Haftaya Başlarken

Borsanın Yönü

Geçen hafta İMKB100 endeksi sadece yüzde 0.44 artış yapabildi. Dişarıdaki bütün olumlu koşullara rağmen, Merkez Bankası’nın almış olduğu yeni kararlar ve enflasyon raporu, borsa açısından ciddi biçimde aşağı yönlü riskler içeriyor.  Bu nedenle geçen hafta içinde, MB açıklamaları sorasında  JP Morgan  Türk hisselerindeki tavsiyesini  nötr’den  “ağırlığı azalt”a çevirdi. Özellikle de son kararlarla birlikte banacılık sektörü hisselerinin olumsuz etklileneceğini belirtti. Bu arada Rus hisselerinde ise alım önerdi. Her ne kadar bu öneri sadece bir tane yabancı kuruma ait olsa da, görünen o ki, diğer yabancı yatırım bankaları da aynı şekilde düşünüyor ki, geçen hafta bütün dünya coşku yaşarken bizim borsamız ciddi anlamda negatif ayrıştı. Bu aşamadan sonra faizler gecelik bazda yüzde 10-12 seyrettiği sürece,  borsada belirgin bir yükseliş trendinin oluşması imkanı çok zayıf bulunuyor. Teknik olarak, İMKB100 endeksinin 60.150 seviyesindeki direncini yukarı kırması oldukça zor. Ayrıca bu hafta içerisinde AB kararlarının detayları konusundaki belirsizlikler ve geçen haftaki yükseliş sonrası kâr realizasyonları oalsılığı nedeniyle borsada 55 bin seviyesinin altına doğru sarkmalar olabilir. Bu nedenle hisse senetlerine yeni yatırım önermiyorum.

 

Döviz’de Beklentiler

Merkez Bankası kararları sonrasında dolardaki sert düşüş yanında Döviz sepetinde de ciddi bir gerileme oldu.  MB’nın açıkladığı eylem planı ve enf. raporu sonrasında  dolardaki gerileme hızlandı. Çünkü faizler gecelik bazda yüzde 10.00-12.50 bandına oturdu. Dövizdeki gelişmelerin fiyatlama davranışlarını bozduğunu söyleyen MB, buna izin vermeyeceklerini belirtti. Bundan sonra dövizdeki oynaklık azalacak ve dolar 1.65 ile 1.82 aralığında karar bulacaktır. Fakat dövizin yönünü net bir şekilde görmek istiyorsanız, MB’nın günlük repo ihalelerini bakınız. İhale sonrasında faizler artınca dolar aşağı, düşünce de yukarı yönlü hareketler yapması beklenebilir.

 

Gösterge Faiz’de Gelişmeler

Bu aşamadan sonra artık gösterge faizin yüzde 9.20’nin altına inmesini bekleyemeyiz. Geçen hafta içinde görülen en yüksek seviye, 2010 yılının Mayıs ayında Yunanistan krizi patlak verdiğinde görülen seviyeydi. Artık MB enflasyona odaklanmış durumda ve bir süre faizler yüksek seyretmeye devam edecektir. Verim eğrisi daha yatay bir hal alacaktır. Bu durumda yatırımcılar uzun vadeli kağıtlardan kısa vadeli kağıtlara geçmeli veya vadeli mevduatlarını daha çok reporda değerlendirmeye başlamalıdırlar. Çünkü bundan sonraki en az 1-2 aylık sürede reponun getirisi orta ve uzun vadeli mevduat getirisine yaklaşacaktır.  Eğer gösterge faiz yüzde 9-9.20 aralığına gerilerse bu noktada tahvilde staış yapılarak kısa vadeli kağıtlara geçilmeli, eğer faizler yüzde 10-11 aralığına gelirse uzun vadeli kağıtlarda pozisyon alınmalıdır.

 

Altın

AB kararları sonrasında diğer emtialarda olduğu gibi Altın da 1700 dolar seviyesindeki direncini yukarı kırarak 1745 dolar seviyesinden haftayı kapadı.  Bu aşamada 1700 dolar seviyesinde destek oluşturmuş görünüyor. Her ne kadar artış sert olsa da, TL bazında altın fiyatlarında, doların TL karşısındaki değer kaybı nedeniyle  belirgin bir yükseliş olmadı.  Uluslararası piyasalarda Altın’ın bundan sonraki yönü yukarı olmaya devam edecektir. Fakat sert artışlar yerine 1700 dolar ile 1800 dolara arsındaki bandı kendine yeni dalgalanma kanalı olarak belirleyecektir.  Yıl sonuna doğru yeniden 1800 doların üzerine geçerek 1910 seviyesindeki direncine yaklaşabilir.  Orta ve uzun vadeli yatırımcılar açısından altın tutulmaya devam edilebilir. 2012-2013 yılları da altının getirisi açısından başarılı yıllar olmaya adaydır.

 

Euro-Dolar

Euro/dolar paritesi geçen hafta AB liderlerinin kurtarma planı sonrasında nihayet 1.40 seviyesindeki direncini yukarı kırarak, geçen hafta içinde 1.4248 seviyesine kadar yükseldi ve haftayı  1.4146 seviyesinden kapattı. Bu hafta için en önemli direnç seviyesi  1.4350 olup, bu seviyenin üzerinde kalıcı bir yükseliş yapmasını beklemiyorum. Büyük olasılıkla eur/dolar paritesi 1.3980 ile 1.4350 aralığında kalmasını bekleyebiliriz. Özellikle maliyeti dolar ve geliri Euro olan İhracatçılar 1.43 üzerinde, ihraç alacaklarını sabitlemeye başlamalılar. Çünkü normal şartlar altında euro-dolar paritesinin 1.45 seviyesini aşıp 1.50 seviyelerine kadar gitme gücü bulunmuyor. Eğer şartlar çok dramatik biçimde değişirse böyle birşey olabilir ama zor bir olasılık. Bu hafta paritenin 1.40’lara doğru gerileyip o seviyelerde destek yaptıktan sonra tekrar yukarı yönlü zayıf yükselişler yapması olasılığı daha fazla görünüyor.

 

AB kararlarında bazı bilinmeyenler ve şüpheler var.
1. Alınan kararlar bankalar için uymak zorunda kalacakları türden değil. Yani bağlayıcılığı yok. Bazı bankalar Yunan tahvilleri için sigortaları devreye sokabilir. Bu durumda yine muamma başgösterir ve başa dönülebilir. Şimdi bankalar Portekiz için de ilerideki bir tarihte aynı uygulamanın yapılacağı endişesini taşırsa, Portekiz kağıtlarını satabilirler ve iş sarpa sarar.
2. Bankalara enjekte edilecek sermayenin 100-110 milyar euro arasında olacağı tahmin edilse de, uzmanlar rakamın daha yüksek olduğunu söylüyorlar. Yani bankaların sermaye artırmaları çok maliyetli olabilir.
3. EFSF kaynakları İtalya ve İspanya’nın yeni çıkaracağı tahvillerin yüzde 20’sini sigorta edeceği biliniyor ve EFSF kaynaklarının 2013’e kadar yeterli olacağı düşünülüyor ama eldeki mermiler bir sıkımda bitebilir. Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) devreye girmesini savunanlar olsa da, Almanya buna kesin olarak karşı çıkıyor. Halbuki, Trichet, Pazar günü yaptığı açıklamada AMB’nın özerk olduğunu ve hiç bir hükümetin isteğine göre davranamayacağını söylüyor.  Eğer yeni Başkna Mario Drahgi faizleri düşürüp, İspanyol ve İtalyan tahvillerini ikinci el piyasadan almaya devam ederse, bu sorun politik olarak nasıl aşılacak?
4. EFSF’ye kaynak aktarması ve EFSF’nin çıkaracağı borç senetlerinden alması için Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan’dan yardım bekleniyor. Fakat bu konu tamamıyla belirsiz.
G-20 Toplantıları Stresi Artırabilir
Bu hafta 3-4 Kasım tarihlerinde yapılacak G-20 zirvesinde gözler Çin üzerinde olacak.
Çin ziyaretini sürdüren EFSF başkanı Klaus Regling, EFSF’nin, özel amaçlı yatırım aracına (SPIV) yatırım yapabileceğini ve kayıpların ilk yüzde 20’sini üzerine alabileceğini söyledi. Regling, ”EFSF’nin, alt düzey kredi derecesine sahip kredi dilimini alacağını, bunun anlamının birşeyler yanlış giderse, ilk kaybı EFSF’nin üstleneceğini, bu oranın yüzde 20 seviyesinde olacağını” söyledi.
Yani, Avrupalı liderler, EFSF’nin, birincil piyasada Euro Bölgesi tahvillerini satın alacaklara garanti vererek ya da Çin ve Brezilya’nın da arasında bulunduğu bazı ülkelerden fon sağlamak için oluşturulacak ”özel amaçlı yatırım aracı” (SPIV) yoluyla büyütülebileceğini düşünüyorlar.
Bu konuda bence umutlular ama acele ediyorlar. Hali hazırda Çin, 3.2 trilyon dolarlık rezervlerinin 800 milyar dolarını Avrupa bölgesi varlıklarında tutuyor.
Çin bu fırsatı en iyi şekilde kullanmak isteyecek ve büyük ödünler almadan EFSF’ye ve SPIV’e destek vermek istemeyecektir. Bunun da iki günlük toplantıyla sonuca ulaşmasını çok zor görüyorum.  Dolayısıyla G-20 toplantısından çıkacak çatlak sesler, geçen hafta coşku yaşayan piyasalara ters anlar yaşatabilir.
SONUÇ: Geçen hafta açıklanan AB kararları ve kurtarma planına ilişkin olarak çok fazla soru var. Bu sorulara şu an doğru cevaplar bulmak oldukça zor. Zaman içerisinde piyasaların bu sorulara cevap aradığını göreceğiz. Eğer hemen cevap gelirse sorun olmaz ama AB liderlerinin, anlaşma sağladık dedikleri noktaların ayrıntıları piyasa tarafından kısa sürede istenecektir.  Bu hafta G-20 toplantısından  gelecek açıklamalar piyasaların yönünü belirleyici olacaktır.
Bu aşamadan sonra gözler ispanya, İtalya, Portekiz tahvillerinin faizlerinde olacaktır. Eğer piyasalar gerçekten ciddi bir çözüm olacağına ve ileride artık bu borç sorununun Yunanistan boyutunda olmayacağına inanıyorlarsa bu ülkelerin faizlerinde en azından 100-150 baz puan düşüş görmeliyiz. Aynı zamanda bu ülkelerin CDS’leri de en az 100-150 puan gerilemelidir. Bir iki hafta içinde bu faizlerde ciddi bir gerileme yoksa, yeniden basınç birikmeye başlar.
Bu noktada yeni AB Merkez Bankası başkanı Drahgi’nin ilk mesajları ve açıklamaları çok önemli olacaktır. Şu an en azından dış piyasaların coşkusunu devam ettirecek ana gelişme AMB’nın bir faiz indirim sinyali vermesi olur. İşte o zaman borsa daha iyi olur, ayrıca parite de 1.45’e gidebilir. Bakalım göreceğiz Drahgi’nin ilk mesajları ne olacak?
Sizlere başarılı ve bol kazançlı bir hafta diliyorum….

 

“Haftaya Başlarken” ile ilgili 2 yorum

  1. sayın hocam, gunlerdır yorumlara kapalı olan bu sayfayı sımdı acılmıs gordum. ayrıca, ben emnıyet hızmetlerınde gorev yapıyorum, zor gunlerden gectıgımız bu donemde cok da fırsatım olmadı dogrusu ınternete gırıp yazılarınızı okumaya. ancak haftada 1-2 toptan okuyabılıyorum. kıtaplarınıza gelınce, cıktıgı an burdan haber verırsenız, hemen almak adına kıtapcılara da not bırakacagım. madem yenı baskıları cıkıyo, bıraz fazla bastırın da hocam, herkese yetecek kadar olsun:) ayrıca kıtaplarınız basucu kıtapları gıbı, malesef ıkıncı el pıyasasına da dusmuyor, alan yastık altında saklıyor. anladıgım kadarı ıle cıkacak baskılarda daha detaylı ve ılerı ıncelemeler yer alacak. ben de yaklasık 3 yıldır pıyasada bulunan bıkac kıtabı okudum, ınternette de aramalar yaparak bıseyler ogrendım, hatta acıkogretım ıktısat bolumunu de bıtırdım. mesaı yukunden kurslara katılamıyorum. butun bunları samımıyetıme ınanın dıye yazdım. sımdıden cok tesekkur ederım. ıyı gunler hocam.

  2. YAŞAR HOCAM SİZDEN RİCAM LÜTFEN VESBE, DOAS VE MRGYO HİSSSELERİ İÇİN Bİ ANALIZ RİCA ETSEM YAPARMISINIZ

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir