Siyaset faiz düğmesine basınca

Uğur Gürses

Görevden alınan başkanın yerine atanan yeni Merkez Bankası başkanı ve kurulu kendilerinden isteneni verdi; bağımsızlığı kalmayan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, kısa vadeli faizleri yüzde 24’ten 4.25 puan düşürerek, yüzde 19.75’e çekti.

Görevden alma sonrasında ay ortasında Cumhurbaşkanı Erdoğan gazetecilerle bir araya geldiğinde, “Faizi ciddi manada düşüreceğiz. Faiz düştüğü anda enflasyonun da ciddi manada düştüğünü göreceksiniz” demişti.

Bankanın doğrudan siyasi direktif altına girerek yüklü olarak yaptığı bu faiz indirimin potansiyel riski şu: Hep olduğu gibi “kısa farla” sadece öne bakarak yani bugüne bakarak ölçülmesi, yeni risklere cesaret verecek. “425 baz puan indirdik, piyasaya hiçbir şey olmadı” bakışı ile yeni yüklü indirimlere cesarete veren bir kapı açılmış oldu.

Daha fazlası, baz etkisiyle Eylül’de yıllık enflasyonun 3-5 puan daha gerilemesi mümkün; böylece “faizin 4.25 düşürülerek enflasyonun da 4 puan gerilediği” biçiminde “şehir efsanesine” inanacaklara kötü bir kılavuz da oluşacaktır, yeni bir cesaret hamlesi de gelecektir.

İşin doğrusu, küresel konjonktürde de benzer tabloyu görmek mümkün; faiz indirimleri her zaman finansal varlık sahiplerini, yatırım fonlarını memnun eder. Onlar da kısa vadeli “vur-kaçın kokusunu” aldılar. Çünkü faiz indirimleri varlık fiyatlarını yukarı doğru iter.

Türkiye gibi yapısal sorunlarıyla derin bir krize giren bir ülkede, faizi indirerek sorunları çözmek mümkün değil. İlave faiz indirimlerinin geleceği sinyalleri de kısa vadede varlık fiyatlarını yukarı itebilir ancak orta ve uzun vadede sert değer kayıplarını da bünyesinde büyütür.

TEMEL ANALİZ İLE NASIL HİSSE SEÇİLİR? UZMANINDAN HEMEN ÖĞRENMEYE BAŞLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.