Çetin Ünsalan – Orta gelir demekten vazgeçin

Çetin Ünsalan

Herkes bir orta gelir tuzağı sözü tutturmuştur gidiyor. Son olarak CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da seçim beyannamesini açıklarken buna atıfta bulundu. Diyor ki, Türkiye orta gelir tuzağına yakalandı. Nasıl? Kişi başı geliri 10 bin dolar ile burada sıkıştı kaldı.

 

Bu ülkede bir gecede 10 bin dolar seviyesini yakaladık. İktidar ısrarla bunu söyledi; tüm uzmanlar gerçekçi olmadığını dile getirdi. İktidar halen bunu söylüyor; ama görüyorum ki aradan birkaç sene geçince olay doğallaşmış. Bunu doğru kabul etmek, zaten teşhisi baştan yanlış koymaktır.

 

Çünkü Türkiye orta gelir tuzağına yakalanmadı. Eğer bir ülkenin içinde 15 milyon kişi Afrika şartlarında yaşıyorsa, nüfusunun neredeyse üçte ikisi, acil bir ihtiyaç halinde bunu karşılayacak kaynak bulamıyorsa, emeklisinden esnafına, memurundan işçisine herkes geçim derdi çekiyorsa; gençlerinin yüzde 20’si resmi rakamlara göre bile işsizse orada fakirlik vardır.

 

Sadece fakirlik mi? Eğer 800 milyar dolarlık büyüklüğü sahip bir ülkenin, toplam borcu 600 milyar doları aşmışsa, 402 milyar dolar pozisyon açığı varsa, 12 sene sonunda hane halkının borcu, toplam borcunun yüzde 66’sını vurmuşsa orada orta gelir grubundan bahsetmek mümkün değil.

 

Çünkü borç ödenebilir olmaktan çıkmışsa, sadece fakir olamazsınız. Gelecekteki gelirini de satmış, fakir ve borçlu insanlara sahipsiniz demektir. Ve ödenemez borca sahip olmak, fakirlikten daha kötüdür.

 

Eğer bir ülkenin kendi para biriminden büyüklüğü, dolar karşısında her değer kaybedildiğinde biraz daha azalıyor ve eriyorsa, orada orta gelir grubundan bahsedemezsiniz. Bu söylem, var olmayan ve kağıt üzeri oynamalarla elde edilen, kişi başına milli geliri kabullenmek anlamına gelir. Eğer Türk siyaseti bu kadar basit bir vurguyu bile analiz etmekten uzaksa, mevcut iktidarı ve iktidara aday olanlarıyla önümüzdeki krizi yönetmeyi nasıl planlıyor?

 

İki gün öncesine kadar krizi külliyen reddedenler, ayak sesleri yakından duyulmaya başlayınca önce ‘geçici kriz’ söylemine girerler; ardından seçimden sonra her şeyin yoluna gireceği yalanını uydururlar ve son olarak da ‘ne yapalım dünya krizde’ diyerek bahane bulurlar. Ama bunların hiçbiri sonucu değiştirmez.

 

Türkiye’de çok ciddi bir kriz yaşanıyor ve halkı borç parayla bir refah yürütüyor ve son derece fakir bir durumda. Borç paralarla sürülen yaşam hem sürdürülebilir değil, hem de insanı zengin yapmaz.

 

10 bin dolar masalı külliyen yalandır. İnanmayan sağlamasını çevresinden, sokaktan, esnaftan, hatta işadamından yapsın. Orta gelir grubu masalını bırakın. Gerçeğimizle yüzleşelim ve artık sorunları ‘koltuk endeksli’ olmaktan çıkarıp kabullenelim.

 

Belki o zaman çözüm konuşmaya, proje üretmeye başlarız. Aksi takdirde birilerinin geçici masalı okuduğu kriz, zaten tüm makyajı dökecek. Bari insanları kendi gerçeğine karşı aldatmayın. Zaten yıllardır ‘gelişmekte olan’ lafının ardına sığındık, bari sokağı yanıltmayın.

 

[email protected]

 

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.