Ekonomi-Finans Dersleri – TCMB’nin verdiği ders: Faiz Artırımı Nasıl Yapılır?

Yaşar ERDİNÇ

Dün Merkez Bankası haftalık repo ihalesini iptal edince dolarda sert gerileme gördük. Aynı sıralarda ABD Doları endeksi de (DXY) sert düşüşler yaptığı için, dolar/TL’de tepe seviye ile dip seviye arasındaki gerileme yaklaşık 19-20 kuruş civarında oldu. Bu da doların zirvesinden itibaren %4.8 oranında gerilemeyi işaret ediyor. Dün bana gönderilen twitlerde bir okuyucum hem sayın Mahfi Eğilmez’e hem de bana şöyle soruyordu;

Bir repo ihalesi iptali doları bu kadar etkiler mi? Evet ilk başta etkiler ama sonraki etkisi ciddi biçimde zayıflar.

Merkez Bankası’nın dün repo ihalesini iptal etmiş olmasını sevgili Mahfi Eğilmez dünkü yazısında (buradan okuyabilirsiniz), “Örtülü faiz artırımı” olarak niteledi. Neden örtülü bir faiz artırımıdır sorusunun cevabını da kısaca açıkladı. Ben işin teknik boyutunu biraz daha açarak neden örtülü faiz artırımı olduğunu açıklayayım; Normalde bankalar kendi maliyet hesaplarını yaparken, 1.6 trilyon TL tutarındaki mevduat ve diğer kaynaklardan sağladığı bir maliyet var. Bunun da yaklaşık %10-12 arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bankalar toplamda 100-110 milyar TL’yi de Merkez Bankası’ndan %8.25 civarında bir faiz ile alıyorlar. Haftalık repolarda oluşan tutar 25-35 milyar TL arasında oluyor. Dolayısıyla, bankacılık sisteminin toplamı dün ortalama 30 milyar TL’yi merkez Bankası’ndan yine alacaklarını düşünüyorlardı. Ama ihale iptal edilince, bankacılık sisteminin toplamında 30 milyar TL civarında bir TL açığı ortaya çıktı. Yani Merkez Bankası piyasadaki TL’yi azalttı. Bunu gecelik repo işlemleriyle karıştırmayın. Zaten bankalar repo piyasasında gecelik para kullanıyorlar.

Peki bu durum nasıl örtülü bir faiz artırımı oluyor?

Eğer nakit açığı oluşmuşsa, bankalar bunu bankalararası piyasadan diğer bankalardan sağlayabilirler. Fakat bir bankanın zaten kendi maliyeti %10’un üzerindeyse, bir başka bankaya %8.25 veya %9 ile para vermez. Dolayısıyla bankalar bu parayı mecburen Merkez Bankası’nın geç likidite penceresi adını verdiği kaynağı kullanarak sağlayabilirler. Bu faiz %10 olduğuna göre, dün bankalar MB’dan alabildikleri kadar kaynağı bu geç likidite penceresini kullanarak ve borçlanabildikleri kadar diğer bankalardan buldular. Dolayısıyla bir anda repo faizi en az %10’a çıktı. Politika faizi %8.0 iken Merkez Bankası faizleri 2 puan artırmış oldu. İşte bu yüzden, 25 veya 50 baz puanlık faiz artışı etkisinden çok daha fazla etki yaptı. Demek ki Merkez Bankası faizlerde  2 puan faiz artışı yapsaydı dolar kısa süre içinde %4.5 civarında geri çekilecekti. Ama bu durum artık doları aşağı çevirip yeni bir düşüş trendi yaratacak nitelikte olur mu? Bu soruya net bir şekilde “hayır” cevabını verebiliriz. Çünkü Merkez Bankası’nın dün yaptığı hamle, her hafta uygulanabilecek bir aksiyon değil. Peki bu uygulamaya devam ettiğini varsayarsak veya artık bundan sonra repo ihalesi açmayacağını söylerse ne olur?

Aslında bunu söylemesine bile gerek yok. Dünkü müdahale sonrasında artık hiç bir banka %8.20 civarında maliyetle aldıkları parayı yine aynı maliyetle alacaklarını varsayamazlar. Kendilerini korumak maliyetlerini yeniden ayarlamak durumundadırlar. Zaten dün dolardaki sert düşüşün temel sebebi, bir anda MB’dan aldıkları paranın maliyetinin %10’a çıkmasıyla yaşanan kısa süreli panikti. Ama artık sanki repo ihalesi düzenlemeyecekmiş ve faizler %10’a çıkmış gibi hesap yaparak pozisyonlarını ayarlayacaklardır.  Merkez Bankası her hafta repo ihalesini iptal edemeyeceğine göre, 24 Ocak’Taki toplantısında faizleri %10’a çıkarsa bile dolar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmak konusunda çok etkili olmayabilir. Sebebi de bankaların bu paranın maliyetini yeniden değerlemeleri ve %10’a göre kendini ayarlamış olmalarıdır.  Merkez Bankası haftalık repo faizini %9’a çıkarsa bile bankalar bazı haftalar repo ihalesi açılmayabileceğini düşünerek %10’a göre hesap yaparlar. 1 puanlık faiz artışının etkisi de bu nedenle kısa soluklu olur.

Bu tür zamanlara en iyi örnek 2006 yılıdır. Mayıs-Haziran 2006 dönemidir. Dolar/TL çok sert yükselişler yapmıştı. Kısaca hatırlatayım. ABD’de politika faizleri %5.25 seviyesindeydi. Nisan ayı enflasyonu %0.2 bekleniyordu. Ama enflasyon %0.3 geldi. Bunun üzerine, O zamanın FED  Başkanı Greenspan’ın faizleri daha da artıracağına ilişkin beklenti oluştu ve ABD doları hızla değer kazanmaya başladı. Aşağıdaki grafik o dönemde olayların nasıl gerçekleştiğini gösteriyor.

Bu grafikte en dikkat çekici sonuç nedir?  7 Haziran 2006’da PPK acil toplantı yapıyor ve faizleri %15.25’ten %17’ye yükseltiyor (1.75 puan artış). Bunun üzerine dolar izleyen 4-5 gün içinde %3-4 arasında düşüş yapıyor. 20 Haziran’da normal olarak yapılan toplantıda Haftalık repo faizi %17’de bırakılınca, dolarda yükseliş hızlanıyor ve 25 Haziran 2006 Pazar günü faizler 2.25 puan daha artırıldıktan sonra dolarda kalıcı bir düşüş trendi sağlanabiliyor.  Merkez Bankamız bence bu grafiği iyi incelemeli. Repo ihalesi açmamanın dolar üzerindeki etkisi her geçen gün zayıflayacaktır.

Son Söz: “Merkez Bankası’nın faiz artırmadan da doları düşürebiliyormuş” diyen maalesef ekonomistlerimiz de var.  Merkez Bankası’nın dün yaptığının bir faiz artırımı olduğunu ve hatta 2 puanlık bir faiz artırımı olduğunu ve dolaylı etkilerini bilmiyorlarsa bu yazı sayesinde öğrensinler… Yukarıdaki grafik piyasanın nasıl davrandığına ve ileride de nasıl davranabileceğine ilişkin olarak değerli bilgiler içeriyor, tabi ki; anlayana sivrisinek saz.

” Yeni olan hiç bir şey yoktur, sadece tarih okumamışsınızdır” (George Santayana)

NOT: Borsa ile ilgili düşüncelerimi saat 12:20’de okuyabilirsiniz..

“Ekonomi-Finans Dersleri – TCMB’nin verdiği ders: Faiz Artırımı Nasıl Yapılır?” ile ilgili 12 yorum

  1. Hocam,
    Eğer bankalar merkez bankasından 8.20 faizle para alabiliyorsa azami faiz oranın ne kadar olduğunu biliyorlar.Peki bu parayı merkez bankası vermezse yani şu anki durum.
    Bankalar bu ihtiyacını mecburen piyasadan karşılayacak bu durumda piyasaya etkisi nasıl oluyor.Bu maliyetlerin enflasyona etkisi dolaylı olarak olurmu.Bu durum bankaları piyasa oyuncusu yaparmı.(mesela yüksek miktarda döviz alıp piyasayı yükseltip yavaş yavaş satıp ekstra kazanç sağlayabilirlermi)

    1. Menüden benim ismimi tıklayıp , Ekonomi Finans Dersleri – Faiz nedir?” başlıklı yazıyı okuyunuz cevap orada var.

      1. Hocam kaynak sayfayı okudum.Şunu anladım merkez bankası faizi 4 e düşürsede enflasyon 8-9 sa bunun aslında bir işe yaramayacağı.Bu paraları bankalar alsa bile mevduat sahipleri paralarını enflasyonu karşılayamadığı bankaya yatırmayacak.Dolayısıyla bankacılık sektöründe mevduat azalması olacak.Galiba anlamışım.
        Anlayamadığım şey Merkez bankasına ısrarla faizi düşür denmesi.Bu durumda enflasyon problem olacak.Parada altına,dövize veya borsaya gidecek.Dövize gittiğinde de döviz yükselecek.döviz yükselincede gerisi domino taşı gibi olumsuzluklar olacak.Basit olarak ben bunu anlıyorsam.Millete de doları sat deniyorsa.İşte burda iş iyice karışmıyormu.Bu durumu fırsat bilen bir kesim bu durumu değerlendirir.Doların bir kaç elde toplanmasına sebep olmazmı.Onlarda istediği gibi dolarla oynar.İnsan bu kadar kendine zarar verirmi.Vallahi çok üzüldüm.Be neyin politikası anlayamadım.

      2. Çok doğru düşünüyorsun… Zaten baştan beri uygulama yanlış olduğu için hangi yanlışı hangi doğru ile düzelteceksiniz ki?

  2. Hocam,
    Ben gelecekten çok umutluyum bu ekonomi yönetimi dene-yanıl yöntemiyle bu işi öğrenecekler.Bu arada eğitimlerine tecrübe katıyorlar.5 yıla kadar her şey daha iyi olacak.

  3. Hocam merkezin bu yaptığının sonucunu kimler görecek vatandaşa bile etkisi var. Bankalar için önemli kaynaklardan biride likit fonlar bu güne kadar düştüğünü görmedim ilk defa bu gün yaşadım örnek fon iş blikit 808 fon dünkü aldığım fiyatdan bu günkü fiyat farkı 0.004 gibi oran o zaman niye alayım sizce mantıklımı nasıl eksi olur

  4. Sayın hocam,
    Ben ekonomiden pek anlamayan fakat anlamaya çalışan bir öğretmenim. Etrafımdaki arkadaşlarımın da etkisiyle döviz üzerine okumalar yapmaya çalıştım. Sizin Para Harekâtı kitabınızı okumaya çalışıyorum. (Açıkçası teknik terimler beni bir hayli zorluyor)

    Anladığım kadarıyla mevcut durumda doların artışının sebepleri Siyasi belirsizlik, Suriye meselesi, Kıbrıs meselesi, Trump’ın tutumu, MB’nin tutumu (ya da herkesin MB adına konuşması) olarak gözükmekte.

    TL’nin tekrar değer kazanabilmesi için MB’nin faiz artırımına gitmesi gerekiyor fikri çoğunlukta.

    Bu durum yılbaşından beri süregelmekte idi. Bende MB’nin faiz artırmayacağını öngörerek (Çok anlıyormuş gibi) elimdeki yatırımımla 3,88’den dolar aldım.

    Size sorum şu olacak; doların artmasına sebep olan etkenler Siyasi belirsizlik, Suriye meselesi, Kıbrıs meselesi, Trump’ın tutumu hala devam ediyor ve hatta Başbakan faiz artırmayı düşünmüyoruz açıklaması yapıyor, referandum için YSK tarih belirliyor vb.

    Bu durumda dolar uzun vadede yükselir mi. Anahtar tarih 24 Ocak MB toplantısı mı? 27 Ocak FED toplantısı mı?

    Ben paramın dolarda ya da başka bir yatırımda durmasının daha doğru olacağına inanıyorum. Yoksa böyle iki günde okumayla bu iş anlaşılamaz sen elindeki doları sat, zararı sineye çek bir daha da burnunu bu işlere sokma mı diyorsunuz.

    İlginize teşekkür ederim.

    1. Bence kendi doğru bildiğinizi yapın. Bu işler iki günde öğrenilmez ama sağduyu doğruyu söyler. 24 Ocak’tan sonra, dananın kuyruğu kopar. Ya merkez Bankası likidite sıkmayı yeterli bulur ve faizlere dokunmaz ki (bu durumda dolar sert artar). Tersine TCMB faizleri de artırım yoluna giderse, dolar 2.70 veya bunun altına da düşebilir. Önemli olan konu TCMB ne yapacak? Ben bu konuda bir yazı hazırlıyorum.

    2. Bende nerdeyse 2 yıldır Yaşar hocamı takip ediyorum.Allah razı olsun çok şey öğretti bize dahası küçük yatırımcıyı en iyi anlayan insan.Zenginliğin tabana yayılmasını arzu eden bir bakış açısı var.İşte bu bakış acısı malesef siyasilerde yok.Size tavsiyem bu blogtaki tüm makaleleri okuyun.Hepsi ders niteliğinde ve eğitici.Bilgi sahibi olmadan hareket etmeyin.Saygılar.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.