Merkez Bankası’nın Son Faiz Kararı, Ekonomi ve Piyasalar

Yaşar ERDİNÇ

Geçen hafta perşembe günü MB haftalık repo faizini (politika faizi) 625 baz puan artırarak 17.75 olan faizi %24 seviyesine yükseltti.

Yani Bankalar bundan sonra MB’ndan fonlama sağlarken bu parayı yıllık %24 faizle alacaklar. Ama bir haftalığına alacaklar. Kafanız karışmasın, %24 olan faiz haftalık repo faizidir. MB bir bankaya sadece haftalık bazda para veriyor. Bu nedenle bankalar bu parayı haftalık olarak alıyorlar. Eğer bir banka bir şirkete kredi veriyorsa ve bu krediyi örneğin 3 ay vade ile verse bile MB’ndan haftalık para sağlayarak bu krediyi vermeyi düşünebilir. Burada MB’nın yol haritasının netliği çok önemli hale gelmektedir. Eğer MB bazı haftalar repo ihalesi açıp bazı haftalar açmıyorsa, Bu durum bankanın MB’dan kaynak sağlayıp kredi vermesinde maliyetlerin artmasına neden olacaktır. Çünkü diyelim ki MB’dan 5 milyar TL haftalık borç aldı ve bunu da ortalama 4 ay vade ile firmalara kredi olarak verdi. Eğer gelecek hafta MB repo ihalesi açmazsa, bankanın bu parayı başka yerden bulması gerekir. Ama banka 5 milyarı nereden hangi faizle bulacağını bilemeyebilir. Bilse ki önümüzdeki 4 ay boyunca MB’nın faizi %24 olacak ve her hafta repo ihalesi açılacak, o zaman %26 ile kredi verebilir. Bu tür bir belirsizlik nedeniyle MB’ndan %24 ile aldığı parayı %30 veya daha yüksek bir faizle  satmak zorunda kalabiliyor. Çünkü eğer MB’ndan para bulamazsa, başka yerlerden daha yüksek faiz ödeyerek bu parayı bulacağını düşünerek mecburen yüksek kredi faizi uygulamak zorunda kalıyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın izleyeceği yol haritasını açıklaması  ekonominin sağlığı açısından faizden daha önemlidir. MB bu konuda belirsizlik yaratıyorsa ticari Bankaların kredi faizlerinin daha fazla  yükselmesine neden oluyor. Bir bakıma MB, politika faizini  625 baz puan artırsa da bankalar kredi faizlerini 800-900 baz puan artırabiliyor. Halbuki ekonominin daralmaya başladığı ve büyüme oranının hızla aşağı gitmesi beklentisinin oluştuğu ve firmaların TL bulmakta zorlandığı bu aşamada, MB’nın bu tutumu reel ekonomiyi daha fazla olumsuz etkiliyor. MB politika faizini artırsa bile, bunun reel sektöre ek maliyet yüklememesi için, aynen FED’in yaptığı gibi şeffaf bir yol haritası da sunmalıdır. Örneğin, önümüzdeki dönemde enflasyonist baskıları azaltmak üzere MB’nın politika faizinde bu yıl içinde 4 defa daha 50 baz puanlık artış sinyali vermesi çok daha sağlıklı olabilirdi. İşte bu tür bir durumda, her ticari banka hesabını kitabını daha rahat yapar hale gelir. Aldığı paranın maliyetini daha doğru ölçerek kredi verir ve gereksiz yere kredi faizleri yükselmez. Aynı zamanda kur üzerindeki baskılar da zamana yayılır ve kurlar üzerinde manipülatif hareketlere engel olur. Dolar/TL kuru yükselme eğiliminde değil, düşüş eğiliminde olur. Çünkü gelecekte faiz artışlarının devam edeceği bilgisi, döviz talebinin önüne set çeker. Eğer TL’nin getirisi artacaksa, Dövizde olmak bu getiriden mahrum olmak anlamına gelir.

Şu an hiç bir kimse ve hiçbir banka bir sonraki PPK’da politika faizi oranının ne olacağını bilmiyor. O zaman, ellerindeki parayı daha yüksek faiz ile krediye yönlendireceklerdir. Zaten finansman sıkıntısı çeken reel sektör için iyi bir haber değil ve ekonomik küçülme ve işsizlikteki artış hızlanacaktır.

MB Kararı ve Dolar/TL Kuru

Aşağıdaki grafik Dolar/TL kurunun 5 dakikalık grafiğini gösteriyor. 13 Eylül 2018 günü MB faiz kararı açıklanmadan önce Dolar/TL kuru 6.30 seviyelerinden 6.55 seviyelerinin üzerine çıkmıştı. Fakat 625 baz puanlık faiz artışı kararı açıklandıktan sonra dolar 6.01 civarına kadar düştü. Ardından hemen 6.20’nin üzerine çıktı ve izleyen günlerde yeniden 6.01-6.03 aralığına gerileyerek bu seviyeyi destek yaptıktan sonra 6.10-6.20 aralığında hareket ederek geçen haftayı 6.1620 civarından kapattı. Şimdi herkesin merak ettiği soru, bundan sonra ne olur? sorusudur.  Bu soruya sadece teknik analiz kurallarına göre cevap verecek olursak, doların önümüzdeki hafta 6 TL’nin altına gerilemesi olasılığı çok düşük görünüyor. Çünkü bu seviyeyi iki defa test etmesine rağmen, daha sonra yükseliş eğilimine girdi.

Aşağıdaki grafik doların günlük hareketlerini gösteriyor. 4.50 TL seviyesinden 7.20 civarına kadar bir yükseliş olmuştu (yaklaşık 62 yükseliş). Bu grafikte Fibonacci geri çekilme (düzeltme) çizgilerini de görüyorsunuz. İlk önemli destek 6.18 TL seviyesindeydi ve bu seviye geçen hafta şağı kırıldı ve şimdi bir bakıma zayıf bir dirence dönüşmüş durumda. Bundan sonraki en önemli destek ise 5.88 seviyesinde bulunuyor. Yani dolar eğer 6 TL’nin altına gerilerse 5.88’de tutunma ihtimali yüksek görünüyor. Fibonacci’nin %61.8 çizgisi ise 5.50 TL seviyesinden geçiyor. Orta vadede (yaklaşık 2-3 aylık bir süre için 5.50 seviyesi en güçlü destek olup, bu seviyenin altına düşmesinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Bir başka deyişle, alım düşünenler için 5.50 civarı orta vadeli alım için uygun görünüyor. Grafiğin alt kadranındaki TKE (Talep konsantrasyon eğrisi) sıfır seviyesine yaklaşmış durumda. Yani dolardaki geri çekilmenin daha fazla devam etmesi olasılığının düştüğünü söyleyebiliriz. TKE eğrisi yukarı dönerse yeniden 6.40-6.50 seviyelerine doğru bir hareket olabilecektir. Fakat  daha güçlü bir hareket beklemem. Eğer dolar yeniden 6.60-6.70 seviyelerine kısa sürede gelirse, en akıllıca yol doları shortlamak olur. Ama bu tür bir durumda, stop loss seviyenizi de belirlemelisiniz. Aksi halde ters bir gelişme durumunda çok zarar edebilirsiniz. Şu an aklımız ve teknik analiz sonuçları 6.70 seviyesini iyi bir short seviyesi olarak gösterse de, bazen olaylar öyle bir biri ardına gelebilir ki, hiç umulmadık seviyeler bile görülebilir. Örneğin FED faizleri artırdı ve daha fazla faiz artışı sinyali verdi. Bu tür bir durumda dolardaki yükselişler çok sert olabilir. İşte VIOP’da işlem yapanlar mutlaka ve mutlaka  bu tür durumlar için stop seviyelerini belirlemeliler. Kaldıraçlı piyasalarda zararlar çok hızla büyüyebilir. 

5 Dakikalık grafiğe dikkat ederseniz, MB kararı açıklandıktan sonra 6.38 ile 6.28 arasında bir boşluk oluşmuş. Teknik analiz, bu tür boşlukların doldurulacağını söyler. Ama her zaman %100 tutan doğru bir önerme değildir. Yani Teknik Analiz kuralları böyle söylese de boşlukların dolmadığı çok sayıda durumla karşılaştım. Bu boşluk da illaki dolacak diye düşünmemek gerekir. Bu yüzden temkinli bir yorumda bulunacağım. Dolar/TL son gerilemesinden sonra bir tepki yapabilir ve bu da olsa olsa ancak 6.30-6.40 aralığına kadar olabilir ve boşluk dolmuş olur.  Dolayısıyla dolar 6.40’a doğru giderse, “eyvah yeni bir yukarı hareket başladı” diye yorumlanmamalı.  MB’nın faiz kararının etkilerini hali hazırda gördüğümüz için artık bu kararın bundan sonra dolardaki hareketleri nasıl belirleyeceği sorusu anlamını yitiriyor. Eğer daha uzun vadeli bir perspektif istiyorsanız, ABD’De dolar faizi artışı devam edeceği ve ABD hükumeti de piyasalardan dolar borçlanmaya devam ettiği için orta ve uzun vadede (3-9 ay) maalesef dolar/TL’de de yukarı yönlü hareket söz konusu olabilecektir. Dışarıda basılan ve ülkemize gelen paralar suyunu çekiyor. Azalan bir paranın fiyatı artar. Fakat doların şu ana kadarki yükselişi en azından Tl üzerindeki basıncın önemli bir bölümünü aldığı için, ani sert yukarı hareketler beklemiyorum. Olursa da FEDÎn faiz kararı sonrasında olabilir. Sonuçta her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan karşı olsa da MB’nın faiz artırabildiği de görüldü ve manipülatif ataklara karşı MB yine benzer tavır takınabilir. Bu nedenle dolar/TL’de kısa vadede panikleten sert yükselişler beklemiyorum.

Şu an ABD’de birçok ekonomist ABD’nin  artan borçlarını öne sürerek en geç 2020’ye kadar bir dünya finansal krizi olabileceğini belirtiyorlar. Böyle bir kriz söz konusu olursa ki ben de olabileceğini düşünüyorum ama bunun sinyallerini 2019’da göreceğimizi düşünüyorum. Küresel finans piyasaları henüz böyle bir kriz sinyali vermiyor. Eğer VIX endeksinde çok sert artışlar olurken ABD 10 yıllık faizleri de hızla yükselmeye başlarsa , bunların ilk sinyaller olacağını söyleyebiliriz. Bu konudaki uzman görüşlerini okumak için burayı tıklayabilirsiniz (ingilizce). Bundan başka World Economic Forum da bir rapor yayınlayarak “Ufukta Bir Borç krizi var mı sorusunu sormuş. Rapora ulaşmak için burayı tıklayınız.

MB Kararı ve Borsa

MB kararı sonrasında borsada artış vardı.Aşağıdaki grafikte BIST100 endeksinin (XU100) günlük hareketleri veriliyor.  Son iki güne dikkat ederseniz, 13 EYlül günü MB kararı sonrasında bir yükseliş vardı. Endeks 91 bin civarından 94 bin seviyesinin üzerine çıktı ve aynı günü 94.419 seviyesinden kapattı. Ertesi gün yüksek açılsa da, gün içinde geriledi. Fakat 95 bine yakın (94.759 seviyesinden) kapandı. BU seviye yaklaşık 4 aylık düşüş trendinin üzerindeydi. Bir bakıma düşüş trendi yukarı kırılmış görünse de, henüz çok sağlıklı ve güçlü bir yukarı kırılma değil.  TKE göstergesi geçen hafta talebin güçlendiğini gösterdi. Endeksin bu hafta içinde artma isteğinde olacağını düşünüyorum. Endeks eğer bu hafta bir geri çekilme yapar ve 94 binde destek oluşturursa daha sağlıklı bir hareket olur. Ama haftaya yükselerek başlarsa, peşinden gitmemek ve bir miktar geri çekilmesini beklemek daha doğru olur. 

Eğer borsada yatırım düşünüyor veya yapıyorsanız, endeksin kısa vadelerde yukarı veya aşağı gitmesinden para kazanmanız zordur. Bu yüzden önümüzdeki afta endeks 500 puan yukarıdan kapanacak diye kesin bir tahmin yapsam ve tutsa bile para kazanamayabilirsiniz. Çünkü her hisse endekse paralel hareket etmeyebilir. Doğal olarak endekse yakın hareket eden (betası yüksek kağıtlara girseniz bile, o gün o hisse ile ilgili bir haber nedeniyle tersine gelişmeler olabilir. Bu yüzden borsa endeksini tahmin ederek para kazanmaya çalışmak pek anlamlı değildir. Dİyelim ki endeks 500 puan yükselişle açıldı. Siz aslında ogün satmayı düşünüyordunuz ve Beyniniz size işlerin olumlu olduğunu ve yükselişin devam edebileceğini söyler ve satmanızı engeller. Ya da, yükselişle açılış sonrasında alım yaparsınız, ama az önceki yükseliş durmuştur. İçinizde “acaba düşüş mü başlayacak” korkusu başlar. Bu sırada aldığınız kağıt eğer bir kademe düşerse korkunuz derinleşir ve daha önceki zararlarınızı hatırlarsınız. Zararına satarsınız. Bir defa zararına sattığınızda aynı gün başka bir alım yapmaya cesaret edemezsiniz ve daha sonra birçok fırsatı kaçırdığınızı görürsünüz. Merak etmeyin, bu durumda olan sadece siz değilsiniz… Kendinize kızmayın. Birçok kişi zaten aynı durumda. Bilim dediğimiz şey,  bunu bulup ortaya çıkarmış. Bu konularda çok fazla makale ve çalışma var. Beynimiz bize çok fazla oyun oynuyor. Siz bu oyunların farkında olun yeter. İlerideki yazılarımda bunlardan bahsedeceğim. Eğer seans izliyorsanız ve seansta alım-satım yaparak para kazanmayı amaçlıyorsanız, buna yönelik bir strateji geliştirmek zorundasınız. Bu stratejiyi size gaipten bir ses söylemeyecek. Ya yıllarca yaşadığınız tecrübeleri anlamlı ve mantıklı bir stratejiye dönüştüreceksiniz, ya da oturup bunun üzerine çalışacaksınız. Eğer bunu yapamıyorsanız, seans izleyerek para kazanma sevdanızdan vazgeçin derim.

MB Kararı ve Ekonomi

EKonomimiz hali hazırda bir küçülme veya daralma aşamasında bulunuyor. İşsizlikte yavaş yavaş bir artış var. Firmaların finansman problemleri çok ağır basıyor ve MB faiz kararı sonrasında artan kredi faizleri de firmaları ekstra zorlayacak. Firmalar bu aşamada bence satışa çok yoğunlaşmamalılar. Çünkü tahsilat daha önemli. İleride tahsil edemeyeceğiniz bir satışı yapmak demek, alacakların finansmanı için daha fazla para bulmak zorunda olacağınız  anlamına gelir.  Zaten Türkiye’de vadeler en az 120 güne uzamış durumda olup, bu sürenin finansmanına bu faizlerden katlanmaya kalkmak, intihar gibi olur. Bu yüzden birçok firma peşin satışa geçmiş durumda. İleride, maalesef firma batışları olacak. Bu da ekonomideki daralmayı hızlandırarak üretimi ve dolayısıyla büyümeyi aşağı çekecektir. Şu anki durumun en önemli sebebi, döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmaya izin verilmiş olmasıdır. Dövizdeki yüksek dalgalanma bireylerin ve firmaların önüne inanılmaz belirsizlikler getirdi. Hala doların çok yükseleceğini düşünerek para harcamayan önemli bir kesim var. Hanehalkının harcamaları bu tür ortamlarda zaten bıçak gibi kesilir. Bunun böyle olacağını daha önceki yazılarımda yazmıştım. Bu harcama daralması da firmaların nakit akışını bozar. Şu an bu durumu yaşamaya başladık. Bana e-posta atan danışmanlık isteyen birçok firma, nakit akışlarının bozulduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla tasarrufa gidiyorlar ve işçi çıkarmak zorunda kalıyorlar. Dertleri para kazanmak değil, batmadan var olan durumlarını koruyabilmektir. Ama krize borçlu girenlerin böyle bir şansı yok gibi. Böyle bir ortamda aslında faizleri yükseltmek değil indirmek gerekir ama bu da döviz kurları yoluyla ekonominin dengelerini bozuyor ve olumsuz etkiliyor. Önümüzde maalesef inişli çıkışlı bir dralma süreci var. Bu sürecin en hafif hasarla atlatılması için 2001 krizinde uygulanan İstanbul yaklaşımına ihtiyaç var. Bankalar %40 faiz istemeyi bırakıp, yıllarca birlikte çalıştıkları müşterilerini dinlemeliler ve ellerinden bir şey geliyorsa esirgememeliler.

NOT: Yüz yüze eğitimlerimi soranlar vardı. Bu linkte ayrıntılı bilgi bulunuyor. (Gelen talepler üzerine Ankara, Adana ve Bursa’da eğitim açtım).

BORFIN’DEKİ TEMEL / TEKNİK ANALİZ VE YATIRIMCI PSİKOLOJİSİ VİDEOLU EĞİTİMLERİM!

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.