Çetin Ünsalan – Plansız ekonomi zarar yazar  

Çetin Ünsalan

Türkiye’nin geleceği ekonomisi olarak nitelendirilen ve bugün dünyanın ders çalıştığı dördüncü sanayi devriminde şansı ne? Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ali Tekin Çelik’e göre, genç nüfusumuz bu konudaki en büyük avantajımız.

Ben de TÜRKONFED Başkan Yardımcısı’na katılıyorum. Fakat itirazım bunun demografik yapınızdaki bu kesiminin sayısıyla olmayacağı yönünde. Bunun bir planlama ve yönetim meselesini olduğunu ne yazık ki ülkem bir türlü anlayamıyor.

Gerekli eğitim politikalarınızı oluşturmaz ve yapılanmanızı da buna doğru orantılı gerçekleştirmezseniz, büyük bir işsizlik ve nitelikli insan gücü sorunuyla karşı karşıya kalırsınız. Bunun en güzel örneğini Karaman’dan gelen açıklamada görüyoruz.

Karaman Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan ‘Bu kentte iş var, işçi yok’ diyerek durumu açıklamış. Kentte özellikle bisküvi sanayinde çalışacak kişi bulunamadığından yakınılıyor ve çalışacakları 100 km öteden gelmesinin de verimliliği olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Şimdi açıklamaya bu tarafından bakarsanız, sloganlar atmak, insanları çalışmamakla suçlamak gibi bir dizi hamaset dolu söz sarf edebilirsiniz. Fakat kritik bir soruyla konuyu açalım.

Bisküvi ve elmanın başkenti olarak nitelendirdikleri Karaman’da, örneğin bisküvi üretimi ne zaman başladı? Dün mü; ondan önceki gün mü? Yıllardır yapılan üretimi bir kenara koyarsak, en azından 90’ların başından itibaren bu bölgenin, şimdi de ilin konuyla ilgili atak içinde olduğunu görüyoruz.

Peki bu kadar yıl geçtikten sonra böylesi bir yakınma haklı olabilir mi? İşte bu plansız ekonominin sonucudur. İstihdamdan üretim ağına, doğal olarak da satışa kadar bir dizi konunun darbe yemesine neden olan bu meselenin tam odağında plansızlık var.

Örneğin İtalya modelinde bölgelerin hazır giyim, ayakkabı ya da otomotiv olarak ayrıldığını görürsünüz. Nitekim benzer bir yapı Almanya’da da geçerlidir. Bu bölgeler ürün bazlı birbiriyle rekabet etmediği gibi, destekler de bu doğrultuda oluşturulur.

Fakat bölgenin o üretim alanında ihtisaslaşmasıyla sorun çözülmez. O noktadaki odaklanan sektörlerin mesleki eğitiminden tasarıma, pazarlamadan markalaşmaya, hatta tamamlayıcı yan sanayinin yapılanmasına kadar her alanın belli bir iş disiplini içinde oluşturulduğunu görürüz. Zaten bu da başarıyı getirir.

Şimdi örneğin Karaman Belediye Başkanı çıkıp ‘iş var işçi yok’ diye açıklama yapacağına, neden bu bölgede yıllardır faaliyet gösteren sanayinin mesleki eğitime yeterli eğilimi göstermediğini anlatması gerekiyor. İktidarların teşvik sisteminden sanayinin politikalarına, işgücü yönetiminden yerel yönetimlerin konuya bakış açısına kadar her şeyi masaya yatırmazsanız, bundan 30 sene sonra da aynı şeyleri konuşuruz.

Nitekim dördüncü sanayi devrimi için de farklı bir durum yok. Genç nüfusla övünmek, potansiyelden ya da şanstan bahsetmek yerine, bunun geleceğin ekonomisine nasıl adapte edeceğinizden, hangi eğitimle sanayiye entegre edeceğinizden bahsetmiyorsanız, boş konuşmuş oluyorsunuz.

Türkiye, Devlet Planlama Teşkilatı’nı tabela kurumu olmaktan çıkarıp, planlı bir ekonomiye geçmezse, işgücünden tarıma, sanayisinden nüfusuna kadar her alanı belli bir disiplin içinde kurgulamazsa, her geçen gün daha çok büyüyen zararları yaşaması kaçınılmaz.

Bin ton altının üzerinde aç oturuyorsanız; suç altının mıdır; yoksa onu işleyip ekmek yaratamayanın mıdır? Düşünelim derim.

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.