Faruk Çelik Etkisi ve Piyasalar

Yaşar ERDİNÇ

Dün MHP ile AKP liderleri arasındaki görüşme 2 saat 50 dakika sürdürdükten sonra, herkes ne sonuç çıkacağını merak ederken Çalışma Bakanı Faruk Çelik, Başbakan’ın çok güzel açıklamalar yapacağını söyledi ve haber ajansları bunu haber olarak geçtiler. Doğal olarak aynı haber, Reuters, Matriks, Foreks gibi veri dağıtım şirketlerinden de geçti. Bu durum piyasalarda heyecan yarattı. Dolar 2.8475 seviyelerinden 2.8225 seviyesine kadar gerilerken, BIST 100 endeksi 76.500’den 77.500’e kadar bin puan yükseldi. Görüşmeye katılan iki kişiden biri olan Faruk Çelik’in bu açıklamaları bariz bir piyasa hareketi yarattı ve dünyanın neresinde olursa olsun bu tür bir etki yaratır.

Saat 18:00’e doğru sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu açıklamalarına başladığında bir koalisyon zemininin olmadığını söylediğinde dolar yeni rekorlar kırarak 2.86’nın üzerine çıktı ve bu sabah rekor tazeleyerek 2.8750’lerin üzerinde bulunuyor. Faruk Çelik bu tür bir açıklamayı neden yaptı? Eğer o sırada toplantıya katılmış olsam ve piyasaların tam anlamıyla 180 derece terse getiren bu açıklamayı ben yapsam acaba burada SPK’nın aksiyonu nasıl olurdu? Bunun adı manipülasyon değildir de nedir? Birçok yatırımcı bu açıklama üzerine pozisyonlarını değiştirmiş. Bu konuda dün çok fazla twit geldi. Gerçekten de artık birçok şeyi anlamakta güçlük çekiyorum. İleriki günlerde SPK’nın bir aksiyon alıp almadığını göreceğiz ama bir bakana karşı bir aksiyon herhalde bu ülkede komik kaçıyor. İnsanlar geleceğe olan inançlarını kaybettiler. Eğer bir toplum geleceğe dair inançlarını ve olumlu beklentilerini kaybetmişse, o ülkede ciddi kırılmalar yakındır.

Bugün Merkez Bankası toplanıyor ve dolar 2.8750’nin üzerinde. Bu tür bir durumda MB, bekleneni yaparsa bir etkisi olmayacaktır. Koridorun alt seviyesinde 50-100 baz puan arası bir artış bu aşamada dövizdeki volatilitenin kontrolü için yeterli değildir. MB, koridoru daraltmak yerine politika faizini tek bir faiz seviyesi olarak belirlemeli ve bunu da 10.50-11.50 arasında bir yerde belirlemelidir. Sadece bu şekilde piyasalara güçlü mesaj verilmiş olur. Aksi halde, MB kararının kurlar üzerinde aşağı yönlü baskı etkisi zayıf olur.

Siyasi tansiyon dünkü AKP-MHP görüşmesinden sonra daha da artacak gibi görünüyor. Şu an seçimin ne zaman yapılabileceği ve nası bir hükumet ile seçime gidebileceğimize ilişkin olarak Gazete Haberturk’ten Volkan Yanardağ’ın haberi şöyle;

“Koalisyon ihtimallerinin tükenmesinin ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın seçimleri yenilemesi en güçlü olasılık olarak öne çıktı. Erdoğan’ın seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde yasa gereği 90. günü takip eden ilk pazar günü seçimin yapılması gerekiyor. Bu durumda en geç seçim tarihi 22 Kasım olarak gözüküyor. Ancak Yüksek Seçim Kurulu, seçim kararı alındıktan sonra takdir yetkisini kullanabiliyor. Kararın TBMM veya Cumhurbaşkanı tarafından alınması bu anlamda fark etmiyor. YSK, geçmiş dönemlerde 50 güne kadar takvimi kısaltarak, seçimi gerçekleştirmişti. Eğer bu mümkün olursa en erken seçim tarihi 18 Ekim olarak ortaya çıkıyor. AK Parti kulislerinde de bu yönde de ihtimaller sıralanıyor. 

Anayasa’ya göre, TBMM seçimlerinin Cumhurbaşkanınca yenilenmesine karar verilmesi halinde, Bakanlar Kurulu çekiliyor ve Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere bir Başbakan atıyor.

Geçici bakanlar kuruluna, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları TBMM’deki veya Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre üye alınıyor.

Siyasi parti gruplarından alınacak üye sayısını TBMM Başkanı tespit ederek Başbakana bildiriyor. Teklif edilen bakanlığı kabul etmeyen veya sonradan çekilen partililer yerine, TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar atanıyor.

Geçici bakanlar kurulu, yenilenme kararının Resmi Gazete’de ilanından itibaren beş gün içinde kuruluyor. Geçici bakanlar kurulu için güvenoyuna başvurulmuyor. Geçici bakanlar kurulu seçim süresince ve yeni Meclis toplanıncaya kadar görev yapıyor.”

Bu aşamada acaba görev CHP’ye verilir mi sorusuna herhalde kimse “evet” diyemiyor. Cumhurbaşkanı’nın bu görevi vermemek için süreyi uzattığı kadar uzatabileceği sır değil. Ama asıl konu, ülkeyi seçime götürecek hükumetin kimlerden oluşacağıdır. Bunu da ileriki günlerde göreceğiz.

Sonuç olarak, piyasalar için ortam hoş değil. Dolar kurundaki stres en azından yarın akşam FED toplantı tutanakları açıklanana kadar devam edecektir. Tabi ki bu arada, MB’mızın alacağı faiz kararı da doların yönü açısından önemli olacaktır. Eğer MB etkili bir karar almazsa, bir ay geçmeden yeniden faiz artırmak zorunda kalacağı bir toplantı yapma durumunda kalabilir. Yani dolar/TL kuru çok daha yüksek seviyelere ulaşabilir. Önce MB kararını bir görelim. Borsanın düşerek açılacağı herkesin malumu… Dünküne göre daha düşük talepli ve aşağı yönlü bir borsa görebiliriz.

Şehit haberlerinin bittiği, siyasi oyunların son bulduğu ve her siyasinin ülke çıkarlarını ve çocuklarımızın geleceğini düşündüğü bir Türkiye’ye uyanmak dileğiyle…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.