaktan öteye gitmemişti.

Sonra ondan da garip bir durum ortaya çıktı. Borsa olağanüstü bir biçimde değer kazanmaya başladı. Hatta günün sonunda, BIST 100 son 9 ayın en yükseğini 86 bin 237 ile gördü. TL / dolar ise söylenenin aksine aşırı değer kaybetti ve 3,78 seviyelerine geriledi.

Aynı gün içinde Trump kararlarının etkisi ile Avrupa borsaları değer kaybederken, finansını ve yatırımcı yapısını oraya dayamış Türkiye’de borsa yüzde 2,5 değer kazandı. Dolar 4 TL dedikodusunun ardından aşırı bir değer kaybetti.

Bankaların kâr açıklamasının bunda etkisi olsa da, sizce de ortada bir gariplik yok mu? Dünyadaki tüm kredi derecelendirme kuruluşları sizi yatırım yapılabilir seviyenin altına itmiş, ama ilk iş günü sizde tüm göstergeler nispi olarak olumlu gösterge veriyor.

Şimdi burada iki ihtimalli yaklaşım söz konusu olabilir. Birinci koro ‘gördünüz mü ne kadar güçlü bir ekonomimiz var’ sloganlarıyla ortaya dökülür. Bunun böyle olmadığını bildiğimize göre ikinci yaklaşıma bakalım.

Birilerinin çok pis vurgun peşinde koşuyor olma ihtimali daha yüksek. Borsadaki tabiriyle keriz silkeleme diyebileceğimiz, genel ekonomik ortamda risk satacak yeni kurbanlar olarak nitelendirebileceğimiz bir ortam izlenimi oluştu.

Hadi biz biraz daha nezaketli davranalım. Sanki ortada bir kevgir var ve bazılarını ufalayıp eleyecekler, büyük tanecikler de kevgirin üzerinde kalacak. Sonuç mu? Ne güzel söylemiş Orhan Veli:

Cep delik, cepken delik

Kol delik, mintan delik

Yer delik, kaftan delik.

Kevgir misin be kardeşlik.

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.