Kazım Çiloğlu – Bayram değil seyran değil, AB bizi niye öptü?

Kazım Çiloğlu

Gel de şaşırma!

Ey AB

Ey Merkel

Ey Hollande

Ey Comeron

Ey batı hangi dağda kurt öldü de böyle şapur, şupur yarabbi şükür durumlar oluştu?

Ya bizim başbakan da dahil ,bakanlarımız koştur, koştur bir anda, sarmaş dolaş oldular ve her iki yanağımıza da öpücük kondurmalarına izin verdik?

Hadi ekserisi erkek ama arada, Merkel gibi kadın başbakanlarda var! Onlarda ki bu samimiyete ne oluyor?

Vallahi bir anda Suudi, Katar kralları emirleri ile kol kola diz dize iken, hop AB’nin kucağına oturuverdik!

Zaten her şey bir anda oldu…

San ki jet hızıyla, uçak düşer düşmez, önce Obama yanaktan bir makas aldı, arkadan AB dansa davet etti, hem de vals müziği eşliğinde!

Vals miş, mals miş, demeden hayda, fırladık piste…

Ekranlarda bir anda AB coşkusu!

Serbest dolaşım eli kolunda açıldı açılıyor…

On yedi fasılı birden…

Avrupa, Avrupa duy sesimizi…

İhracat uçacak

İthalat, cari açık düşecek

Vay canına? Bu açılımın doğuda başımıza ne çoraplar ördüğü malum da zahir batı olunca böyle olacak!

Bir anda bu ne değişiklik ben anlayamadım. Anlayamadığım gibi de içme bir kurt bile düştü. Hatta kafamın içinde led bir ampulün yanıp sönmesi de kafamı karıştırdı.

Gelin ilk önce şu yanağımızda ki Markel ablamızın rujunu bir silelim, sonra oturup şöyle sakin, sakin bir düşünelim mi?

Avrupa’nın derdi nedir?

Göçmen akını değil mi?

Onların hedefi de belli, bize gelmeyen göçmen bin yaşasın!

Diğer bize sundukları vaatler ise tam anlamıyla havuç…

Nereden biliyoruz?

Söyleyelim;

Anlaşma sonrası kürsüde bizim başbakanımız, serbest dolaşım, fasıllar falan diye akıcı İngilizcesi ile konuşurken, AB muhatapları araya giriverdi ve nazik bir şekilde hatırlattılar;
Evet bunların hepsi doğru ama bizim kriterlerimiz, kurallarımız ve ilkelerimiz yerinde duruyor(!) bunlardan taviz verdik diye anlaşılmasın. Türkiye bu kriterleri yerine getirirse elbette!

Anladınız mı?

Anlaşılmadı ise ben kısa ve anlaşılır bir deyimle ifade edeyim;

Ölme eşeğim ölme ya da bir daha ki bahara!

Aslında bizimkilerin de böyle bir niyeti olsa, kriterleri on üç yılda yerine getirip birkaç fasıl daha açtıramazlar mıydı?

Diyoruz ya bir anda bu kadar sevginin muhabbetle kucaklamanın bir hinlik yanı mutlaka var!

Çünkü onların derdi mülteciler…

Ne diyorlar bize?

Size 3,2 milyar Euro veriyoruz. Bununla İstanbul İzmir Bursa Adana nerede isterseniz güzel mülteci kampları oluşturun.

Bize, sizin sınırlarınızdan ve hava alanlarınızdan direk girmiş, gelmiş mültecileri geri gönderelim, sonra biz gene bakalım ve inceleyelim ve seçtiğimiz mültecilerden bizde istediğimiz kadar talep edelim!

Tüm bu muhabbetlerin arkasında yatan ana niyet bu…

Bu niyetin ana hedefi ise bize milyonlarca vasıfsız ve eğitimsiz mültecileri ve sığınmacıları bırakıp, kendileri beğendikleri eğitimli ve iş gücü olan üst tabaka göçmenleri, kendi ekonomisine katarak ek üretimine katkı yapmak!

Elin adamı da, kadını da öyle akıllı öyle cin ki?

Ne zaman süslenip, püslenip ortay çıkıp gerdan kıracağını çok iyi biliyor…

ABD ve AB’nin bu bir anda, arsa ya da ek kat kokusu almış yap saçtılar gibi, etrafımızı sarması da, her nedense Rus uçağının düşmesinden hemen sonraya gelmesi!

Ben hala bu olayı kuşkuyla karşılıyorum. Neden derseniz?

Kıbrıs harekatında da, böyle elektronik karıştırma ile hayali bir konvoy yaratılmıştı! Bizde kendi gemimizi kendi uçaklarımızla batırmıştık…

Uçakların tehlike yayın kanalları dinleme olarak hep açıktır, pilot bunu kapatamaz. Biz bu frekanstan yayın yaptığımızda, neden Rus uçağı duymadım diyor?

Ayrıca ABD ile koordine ettik bizim orda olduğumuzu biliyorlardı deniyor.

Gene MİT e devredilen askeri istihbarat teşkilatı olsaydı, pist başından itibaren bu uçak izlenir ve Rus olduğu bilinirdi de iddialar arasında!

Olan oldu, şimdiki durumu irdelersek, bu gelişmelerin ABD ve AB’nin işine yaradığı görülüyor. Biz ise son komşumuzla da, selamı sabahı kesmiş olduk. Ticaret, gaz, sebze, meyve, konfeksiyon derken, binlerce yatak ve bacasız sanayi turizm de tepe taklak oldu…

Üstüne üstlük, içerde de fasıllara ve AB kriterleriyle hiç uyuşmayan ve tepki çeken tutuklamalar son sürat devam ediyor…

Şimdiye kadar kafamıza bir türlü dank etmedi ama bu sefer ve her halde, ilerleyen günlerde, körle yatıp şaşı kalkmanın ne olduğunu millet olarak çok iyi anlayacağız…

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.