Merkez Bankası’nda görev değişikliği ne ifade ediyor?

Gökhan Şen

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya görevinden alındı. Yerine Banka’da Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Murat Uysal atandı.

Türkiye gibi Orta Doğu’da demokrasiyi yaşamaya çalışan, AB ile üyelik müzakereleri yapan ve G20’de yer alan bir ülkede Merkez Bankası Başkanı görevinden alınmışsa bu önemli haberdir. Üstünde konuşmak, sebeplerini ve olası etkilerini tartışmak gerekir.

Başkan’ı görevden alan kararnamede 375 sayılı KHK’ye dayandırılarak Banka’nın ‘kurumsal hedefleri’ tutturamadığı belirtilmiştir. Diğer yandan, Banka’yı düzenleyen Kanun’da 27. Ve 28. Maddelerde Başkan’ın görevden affolunması şartları belirtilmiştir. Kurumsal hedeflerin tutmaması bu şartlardan biri değildir. Bu sebeple Kanun ve KHK çelişkisi yaşanmaktadır. Hukuk tekniği bakımından böylesi bir durum ister istemez tartışma yaratacaktır.

Karara esas olan ‘kurumsal hedefler’ konusunda konuşmak da konuyu aydınlatmakta yarar sağlayacaktır.

Tahminen, atıfta bulunulan hedef ‘enflasyon hedefi’ olmalıdır. Çünkü TCMB’nin yazılı tek hedefi budur. Banka fiyat istikrarını hedeflemektedir.

Bütün gelişmiş merkez bankacılığı örneklerinde hedefler vardır. Amerika’da Fed en çok istihdamı ve %2’lik enflasyonu hedeflerken, Avrupa’da ECB sadece %2’lik enflasyonu amaçlar.

Hedefler basit görünmekle beraber aslında her biri ilgili ülkenin ekonomik dokusunu ve tarihini yansıtır. Bu hedeflerin tutması için merkez bankalarının geniş olanakları vardır. Bu olanakların kutbu kredibilitedir. Bağımsız ve sözüne güvenilen merkez bankaları sadece söz vererek etki yaratırlar.

Buraya kadarıyla toparlayalım. Merkez bankaları bağımsız değildir. Çünkü hükümetlerle ortak çalışırlar. Ancak bu ortaklıkta para politikası bağımsızlığı kendilerine aittir. Güveni yaratan budur. Böylece ellerindeki imkanları, kısa vadeli politik hedefleri olan hükümetlere kullandırmayacakları herkesçe bilinir.

Bankaların amaç bağımsızlığı da yoktur. Bu amaçlar kanunlar ile belirlenmiştir. Fed’in görevlerini düzenleyen maddeler 77-78 yıllarında karara bağlanmıştır örneğin. Artık bu bankaların üstüne düşen, belirlenmiş görevleri ifa ederken kullanacakları aletleri seçmektir. Merkez bankalarının bu anlamda araç bağımsızlığı vardır.

Bu bağımsızlık çok geriye gitmez. MB’lerin bağımsız olması gerektiğine ilişkin literatür 80’lerin sonuna doğru genişlemiş ve 90’ların başında ancak anlaşılabilmiştir. O sıralar dünya yüksek enflasyon ile boğuşuyordu. Yapılan çalışmalar enflasyon ve MB bağımsızlığı arasında negatif korelasyon gösterirken, büyüme ile ilgili böyle bir bulguya rastlanmamıştır*.

Türkçe meali, enflasyon hedeflerinin bağımsız MB’ler tarafından tutturulması makro ekonomik büyüme hedefleri ile çelişmez.

Günümüzde birçok merkez bankasının politik baskı altında kalmasını artık dünyanın düşük faiz ortamında olmasına ve korumacı & popülist dalganın yükselişine bağlayabiliriz.

TAHVİL-BONO PİYASASINDA NASIL YATIRIM YAPILIR? UZMANINDAN HEMEN ÖĞRENMEYE BAŞLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.