Çetin Ünsalan – Bir tost; karışık olsun

Çetin Ünsalan

Galler deyince hep aklıma, 1979 yılındaki Türkiye – Galler maçı gelir. Evde ağabeyim, ablam, kuzenim ve ağabeyimin arkadaşı hep birlikte o maçı izlemiş, elbette o zaman adet olduğu üzere, tüm evlerde olduğu gibi İstiklâl Marşı’nı ayakta söylemiş ve maçın sonunda da 1 – 0’lık galibiyetle sevinmiştik.

Çocukluğuma dair bu güzel anı, hep ‘Galler’ adını tebessümle anmama neden olmuştur. Fakat 2014 yılında Galler’de gerçekleştirilen NATO Zirvesi, Türkiye’nin geleceğine dair büyük soru işaretleri ve endişeler ile bu ülkenin adını bir kez daha önüme koydu.

Dünyada paylaşım savaşlarının yaşandığı ve güç mücadelesine sahne olan noktalardan sonuncusu Ukrayna… Suriye’de geleceğin ekonomisini tek başına şekillendirmek adına şansını yitiren ve ikinci şansı Ukrayna’da arayan batı ile Rusya başta olmak üzere doğunun kavgasında yeni bir aşamaya gelindi.

İlk başlatılan ambargo ve devamındaki süreçte ne kadar mevzi kaybetse de, şimdi NATO yeni bir hamle yapmaya karar verdi. Rusya’ya karşı ‘acil müdahale gücü’ oluşturma kararı alındı. Bir satrancın hamlesi olarak nitelenebilecek ve ne sonuç vereceği belli olmayacak bu kararda, söz hakkı olmayıp etkilenenler ise her zamanki gibi hükmen yenilgi riskiyle karşı karşıyalar. Ukrayna gibi… Onları gerçekten kimsenin düşündüğü yok.

Fakat ‘vah vah’ deyip üzülmeyin… Çünkü geleceklerini mandacılık zihniyeti içinde orada ya da burada arayan Ukraynalılar kadar zor durumda kalacak olan bir ülke daha var: Türkiye… Son yıllarda uyguladığı dış politika nedeniyle, etkin tarafsızlık niteliğini kaybeden, Suriye başta olmak üzere, geleceğin ekonomik savaşında eski güçlerden yana tavır koyan Türkiye…

Ama durum şimdi daha da içinden çıkılmaz noktaya geldi. Türkiye bu karar karşısında ne yapacak? İçte bütünlüğünü tehdit eden bir iktidar yapısıyla, ekonomik ve siyasi açmazları üzerinde taşıyan Türkiye, şimdi karışık tost misali ortada kaldı.

Batıdan yana tavır koysa, Rusya’nın doğalgaz bağımlısı ülkeye fiyat ve tedarik bazında uygulayacağı tedbirlerle, daralan dünya pazarında halen işleyen bir ihracat kapısı olması nedeniyle Rusya’nın can suyu niteliğiyle ve kapıları kapatma riskiyle baş edebilecek mi?

Rusya’dan yana tavır koysa, ekonomisini sıcak paraya bağlayan ve sıcak paranın kesildiği süreçte, her bir cente muhtaç duruma gelen yapısıyla, beklenenden önce kaosa sürüklenme riskini bertaraf edebilecek mi?

Üstelik kimden yana tavır koysa Suriye ve IŞİD dosyası ile muhatap kalacağı da ortada… Adım adım teröre destek veren ülke olma riski ile burun buruna kalmaya gidiyoruz. Üstelik her iki kanadın beraber olup, bizi ambargo ile döveceği bir süreç ise hiç sürpriz olmaz.

Etkin tarafsızlık mı? Sanırım Türkiye, bunu son yıllardaki dış politikası ve ekonomik düzeniyle çoktan kaçırdı. Önceki politikaların doğrusunu yanlışını bile bir kenara koysak, bugünkü fotoğrafta tam da ihtiyacımız olan politika buydu. Ama tren kaçtı.

Şimdi Türkiye dünya dengeleri değişirken, şark kafasıyla uyanıklık yapayım derken, tost olma riskiyle karşı karşıya… Seçin seçebilirseniz…

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.