Hangi tür beklentilere kına yakılıyor!

Uğur Civelek

Bu hafta açıklanan bazı ekonomik verilerin nispeten olumlu çıkması, endişelerin büyümesi ve beklentilerin olumsuzlaşmasını engelleyemiyor. Temmuz ayının ilk haftasının sonunda Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, algılarda yaşanan değişimde daha belirleyici oldu. Mayıs ayı cari denge ve yine aynı döneme ilişkin sanayi üretim rakamlarının beklenenden iyi çıkması görece önemsiz kaldı. Geleceğe yönelik belirsizliklerin, varsayılanlardan çok daha büyük olabileceği endişesi güçlenir oldu; yaygınlaştığı uzun süredir hissedilen güvensizlikler, ete kemiğe bürünmeye başladı!

Bu yılın ilk yarısı bir şekilde geride kaldı; makroekonomik görünüme ilişkin beklentiler sert bir şekilde bozulmamış olsa da, geleceğe ilişkin umutlar azaldı. Ekonomimiz, muhtemelen ilk çeyrek dönemin ardından ikinci çeyrek dönemde de daraldı, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış işsizlik oranları artış eğilimini korudu. Enflasyon baskıları ise, yapay baskılar ve talimatlı yönlendirmelerin sebep olduğu dalgalanmalara rağmen gücünü korudu. Yaşananlar kamu kesimi ve mali sektörü de yıpratmaya devam etti. Gelir dağılımındaki bozulmanın kritik eşikleri aşmış olması, ekonomi politikalarının etkinliğini ciddi sayılabilecek ölçüde azalttı; nimet külfet dengeleri anormalleşti!

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız tabloyu dikkate alarak ve Siyasi İradenin seçmen nezdindeki yıpranışını da hesaba katarak sormak gerekiyor, bu olumsuzlukların en önemli sorumlusu yaptıkları ve yapmaktan kaçındıkları nedeniyle Merkez Bankası Başkanı mıydı? Cumhurbaşkanının yaklaşımı, bu soruya evet yanıtı verdiğini düşündürüyor! Kendi partisi içinde aynı kanaati paylaşmayanların azımsanmayacak kadar çok oluşu, daha önce yapılmış tüm hesaplara ve geleceğe ilişkin varsayımlara ilişkin olasılıkları farklılaştırıyor!

TEMEL ANALİZ İLE NASIL HİSSE SEÇİLİR? UZMANINDAN HEMEN ÖĞRENMEYE BAŞLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.