Çetin Ünsalan – Rabbena hep bana bank

Ülkemizin ve borsamızın güzide kuruluşları, borç ekonomisinin göz bebeği, varlık yönetim şirketlerini ülkemize kazandıran, her dönem iktidar bankalarımız yine kâr açıkladı. Şimdi bazıları haksızlık yapıp ‘faz lobisi’ gibilerinden söylemlerde bulunuyorlarsa da, inanmayın; varlık nedenlerini bankaların getirdiği sıcak para borçlular.

 

Bu ülkede iktidarlar değişiyor; ama onların etkinliği azalmıyor. Peki, bu anormal mi? Bir ekonominin en önemli araçlarından biridir bankalar. Projelerin kredilendirmesinden üretimin ayağa kalkmasına kadarki zincirin vazgeçilmezidir; elbette doğru çalışırsa…

 

Oysa Türkiye’de bankalar sıcak para köprüsü, paradan para kazanma mekanizması, tüketicinin kanunlara rağmen borçlandırılıp, iktidarın ayakta kalmasını sağlayan kaldıraç oldu hep. Bu sayede de elbet istedikleri hep aldılar…

 

Gerçek bir bankacılık, ülke ekonomisi için nasıl olmazsa olmazıysa, amacı dışında kullanılıp, ekonominin hakimi yapılmasının da ne kadar yanlış sonuçlar doğurduğunu bizzat yaşıyoruz. İktidar tarafından üretim yerine tüketim ekonomisinin bu ülkeye aşılanmasının baş mimarlarından biridir onlar.

 

Şimdi kâr açıkladılar. Bankacılık sektörünün net kârı, 2015 Temmuz dönemi itibariyle yüzde 5,7 artışla, 15,4 milyar TL oldu. Allah daha çok versin; gözümüz yok; ama bazı soruları sormaya da hakkımız var.

 

Madem bu bankalar böylesine iyi kâr ediyorlar da neden yıllardır kâr dağıtmıyorlar?  Niçin kimse bu kârlılığı hissedarlarıyla paylaşmaları gerektiğini hatırlatmıyor?

 

Madem çok iyi finansçılar da, neden kârlarının önemli bir bölümünü bankacılık faaliyetleri değil de, dosya masrafları başta olmak üzere yan giderler oluşturuyor?

 

Madem turnayı gözünden vurarak kredi veriyorlar da, 3 milyon hacizli dosya, varlık yönetim şirketlerinin insafına satılan alacaklar nereden çıkıyor?

 

Madem son derece kârlı pozisyondalar da, emekli ikramiyelerini gündemden çıkarıp, dosya masraflarıyla ilgili hukukun ‘öde’ emrine rağmen kamu başta olmak üzere birçoğu ödemeden imtina edip, işi yokuşa sürüyor?

 

Madem mali durumları bu denli iyi, Tüketici Kanunu’na, mahkeme kararlarına rağmen neden kart aidatı tahsil ettiler? Neden bu konuda haksız duruma düşünce kendilerine lobi diyenlerle bir olup, tüketicinin kazanılmış bu hakkını ortadan kaldırmak için yasa bazlı baskı yaptılar. Daha ilginç olanı, kendilerine lobi diyenler; istediklerini verdiler.

 

Dönelim tekrar en baştaki soruya… Neden kâr dağıtmıyorlar? Aktiflerinde bu dağıtılmayan kârın oranı ne? Dağıtırlarsa, sermaye yeterlilik rasyoları nasıl etkilenir?

 

Hatta bu ülkede adına borsa denen, ama işlevini yerine getirmeyen yapıda, ilk 10 hissenin 8’i bankalara aitse, bu durumda borsanın gerçek değeri ne? Bilmemek değil, öğrenmemek ayıpmış. Herhalde bilgi açlığımızı giderirler. Bekliyoruz…

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir