Ekonomi politikası açmazları

Ege Cansen

Hükümet, artan bütçe açıklarını kapamak için, yedek akçesinin Hazine’ye devri gibi işlemlerle Merkez Bankası kaynaklarına el atmaktadır. Bu işlemin Türkçesi “para basmaktır”. Hükümetler, yapmak istedikleri harcamaları iki yolla finanse eder. Bunlardan birincisi “vergi”, ikincisi “borç” almaktır. İki yolun da sakıncaları vardır. Zaten her ekonomik kararın bir sakıncası vardır. Bir devlet, esas olarak kendi vatandaşından vergi alır. Maliyeci deyimiyle “vergi salabilir”. Bunu da ancak kanunla yapar. Kanunsuz vergi olmaz. Yabancı bir ülkede çalışıp para kazanan başka ülke vatandaşları, yaşadıkları ülkenin vergi yasalarına göre vergilendirilir. Çünkü kişiler, yaşadıkları ülkenin kendilerine sunduğu nimetlerden istifade eder. Bu “vergi vatandaştan alınır” kuralıyla çelişmez. Vatandaşlar, hükümete “vergi isteme benden, buz gibi soğurum senden” der. Halkı kendinden soğutmadan vergi toplamak isteyen hükümetler, para basmayı tercih edebilir. Bunun sonucunda enflasyon artar. Enflasyon, hem kanunsuz hem de adaletsiz bir vergidir. Günün sonunda seçmen hükümetten daha fazla soğur hale gelir.

DURUMUN VAZİYETİ (?)

Ekonomisinin çarklarını taşıma suyla yani dış borçla (cari açık diye okuyun) çeviren Türkiye, dışarıdan para akımı durunca 2018 yılında zora düştü. Döviz arzı azalınca dövizin fiyatı arttı. Kısaca TL, devalüe oldu. Devalüasyon, maliyetler yoluyla enflasyonu tetikledi.

KAZANDIRACAK HİSSELERİ NASIL SEÇMELİ? ÖĞRENMEK İÇİN HEMEN TIKLA!

Yazının devamı için TIKLAYINIZ.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.