Çetin Ünsalan – Krizin seçimle ilgisi yok

Çetin Ünsalan

Türkiye önce seçim öncesi ekonomi tehditleri, ardından sonuçlarını, sonra da koalisyon tartışmalarını yaşadı. Fakat bugünlerde yavaş yavaş ortaya konulan eğilim, satır arası açıklamalar, muhtemel bir bahanenin de habercisi gibi…

 

Çünkü sokakta kiminle konuşsanız, hangi esnafa gitseniz, sanayiciye baksanız, pahalılıktan kıvranan, maaşını alamayan insanlarla sohbet etseniz hep aynı kelimeler dökülüyor dudaklarından: “Çok kötü, gerçekten çok kötü…”

 

Bu söz, ülkede yaşanan acılardan daha çok, kendi iç sohbetlerinde ekonomik durumu özetlerken sarf ediliyor. Yani rakamlarla oynamayı alışkanlık edinmiş, bunlarla avunan, ekonominin beklentilerle yönetildiği ülkemde, sokak yanıyor.

 

Uzun süredir iş hacmindeki düşüş, tahsilât problemi, uzayan vadeler, nakit, ardından çek ve senedin de kaybolması, kredi kartlarının limitlerini doldurması, çok daha önce yaşanması gereken bir sıkıntıyı iyiden iyiye gün yüzüne çıkarıyor.

 

Şundan emin olalım ki, 14 yılı aşkın uygulamaya konulan bu yanlışlıklar, hatalı ekonomik model tercihleri, üstüne son 13 yılın gözü dönmüş rant ve tüketim stratejisi dibe vurdu. Önümüzdeki süreç, bunun çok daha keskin hissedileceği olaylara sahne olacak.

 

Fakat kaygım şu ki, ufaktan bahane üretme çalışmaları başladı. Hani 22 Mayıs 2013’te FED’in aldığı kararı dile getirmeden, olayı Gezi’dekilere, yıllarca çalıştıkları insanları ‘faiz lobisi’ diye nitelendirenlere bakarsanız, içime doğan bu şüphe çok da yabana atılır cinsten değil.

 

Eğer önümüzdeki günlerde ‘seçimin sonuçları yüzünden, koalisyon kurulamadığı için, liderler kavga ediyor, terör olayları arttı, açılım süreci zarar gördü’ cinsinden bahaneler duyarsanız, inanmayın.

 

Ekonomik anlamda yaşayacaklarımızın içinde bunların etkisi binde bir bile değil. İktidar özellikle olası bir seçimde bunu kullanmak isteyecektir. ‘Gördünüz mü bak’ diyerek başlayan cümlelerin ardına, bunlar veya benzerlerini takarak, bu ülkenin vatandaşını tekrar saf yerine koymaya çalışacaktır.

 

Çok açık ve net söylüyorum. Bu ülkede terör olayları olmasaydı; seçimlerden yüzde 90 ile AKP çıksaydı; İmralı’da beslenen teröristle görüşmeleriniz devam etseydi; liderler birbirlerini can ciğer kuzu sarması ilan etseydi bile bu son kaçınılmazdı.

 

İliklerimize kadar hissettiğimiz adı konmamış ve önümüzdeki süreçte açıktan yaşayacağımız kriz, üretimi göz ardı eden, komşu pazarlarını yok eden, tüketim ile büyümeyi model edinmiş, aldığı borçları betona yatırmış, bir liralık işi 5 liraya mal etmiş, hukuk tanımaz bir zihniyetin eseridir.

 

Dünyadaki ekonomik gelişmelerin, bunu artık sürdürmeye olanak vermemesi ve daha da vermeyecek olması, yıllardır yapılan hatalı ekonomik uygulamaların faturasını önümüze koyacak.

 

Bu hata, çok uzun yılları kapsayan, ama Kemal Derviş ile önemli bir kırılmaya neden olan ve AKP iktidarlarının zihniyetiyle taçlanan aymazlığın eseridir. Bunun dışında söylenen hiçbir şeye inanmayın. Çünkü faturayı hep beraber ödeyeceğiz. Krizin size sunulan bahanelerle değil; yapılanlar ya da yapılmayanlarla ilgisi var.

 

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.