Kazım Çiloğlu – Umuda tutunma ve sarılma durumu

Kazım Çiloğlu

Gözler ekranlarda, pür dikkat ve eller klavyede, her an veri girmek için bekliyor olmalı. Zira hiçbir ekonomik enstrüman da, belirgin bir dengelenme olmadı.

Daha açık bir anlatımla, eko-taşlar henüz yerli yerine oturmadı. Bu nedenle elde edilen kazanımların ya da kayıpların ani bir şekilde geri dönüp dönmeyeceği, kimsenin içine sinmiş gözükmüyor.

Alınan tüm ekonomik önlemler ise ne yazık ki kimsenin içini rahatlatmadı.

Neden derseniz?

Yaratılan ve KOBİ’ler için uygulamaya sokulan kredileri almak için adeta izdiham oluştu ve internet sayfaları kilitlendi deniyor!

Ayrıca bu kredilerin çoğu esnaf içinde mümkün olmadığı, keza SGK prim borcu, vergi ya da kredi kartı ve benzeri borçlardan takipte olanların faydalanamayacağı ortaya çıkınca,  çare olarak sicil affı ortaya atıldı.

Bu da hakkıyla ve en zor durumlarda bile vergisini, primini ödeyen dürüst ve fedakar esnaf açısından büyük adaletsizlik olmayacak mı?

Gene vergisini verenle, vermeyen aynı kefede ve zamanında verenlerin eko-kazık yediği bir anti-ekonomik bir ortamı kendi elimizle yaratmış olmuyor muyuz?

O kadar büyük çaplı bir destek paketi açıklandı ki bütçe görüşmelerinde bile bu finansmanın pratikte nasıl karşılanacağı pek inandırıcı karşılanmadı.

Demek oluyor ki önümüzde ki yıl gene dolar ve onca TL ye dönülmesine karşın güçlü olacağı görülüyor. Hem dış borçların ödenmesi hem de FED in devam edecek tavrı da elbette bunu destekliyor.

Euro ile dolar paritesi bire bir yarışı da henüz tamamlanmadı. Bu beklentide göz önüne alınmalıdır.

Altının ons- dolar düşüşü devam etse de, altın TL değerinde bir gerileme olmasını beklemek pek olası gözükmüyor.

En iyi durum ise tahvil ile aylık banka mevduatı faizleri ama bono faizleri için aynı şeyi söylemek biraz zor.

BİST ise TL değer kaybının hisselere yansımasından kaynaklanan bir kıpırdanma içinde olsa da, sınırlı pozitif hareketler devam edebilir, ancak önümüzde ki referandum ihtimali bu hareketlerin yönünü değiştirecektir.

İşte görüldüğü gibi beklentilerin hepsi bir umut yaratmaya yetmeyince ya da karamsarlık hakim olunca, yeni anayasa ve başkanlık, neden bu siyasi, sosyal ve ekonomik ortamda ortaya atıldı, sırası mı şimdi diye kimse sormazsa?

Umutsuzluklar içinde, bu umutlar tutunacak dal olarak gösterilecektir!

Elbette insanları değil de, paranın kendisini(!) ikna edebilirseniz?

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.