Patronu değil firmayı kurtar

Ege Cansen

Döndük dolaştık yine devlet eliyle batık “firma/şirket” kurtarmaya geldik. Meslek hayatımın önemli bir kısmı, şirket kurtarma operasyonlarını yönetmekle geçmiştir. Dolayısıyla bu mesele gündeme gelince, bir hayli karmaşık bir süreç olan firma kurtarmanın teori ve pratiğini anlatmak ihtiyacı hissediyorum. Nitekim Perşembe günü de bu konuyu işledim.
Şirket kurtarma, amaç bu olmasa da netice itibarıyla “patron kurtarmayı” da içerir. Bu yüzden vatandaş, firma kurtarma girişimlerine şüpheyle bakar. Aynı gerekçeyle, halkın hislerine tercüman olan gazeteciler de, şirket kurtarma operasyonlarına karşı çıkar. Olayı, vergi verenlerin (istisnasız herkes dolaylı vergi verir) cebinden para alıp, bunu zengin patronların cebine koymak diye görür. Hatta “Patron kurtarmayı bırakın, işsiz ve gelirsiz kalmış insanları kurtarın” diye yazılar yazar. Gazeteciler tamamen de haksız değildir. Çünkü kendi hatasından bile kâr çıkaran çakal patronlar da maalesef vardır.

HER BATIK ALACAĞIN ARKASINDA BİR BATIK FİRMA VARDIR

Firma kurtarma mevsiminin yaklaştığının öncü göstergesi, bankaların “batık alacaklarının çoğalmasıdır”. Batık alacağın alafranga adı NPL (non performing loan) yani “baygın kredi”dir. Aslında borçlar değil, borçluları baygındır. Borçlusu kendine gelince, baygın “alacak/borç” canlanır.
NPL’lerin bir kısmı, borçlusu gibi “ne yaşar, ne yaşamaz” haldedir. Yani zombidir. Konkordato denilen “suni teneffüs” veya “aletli yaşam destek” sürecine geçilmeden, borçlu firmanın sadece baygın mı, yoksa zombi mi olduğu saptanmalıdır.

KAZANDIRACAK HİSSELERİ NASIL SEÇMELİ? ÖĞRENMEK İÇİN HEMEN TIKLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.