Tek kusurumuz paraşütü unutmak!

Daha başından bunu akıl etmedik, cümbür cemaat daldık hava aracının içine
Aklımız ne zaman başımıza geldi derseniz?
İki ayağımızda yerden kesilip dışarıda bulutların üstüne yükseldiğimizi görünce!
Biraz daha aklı başında olanlar kendi içinden söylenmeye ve sorgulamaya başladılar
”Ya bu yükseklikten düşersek ne yaparız?”
Ama ne yazık ki yeterli ve etkili çoğunluk bu durumu hep normale yordu
Kimileri madden
kimileri de manen
Havalandıkça , havalandılar
Göğün tepesinde, atmosferin sınırında ki bu yükseklikten bakınca, Dünya ve ülkemiz ne güzel gözüküyor diye mutluluktan uçuyorlardı…
Te ne zamana kadar?
Uçuş sona erip düşüş başlayana kadar!
Sonrası mı?
Akıllar başa geldi ama ne çare…
Birde  baktılar ki aralarından tek tük eksilmeler olmuş
Dışarı bakınca da ne görsünler, bu uyanıklar paraşütleri ile gök yüzünden süzüle, süzüle iniş yapıyorlar!
Hani derler ya teşbihte hata olmaz diye aynen’ ‘atı alan Üsküdar’ı geçti”
”Paraşütü açan da, Üsküdar’a indi” gibi bir durum
Düşmeye gör, düşenin dostu olmazmış!
Eğer başta paraşüt ya da kanatları yoksa, öncelikle ekonomi olmak üzere, önüne gelen her şeyi uçurmayacaksın, yoksa cümbür cemaat işte böyle kafa üstü çakılmaktan kurtulamazsınız!
Sözün özü;
Fiyatlarda yükseliş roketle, iniş ise yamaç paraşütü ile keyfe keder salınarak, süzülerek bekle ki düşsün…

 

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.