Çetin Ünsalan – İlk icraat

Çetin Ünsalan

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, yeni Bakan Mehmet Ersoy ile birlikte ilk icraatı açıklandı. Ersoy, ilk iş olarak turizm teşviklerinin genişletildiğini duyurdu. Artık sektörde reklam, fuar katılımı, festival, kokteyl ve sergi gibi etkinliklere daha çok para verilecek.

Sektörün içinden gelen bir isimden ilk icraat olarak, ulufe dağıtmak yerine açıkçası daha yaratıcı yaklaşımlar beklerdim. Çünkü turizm sektöründe sorun tanıtım giderlerinde değil. Bu giderler az ya da çok yapılmasına rağmen, fiyattan müşteri yelpazesine kadar istenen gelirin yaratılamamasında…

Mesela benim aklıma bazı ilk icraatlar geliyor. Ersoy öncelikle şu iki noktaya parmak basabilirdi. Bunlardan birincisi kültür ve turizm entegrasyonunun sağlanması. Çünkü burada büyük bir kopukluk var. Bir açık hava müzesi olan Türkiye’nin, halen ağırlıklı olarak deniz kum güneş üzerinden para kazanmaya çalışması çok ciddi bir sıkıntı.

Daha kısa süre önce dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ile bir araya geldik. Uzun uzun Turizm Şurası’yla ilgili çalışmalardan bahsetti. Ardından şura toplandı; az ya da çok bir şeyler ortaya çıktı. Kurtulmuş’un ifadesinden biliyoruz ki Bakanlığın bütçesi yetersiz.

O zaman kıt kaynakların doğru kullanılması gerekmiyor mu? Mehmet Ersoy kendi şirketinde ilk iş olarak sorunlar karşısında sermayesini mi dağıtıyor? Öyleyse ilk icraat olarak Türkiye’deki kültür envanterinin çıkarılması, turizm master planının hayata geçirilmesi ve iki kıymetli alanın entegre edilmesi gerekmez mi? Katma değer ancak böyle ortaya çıkar.

Gelelim ikinci başlığa, yani kaynakların da sunulduğu tanıtım meselesine… Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi tanıtımı yaparsanız yapın, mevcut koşullar altında sonuç da alamazsınız, turist sayısını da arttıramazsınız.

Çünkü dış siyasetimizdeki hatalar, birçok ülkenin dış işleri bakanlarının Türkiye’ye yaklaşımını kötüleştirdi ve sigorta şirketlerinin de ülkeye gelecek turisti sigorta etmemesini asıl problemlerden biri olarak ortaya çıkardı.

Öyleyse, mesela Avrupa Birliği’nin bir kentinde, Moskova’da, Çin’de, Ortadoğu’da ortak bir noktada yanına dış işleri bakanını da alıp, sigorta şirketlerinin yetkililerinin de katıldığı bir toplantıda dış işleri bakanları ile toplantı yapmak daha akılcı değil mi? Çünkü onları ikna edemediğiniz sürece, buraya turist, sadece ‘her şeye rağmen’ geliyor.

Yine önemli başlıklardan biri, birbiriyle hiç ilgisi olmayan Rus, Avrupalı ve Ortadoğulu turistlerin yönetilmesi değil mi? Zira bunların hiçbiri birlikte tatil yapmak istemiyor. O zaman buna göre bir planlama yapılması lazım gelmez mi?

Ve diğer başlık kültür… Mehmet Ersoy’un turizmden gelmesi bu alanı yok saymasını gerektirmez. Türkiye’de bir kültürel hamle yapılmadan, Türkiye markasının yükselebileceğine inanıyor musunuz? Türkiye markası yükselmeden de kazanç beklemeyin. Bunu da salt tanıtımla değil, ortaya değer koyarak yapabilirsiniz. Anadolu gibi bir coğrafyaya sahipken bu neden ısrarla atlanır anlamış değilim.

Listeyi uzatabilirim. Sektörde kime sorsanız da listeyi uzatabilir. Çünkü yıllardır sorunlar da, çözüm önerileri de herkes tarafından biliniyor ve dile getiriliyor.

Yapılacak çok şey var. Ama bunların hiçbirinde ilk icraat, ne işe yarayacağı belli olmayan, gölü kurutmadan sinek avlamaya çalışmaya benzeyen tanıtıma teşvik oranlarının arttırılması değildir. Sonra eleştirince, eleştirdi oluyoruz.

[email protected]

 

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.