Merkez Bankası Kararı, Kemal Bey ve Hoş Bir Diyalog

Yaşar ERDİNÇ

Merkez Bankası dün yapmış olduğu toplantıda politika faizinde bir değişikliğe gitmedi ve aşağıdaki açıklamayı yaptı (Paragraf numaralandırılması benim tarafımdan yapılmıştır.)

1-Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 17,75 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

2-Son dönemde açıklanan veriler iktisadi faaliyette dengelenme eğiliminin belirginleştiğine işaret etmektedir. Dış talep gücünü korumakla birlikte iç talebe dair yavaşlama sinyalleri artmaktadır.

3-Yakın dönemde maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki oynaklık enflasyon üzerinde etkili olmuştur. Öte yandan, fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. İç talep koşullarının etkisinin azalacağı öngörülmekle birlikte enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu çerçevede Kurul, sıkı para politikasının uzun bir müddet korunmasının gerekebileceği değerlendirmesinde bulunmuştur.

4- Merkez Bankası fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir. Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.

5- Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır.

6 – Para Politikası Kurulu Toplantı Özeti beş iş günü içinde yayımlanacaktır.

Yukarıda 2. paragrafta MB iç talebin yavaşladığına ilişkin sinyal aldığını belirtiyor ve 3. paragrafta, enflasyondaki artışı maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki oynaklığın enflasyon üzerindeki  etkisine bağlıyor. Buna kimsenin itirazı olmaz. “Maliyet yönlü gelişmeler” nedir? Neden maliyet yönlü gelişmeler olmuş, maliyetler artmıştır? Bunu herkes biliyor. Eğer üretiminizin %60’ı dövize bağlı girdiler ise, döviz kurlarının artışı maliyet yönlü olumsuz etki yapar. Peki döviz kuru neden artar. Belki de şu ana kadar en az üç-dört yazımda bu ilişkiyi anlattım. Döviz kurlarını iki ana faktör belirler. Birincisi enflasyon, ikincisi de faizlerdir. Enflasyon orta ve uzun vadede kur üzerinde etkili olurken, faiz adeta hemen etkisini gösteren bir ilaç gibidir. Fakat bu etki çabucak hissedilse de, eğer bu ilacı çok sık kullanırsanız, bünyede etkisi azalır ve ciddi yan etkilerini de beraberinde getirir.

Enflasyon obeziteye benzer. Yüksek enflasyon yüksek kilodur. Hiç spor yapmadan, ciddi bir diyet uygulamadan ilaç alarak kilo vermeye kalkmakla döviz kurundaki artışı frenlemek için sürekli faiz artırmak da bünyeye kalıcı zararlar verir. Buradaki sorun şudur; kilo vermek konusunda ne kadar azimli ve kararlıyız?

Merkez Bankası faiz artırmayarak yanlış mı yoksa doğru mu yapmıştır?

Merkez Bankası bir yanlış yapmıştır ama bu yanlış faiz kararı ile ilgili değildir. Aynı yanlışı sayın Bakan Albayrak da yapmıştır. Bazı örnekler vereyim; Amerika’da firmaların bilanço açıklanma dönemlerinde şirketler kârlılıklarına ilişkin sinyaller verirler. Bunu yaparken piyasa beklentilerini takip ederler ve gerçek durumdan önemli sapma yaratacak beklentiler oluşuyorsa İLETİŞİM yoluyla bu beklentileri törpülerler. Bunu da çok profesyonelce yaparlar. Eğer piyasa A şirketi için X kadar bir kâr rakamı bekliyorsa ve bu X rakamı gerçek rakamın örneğin %20 üzerindeyse, üst yönetim, geçmiş yılların kar rakamları ile bir karşılaştırma yaparak örneğin, “geçmiş 3 yılın ortalama  kâr verileri ile karşılaştırıldığında kâr artış oranımız ekonomik büyümenin bir miktar altında olması beklenmektedir”. şeklinde bir açıklama yapar. Yatırımcılar sinyali hemen alırlar, hesabı yaparlar ve hisse fiyatları buna göre bir düzeltme yapar ve kâr verisi açıklandığında piyasa şaşırtılmamış olur. GÜVEN kelimesinin altı böyle doldurulur. Yönetime güven oluşur  ve açıklamaları ciddiye alınır. FED’in açıklamalarını ve karar metinlerini bizim MB’mız okumuyor mu? İletişimin nasıl profesyonelce yapıldığı görülmüyor mu? Janet Yellen FED başkanı olarak atandığında sürekli olarak iletişime vurgu yapmış ve iletişimi güçlendireceklerini söylemişti. Önceki Başkanlardan Ben Bernanke’nin 2008 krizi sırasında finansal sistemin çöküşünü durdurmak konusundaki yoğun iletişimini hatırlayalım. FED’in izleyeceği yol haritası anlamlı bir dönem için ortaya konmuş ve piyasalar bilgilendirilmişti. Böylece piyasanın her aktörü kendi hesabını yapabilmişti. Yani FED piyasaların beklentilerini başarılı bir şekilde yönetmişti. Bu yüzden FED’in kredibilitesi güçlüdür. Şaşırtmazlar. Çünkü 100 yılı aşkın tecrübelerin ve bilimsel çalışmaların ürünüdür bu. Bilim böyle söylemektedir. Politikaların etkinliği, gücü ve inandırıcılığı şaşırtmamaktan geçer. Bu konu aynı zamanda Davranışsal Ekonomi veya Davranışsal finans ilminin en önemli başlıklarından biridir. Eğer piyasa bir beklenti içindeyken, açıklamalarınız bu beklentilere paralel ise ama beklentilerin tam tersi bir faiz kararı açıklarsanız, bu kararın altına hangi gerekçeyi yazarsanız yazın, piyasada sert volatilite yaratırsınız. Volatilite bir ekonomi için en istenmeyen şeydir. Ekonomik karar birimleri (Hanehalkı, müteşebbisler ve hatta kamu bile şaşı olur). Dolar 4.70’lere inmişken karar sonrası 4.90’ların üzerine çıkıyorsa, bunu gören halk “Dolar 5.50 veya 7 TL olacak” diyenlere inanmaya ve prim vermeye başlar. Gidip dolar almalarına gerek yoktur. Önlerini göremedikleri için (sis bastırıp görüş alanı düştüğünde) harcamalarını kısarak belirsizliğe karşı önlem alırlar. Zaten bu durum başlı başına üretim ve büyüme üzerinde gecikmeli olumsuz etki yapar.

Volatilite neden kötüdür?

Şu an gözleriniz kapatın ve en çok değer verdiğiniz insanı hayal edin. Neden bu kişiye çok değer veriyorsunuz? Çünkü özü sözü birdir, verdiği sözde durur. Sizi şaşırtmaz. Şaşırtsa bile, güzel sürprizler yaparak şaşırtmıştır. Buna karşılık davranışları değişiklik gösteren, bir gün samimi içten diğer bir gün aksi olan birini sevmezsiniz. Çünkü ne zaman ne yapacağını tahmin etmeniz zordur. Bu kişilerden uzaklaşırsınız. Çünkü davranışları çok dalgalıdır (volatildir).

Her işletme ileriye dönük üretim ve yatırım kararları alırken çok basit bir denklemle hareket ederler. Kaça üreteceğim? Kaça satacağım? Kârım ne olacak? Ülkemizde üretim yapanların maliyetlerin ortalama %60’ı döviz bazında ise, dövizdeki volatilite, yani dalgalanmalar karar almayı ve fiyatlandırma yapmayı inanılmaz güçleştirir. Öyle bir etkinsizlik yaratırsınız ki, firmalar kendilerini korumaya almak için gereksiz, lüzumsuz abuk subuk hesaplar yaparak, makro dengelerdeki maliyet etkinliğini alt üst ederler. Sonuç enflasyondur… Örnek le mi anlatayım?

Şimdi vereceğim örneği çok dikkatle izleyin ve aşağıdaki konuşmalar üzerinde biraz kafa yorun. Danışmanlık yaptığım firmalar var. Bir firma büyük otomotiv ve beyaz eşya üreticilerine üretim bandı üretiyor. Örneğin TOFAŞ bu firmaya geliyor ve “bana öyle bir üretim bandı yap ki; yeni model arabamızın motor kapağını üretsin” diyor. Motor kapağı üretecek bandı üreten bu firmanın maliyetlerinin yaklaşık %70-80’i ise Euro’dan oluşuyor. İlgili üretim bandını üretmek için gerekli olan aksamların önemli bir kısmını ithal ediyorlar. Fakat fiyat teklifini TL olarak vermek zorundalar. Normalde bu firmanın patronu şöyle bir hesap yaparak bana sorular soruyor;

Benim maliyetim Euro bazında 80 bin Euro. %15 Kâr etmek istiyorum ve Şu an Euro 5.70 TL olduğuna göre;

TL fiyat teklifim = 80.000*5.70 = 456.000 TL + %15*456.000 = 524.400 TL = 92.000 Euro oluyor. Patron kemal bey bana dönüyor ve soruyor;

  • Ama hocam eğer bana bugünkü kurdan parayı peşin öderlerse bu fiyatı teklif fiyatı olarak verebilirim.
  • Yani adamlar sana bugün peşin ödeme yaparlarsa ya da bu kur 4 ay boyunca hiç değişmezse senin teklif fiyatın 92.000 Euro yani bugünkü kurdan 524.400 TL olacak ve sen 12 bin euro kar etmiş olacaksın?
  • Eveeeet!!!
  • Yani sen bu işten 12.000 Euro kazanmak istiyorsun?
  • Eveeeet!!!
  • Fakat sorun şu ki teklif edeceğim fiyat bana 4 ay sonra TL olarak ödenecek. Acaba 4 ay sonra (25 Kasım 2018’de) Euro/TL kuru kaç olur?
  • Senin sorduğun soru yanlış soru!!
  • Neden hocam?
  • Çünkü 4 ay sonraki Euro kurunun kaç TL olacağını tahmin etmeye çalışıyorsun.
  • Evet hocam… :(((  Ne olacaktı? 4 ay sonraki kurun ne olacağını bilmezsem nasıl kâr ederim? Bu soruyu sormayacağım da hangi soruyu soracağım?
  • Şu an Euro 5.70 iken fiyat teklifini Euro’yu kaç TL olarak hesaplayıp teklif vereceksin?
  • Hocam 4 ay çok uzun bir süre, FED faiz artıracak diyorlar, Avrupa Merkez Bankası da para basmayı kesecekmiş. Sen geçen yazdığın yazıda ABD hükumeti, vergileri indirdiği için bütçe açığını finanse etmek üzere piyasadan kara delik gibi piyasadan dolar çekiyor diyordun.
  • Rakip firmalar kaç Euryo göre fiyat verir sence?
  • Hocam aslında onların da kafası karışık. Ben işimi garantiye almak için Euro’yu 6.20 TL baz alıp teklif vereceğim. Yani 92.000*6.20 = 570.400 TL teklif vereceğim.
  • Neden?
  • Çünkü diğer firmalar da öyle yapacak…
  • Nereden biliyorsun?
  • Hocam bu rakiplerle defalarca teklif verdik. Artık onların mentalititesini de öğrendim. Euro geçmiş 3 ayda en az 40-50 kuruşluk dalgalanmalar yaptı. Elde edecekleri kârı kur hareketlerine yedirmemek için en az 6.20 fiyatını baz almalılar. Ben de zaten buna göre fiyat teklifi vereceğim. Belki ben bu işi kaçırmamak için 6.15 veya 6.18’den hesap yapıp öyle teklif veririm. Ama Euro Kasım sonuna kadar 6.30-6.40  TL falan olursa bizim kâr da erir gider ve bu işten zarar ederiz. Zaten Merkez Bankası bu hafta faizi artırmayınca euro bir anda yine fırladı ve 5.50’lerden 5.80’lere geldi. Hocam 1 günde 30 kuruş artabiliyor. Böyle dalgaların olduğu bir denizde kendimizi korumak zorundayız. Ne öneriyorsunuz? Ülkeyi ben mi kurtaracağım. Ben batarsam buradan ekmek yiyen 80 kişi de batar. Hepsinin kredi kartı borçları var. Kimisi ev almış taksit ödüyor.
  • Son kararın nedir? Euro’yu kaç TL baz alıp fiyat teklifi vereceksin?
  • Hocam diğer firmalar 6.20’ye göre hesap yaparlar ben bari 6.18’den teklif vereyim ve 92.000*6.18 = 568.560 TL teklif vereyim de işi kaçırmayayım. Diğerleri nasıl olsa 6.20 alacaklar… Nasıl? Ne kadar zekiyim değil mi? Teklifimi beğendiniz mi?
  • Sevgili Kemal, şu an normalde 5.70’ten  524.400 TL olarak hesapladığın fiyatı tam tamına 24 bin TL yukarı çektin!!! Kardeşim enflasyonu ARTIRIYORSUN!!!
  • Hocam anlattım ya… Ülkeyi ben mi kurtaracağım? Devlet döviz kurunu sabitlesin ben de 5.70’ten fiyat vereyim ve enflasyon artmasın…
  • Ya kardeşim her şeyi devletten bekliyorsunuz…
  • Hocam kuru ben mi sabitleyeceğim? Enflasyonu ben yaratmıyorum!!!  VOLATİLİTE YARATIYORRRRR! Bitirsinler şu volatiliteyi… Eğer son 3-4 ayda Euro sadece 5-10 kuruş dalgalanma yapsaydı ben de bu teklifi verirken en fazla 5.80 fiyatını baz alarak fiyat teklifi verirdim ve daha az enflasyona neden olurdu…
  • Yani….
  • Hocam eğer yeni bakanımız “Enflasyon birinci önceliğimiz olacak” demek yerine  şöyle deseydi; “Merkez Bankası, son dönemlerde yapılan faiz artırımlarının yavaş yavaş iç talebi aşağı çekmeye başladığını ve bunun da fiyatlar üzerinde baskı yapmaya başladığını ve biraz daha bekleyip enflasyon baskılama yolundaki  net etkilerini gördükten sonra aksiyon almayı düşünebilir” deseydi, piyasa en azından bu toplantıda 100 veya 125 baz puan faiz artırımı beklemek yerine faizlerin artırılmayacağını anlamaz mıydı? Böylelikle volatilitenin önüne geçilmez miydi?
  • Kemal bey…. Bakan öyle deseydi kurlar yine artardı..
  • Hocam artardı ama, “enflasyon birinci önceliğimiz” deyince ve ekonomistlerle yapılan toplantıya katılanlar “Bakan sadece bizleri dinledi ve uluslararası yatırımcılarla  piyasaların endişelerini ciddiye alıyor” şeklinde açıklamalar yapılınca Herkes MB’nın faiz artıracağını düşündü ve faizler artırılmayınca da sert artış olmadı mı? Her sert artış bizde korku yaratıyor ve alacaklarımızı tahsil edeceğimiz zaman benzer bir zıplama olacağı endişesini taşıdığım için 6.18 TL’yi baz alarak fiyat teklifi veriyorum. Şimdi de sen kalkmışsın bana ENFLASYONU ARTIRIYORSUN diyorsun. Vallahi beni suçluyor ve sanki bilmiyor gibi kafamı bozuyorsun. Danışmanlık sözleşmeni iptal edeceğim…
  • Dur canım hemen sözleşmeyi iptal etme…. son bir fırsat daha ver… Ama söylediklerinde haklısın. Önceden sinyal verilse ve beklentiler doğru yönetilse bu kadar volatilite oluşmazdı. Ekonomi yönetimi kurdaki artışların geçici olduğunu söylüyor ama geçmişte yaratılan volatilitenin sizin gibi firmaların fiyatlama davranışlarını bozduğunun ve enflasyona katkı yaptığının farkında değil. Enflasyona yapılan her katkı daha sonra zaten kurları yine artırıyor. Piyasadaki her sert dalgalanma enflasyona katkı yapar. Bunu öğrenmeli, iletişimi de volatiliteyi en aza indirecek şekilde dizayn etmeliler. Bunlar artık ekonomi birinci sınıf öğrencisinin bile bildiği şeyler.
  • Hocam fiyat teklifime ne diyorsun… Konu karıştı….
  • En son euroyu 6.18’den hesaplayıp 568.500 TL teklif vereceğini söylüyordun. Çünkü diğerleri 6.20 ‘ye göre hesap yapar diyordun…
  • Evet aynen öyle hocam…
  • Sana başka bir önerim var.
  • Nedir?
  • Kasım sonu için sen 6.18’e göre hesap yapıyorsun ama ben sana şu garantiyi veriyorum. Kasım sonunda bana getireceğin TL’yi 6.05’ten  Euro’ya çevireceğim. Yani hesabını 6.05’e göre yap!!!
  • Nasıl yani hocam? Bana 92.000*6.05 = 556.600 TL olarak fiyat teklifi mi ver diyorsun!!!
  • EVET AYNEN ÖYLE DİYORUM? Bu fiyatı verirsen  işi kapar mısın?
  • Kapmak ne kelime hocam! Kimse bu fiyattan aşağı teklif veremez.  Peki sen bana bu garantiyi nasıl veriyorsun?
  • Bana inan mıyor musun? ben sana 30 Kasım’da 6.05’ten Euro satacağım.  Dolayısıyla 556.600 TL teklif verirsen eline tam tamına 92.000 Euro geçecek ve 12 bin Euro kâr hedefinde sorun olmayacak.
  • Tamam da hocam ya euro 30 Kasım’da 6.50 olursa!!!
  • Sana ne kardeşim… Bu riski ben alıyorum… Sen bana inanıyorsan anlaşmayı yapalım…

Tabi ki Kemal bey hemen atladı anlaşmayı yaptık. Bu sayede;

  1. Kemal bey işi kaptı, teklifi kabul edildi. Çünkü en yakın teklif bile 560 bin TL’nin üzerindeydi…
  2. Kemal bey kârını garantiledi. 92 bin euro cepteydi… Çünkü gelecek olan 556.600 TL’yi 6.05’den Euroya çevirdiğinde tam 92 bin euro ediyordu.
  3. 568.500 TL teklif vermek yerine 556.600 TL teklif vererek enflasyona 2500 TL daha az katkı yaptı.
  4. Ben para kazandım (nasıl olduğunu aşağıda anlatırım)
  5. Kemal bey kazandı…
  6. Ülke kazandı…
  7. Kemal bey bankaların verdiği forward kurlarından daha iyi kurları VIOP’tan almayı öğrendi…
  8. Son bir yılda cirolarının en az %20’si kadar bir kur zararına maruz kalmadılar.

Ben nasıl para kazandım? Kemal bey ile konuşurken tuvalete gidiyorum dedim. Önce bankamı aradım. Beş banka ile görüştüm ve 30 Kasım tarihinde euro için forward kur istedim. Bir banka bana 30 Kasım için 6.04 kur verdi (en uygun teklifti). 6.04’den 92 bin euro tutarında forward yaptım. Kemal beye de 6.05’ten 92 bin euro forward kur satarak 920 TL kar ettim. Buna arbitraj kârı denir. Eğer Kemal bey Forward’ın ne olduğunu biliyor olsaydı 920 TL’yi bana ödemeden ve bankadaki kredibilitesini de kullanarak daha uygun fiyata kur sabitleyebilirdi. Sakın Kemal beye söylemeyin… Duymasın… Yoksa sözleşmemi iptal eder. BİLGİ GÜÇTÜR…

Ülkemdeki tüm firmalar bu işi öğrense inanın kur ne olmuş diye ilgilenmezler ve ağlamazlar. Devletimiz şu an bunu bile firmalarına öğretmeyi bir kenara bırakın ne kadar can alıcı bir nokta olduğundan ve birçok şikayeti bitireceğinden bihaberler.  Yapısal reform derken bunları da kastediyoruz.  Bankacılara iş düşüyor ama bunu firmalara doğru dürüst anlatabilen bankacı görmedim. Çünkü eğitimci değiller… Bildiğini aktarmak kolay bir iş değil. Teknik terimler kullanıyorlar… En sonunda firma diyor ki “bazen kurdan para kazanmak da iyi oluyor canım!!!”  Ah cahilller. Siz ticaretinizden kazanacağız risksiz paraya bakın. Kurların iniş çıkışından kâr etmek istiyorsanız şirketin parası ile değil, kendi paranızla yapın…

Buradan tüm sanayi ve ticaret odalarımıza, iş dünyasına  sesleniyorum. Para istemiyorum… Sadece ulaşım ve konaklama masraflarımı karşılayın ben hepinize bilgi elçisi olarak ve bilgimin zekatını vermek üzere yabancı firmalarla dünyada nasıl rekabet edilirmiş, kur zararlarından nasıl kurtulunur öğreteceğim… Sizlerin ödediği vergilerle devletim beni İngiltere’de ilim yapmaya gönderdi ve bu zaten benim sizlere bir borcumdur.  Yukarıda verdiğim örnek basit bir örnek ama çok daha karmaşık teknikler ve üretim süreçleri çok karmaşık firmalar da var. Opsiyonlarla nasıl kur riskinden korunulur konusu da ayrı bir konu. Ama işin özü basit ve hemen anlayacaksınız. Tabi ki danışmanlık yaptığım firmaya forward kur satmak konusu işin şakası… (konuyu öğretmek adına böyle yazdım). Her öğrencime bunları öğretirim. En karmaşık işlemleri olan firmalar bile net bir kafa ile bütün kur risklerinden korunabilirler. BİLGİ GÜÇTÜR… (mail adresim: [email protected] )

Merkez Bankası’nın son kararında MB meramını anlatabilmiş değil. Bizler biraz anlamaya çalıştık ama enflasyonun düşmesi çok çok zor. Daha önceki bir yazımda, 200 TL banknotların yanına bir süre sonra 500 TL banknotların gelebileceğini, stok yapmanın kârlı bir işe dönüşeceğini ve yeniden eski günlerdeki gibi stokçuların kazanacağını söylemiştim. Bu görüşümde bir değişiklik yok. Dünyada da enflasyon yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlayacak ve ileride enflasyon da ihtal etmeye başlayacağız. ABD ile aramızdaki enflasyon farkı varlığını sürdürdüğü sürece,  kurlar orta ve uzun vadede yukarı gitmeye mecburdur. Bu da kur artışı kadar maliyetleri artıracak ve Merkez Bankası yine “maliyet yönlü gelişmeleri” suçlu ilan edecek. Kapsamlı bir programa ihtiyaç var ama korkum o ki dağ fare doğuracak. Böyle olunca da, piyasalar yine sert tepkiler verecek ve yine volatilite artacak. İnsan vücudundaki tansiyonun sürekli yükselip düşmesi bünyeye nasıl zarar veriyorsa, volatilite de böyle zarar veriyor. Sonra da sayın Cumhurbaşkanı bu firmaların şikayetlerini çözün diyor. Asıl çözülmesi gereken sorun tansiyon sorunudur.  Aşırı kiloları (enflasyonu) atacaksınız, spor yapacaksınız, diyet uygulayacaksınız… yani sıkıntı çekeceksiniz. Bol kepçe yiyerek kilo alırken (enfasyonu yükseltirken) iyiydi ama damarlarınız tıkanmaya, tansiyon problemi kronik bir hal almaya başladı. Maalesef iyiye değil, kötüye gidiyoruz. Allah muhafaza bir de kalpteki ana damarlardan biri bir sabah tıkanırsa, stent mtent de işe yaramayabilir.

NOT: Geçen Cuma akşamı Hazine ve Maliye Bakanlığından bir bayan beni de arayarak Dolmabahçe’deki pazartesi günkü toplantıya davet etti. Ben de kabul ettim. Bana pazar günü döneceklerini ve toplantı detaylarını ve saati bildireceklerini söylediler. Ama cumartesi gecesi  Hazine ve Maliye Bakanı özel Kalemi ………….. Bey aradı ve toplantının iptal edildiğini söyledi. Fakat pazartesi günü toplantı yapıldı. Emin değilim ama zannedersem sayın Albayrak beni listeden sildi. Özel kalem bana “iptal edildiği” şeklinde doğru olmayan bir şey  söyleyeceğine, sayın Bakan’ın listeyi daralttığını veya gerçek sebebi söylese çok daha makbule geçerdi.  Maalesef Türkiye’de işler böyle dönüyor… Belki de birileri bizim orada olma olasılığımızdan rahatsız oldu, belki yerinden korkuyor, Bakanın kulağına bir şeyler fısıldanmış olabilir.  

Yıllardır yazılarımı izleyen veya kitaplarımı okuyan bazı okurlarım sağ olsunlar benim de o toplantıda olmam gerektiği konusunda twitler attılar. Benim sizlerden ricam lütfen bu tür twit atmayın, çünkü bizim attırdığımızı zannediyorlar ve bize fayda getirmediği gibi zarar da verebiliyor. Hepinizin ilgisine teşekkür ederim. 

TEMEL / TEKNİK ANALİZ VE YATIRIMCI PSİKOLOJİSİ VİDEOLU EĞİTİMLERİM

“Merkez Bankası Kararı, Kemal Bey ve Hoş Bir Diyalog” ile ilgili 51 yorum

  1. Sizin orada olmanıza gerek ve ihtiyaç vardı hocam. Kesinlikle vardı. Umarım BUGÜNLERDE alınan (veya alınmayan) kararların YARINLARIMIZA etkisi hesap ediliyordur.

  2. Değerli Hocam, katkılarınız ve emeğiniz çok teşekkürler, her zaman ki gibi sade ve etkileyici bir örnekle açıkladınız.
    Doğruyu gösterme de ki bu çabanıza gerçekten hayranım

  3. Emegine saglik hocam gercegin kotu bi huyu vardir gecte olsa gun yuzune cikar sizi birgun olacak cagirmayacaklar gelip alacaklar hali ile karsilayacaklar

  4. Ah değerli hocam ah. ‘Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil?’ Sadece yazılarınız ve youtube derslerinizden öğrendiklerimle şu an kızımı yurt dışında yaz okuluna gönderebilecek finansal okur yazarlık ve geliri elde edebildim. Üç beş tane bile olsa ki çok çok daha fazlayız, kıyıya vurmuş deniz yıldızları size minettar. Doğruları söyleme ihtiyacınız sağlığınızı bozmasın.
    Saygılar.

    1. Okan bey bizlere yazma enerjisini sizler veriyorsunuz… Ben kurtarabildiğim deniz yıldızlarını denize atmaya devam edeceğim…

  5. Herşeyi bilemeyebiliriz, siyasileri kastediyorum, biz ne zaman dik duracağız Hocam. Her önemli yasa ve uygulamayı eksik yapıyoruz, zorlanıyoruz, saygılarımla

  6. Çok hoş bi yazı olmuş hocam.. Okuldaki bi hocamın da dediği gibi ülkemizdeki finansal elitlik seviyesinin düşüklüğü piyasada yeni sorunları beraberinde getiriyor… Yazı da aynı tesbitin detaylı açıklaması gibi olmuş tebrik ediyorum.

  7. Yiğit bulut istememiştir ben söyliyeyim sorun şu ki bilgi sizde güç onda Teoriniz işlemiyor maalesef

  8. Hocam benim gönlümdeki yeriniz Cumhurbaşkanımızın Ekonomi Başdanışmanı olmanız. Daha aşağısını kabullenmem. Adam gibi adamsınız. Allah razı olsun sizden.

  9. Ekonomi her bireyin bilmesi vede uygulaması gereken bir husus. Yaşamın her safhasında aslında ekonomi var. Bu yazı aslında milat kabul edilebilecek bir yazı. Bu anlatım tarzı ile her bireyin asgaride olsa bilmesi gereken konuların lise çağındaki gençlere öğretilmesinde ve ilgilerinin bu konuya çekilmesinde inanılmaz yararların olacağını tahmin ediyorum. Elinize, emeğinize ve beyninize sağlık Sayın Yaşar Hocam.

  10. Evet Hocam Bilgi güçtür… Çok haklısınız… Siz bilginizin zekatı olarak insanlara, şirketlere yardımcı olmaya çalışıyorsunuz… Yaptıklarınız gerçekten harikulade şeyler…. Keşke sizin gibi insanlar bu ülkenin ekonomi yönetiminin başında olsa…

  11. 1-Doğruyu söylememe Hastalığı gelişememiş ülkelerin hastalığı, Açıkça yalan söyledikleri için geri kaldılar.
    2-MB faizi artırmamakla doğru yaptı. Faiz artışı enflasyon demek, işsizlik demek 100.baz puan %055 işsizlik demek . Üretici kredisine 150 baz puan olarak yansır. ÜFE %080 artacak demek olurdu. MB nı piyasa yorumcularına gol atmıştır. Çok büyük şirketin ekonomistinin 4.44 den £ alan yanar dediğini biliyorum. £ 5.50 oldu, Utanmadan hala yorum yapıyor. Özür dileme kültürü dahi gelişmemiş.
    3-Dolar 1700 den 1178 e giderken bayram edenler, Teşvik edenlere Ekonomist değil hain demeli. Dövize asla müdahale edilmez.
    4-Yaşar Hocayı Bakanın toplantısından çıkarmalarına çok, çok sevindim. Oh.. olmuş.. Kimin Listeden çıkardığını kendisi çok iyi biliyor. Yaşar hoca o adamın oraya gelmesi için çok yazı yazdın.. O kişi ay çiçeği gibi..

  12. Hocam sizin hakkınız zor ödenir. Allah sizden bin kere razı olsun. 4 senedir youtube ve sitenizden takip eder, tüm yazılarınız vakit buldukça okurum. Biliyorum ki benim gibi ekonominin “e” sinden anlamayan yüz binlere dokundunuz, ışık tuttunuz, ufkumuzu açtınız. Şubat Ankara eğitiminde sizinle tanışmak benim için büyük bir onurdu. Mekanı cennet olsun Rahmetli Babanızın mesleğinden olmam sebebiyle daha güzel de bir bağ kurduk. Şuan burada bile (Suriye) bile sizleri takip edip okuyan özel bir kitleniz var. Lütfen yazmayı hiç bırakmayın. Teşekkürler.

    1. Çok tşkr ederim sağolun… Bu mesaj benim için gerçekten çok önemli… Sizler kahramanlarsınız…

  13. Yazınız son derece öğretici etkilenmedim desem yalan olur. Yaşım ilerlemesine rağmen bilmediğim çok önemli konular olduğunu, ekonomiyi takip etmeye başladıktan sonra farkettim. Zannedersem sürekli takipçilerinizden birisi olucam. Hatta ders bile isteyebilirim. Elinize ve bilginize sağlık teşekkürler.

  14. boşverin hocam sıkmayın canınızı siz yazın okuyan okur, paranız sağlığınızı bozmasın hele başkasının parası hiç bozmasın, artık gemisini kurtaran kaptan. Kemal bey 12bin euro kazanınca ne yapacak sanıyorsunuz, işçiye prim mi verecek yoksa altına yeni bir mercedes çekip dış güçlere küfür etmeye devam mı edecek :)

  15. Hocam yine ders vermişsiniz, hakkıyla…Meğer ne kadar çözümsüz bilgeler bizi yönetiyormuş sayenizde anlıyoruz..
    Bir arkadaşım demir fiyatları yuzunden battı.A sınıfı karnesi olan bir müteahhiddi kendisi.Kendisine bu tür risklerde bazı estürümanlar kullanılıyor demiştim.Şimdi sizin forward kur yazısını okuyunca acaba diye düşündüm.Hocam demir için böyle bir çözüm varmıdır.Sizden bahsettim. Parasal Risklerin sigorta edilmesi gibi teknikler var ama ben bilmiyorum dedim.Gerçekten bu konuda ne yapılabilir hocam…Bir çok arkadaşınında demir , çimento gibi sebeplerle battığını söyledi.Özellikle kamu ihalelerinde…Veya bir videonuzda bu konulardan bahsedermisiniz.Yada arkadaşıma söylesem sizden ders alsa diyorum..

    1. Necmettin bey, ders almasına gerek yok. Benzer hedging enstrümanları tabi ki birçok mal grubu için de geçerlidir…

  16. Sevgili Yaşar Hocam,
    Varsın almasınlar be.
    Sizin hayat felsefeniz ve çabalarınız gitmesi gereken yerlere zaten gidiyor.
    Velev ki gitmiş olsanız bile, isminizi sildiren muhterem/ler zaten dilinizden anlamayacaklardı.
    Sizi önemseyen, yazdıklarınızla geleceğe yön veren, bu ülkenin kalkınmasına katkı sağlayan tahmininizden çok daha fazla bireysel yatırımcı var merak etmeyin.

    İyi dileklerimle,

  17. çok kıymetli hocam 2 ay önce bi araştırmamı size mail attım hala dönüş olmadı sizden ricam mail adreiniz mi yanlış yazdım acaba mail adresim [email protected] bana boş mail atarsanız size tekrar mai atmak istiyorum bilgileriniz harika mükemmel fakat şuan cook daha güzel yerlerde olmanız gerekmektedir ülke yararına bilgilernizden insanların yararlanması lazım bizi bilgilendirdiginiz için çoook teşekkür ederim iyi çalışmalar dilerim

  18. Hocam sizin yaklaşık 10 yıldır takip ederim. sizin youtube eğitimleri sayesinde finans okur yazarlığı öğrendim ve bilanço dönemlerini ip ile çekip faaliyet raporlarını büyük bir keyif ile okuyorum. Vermiş olduğunuz bütün emeklerden allah razı olsun.

  19. İşim gereği sizi biraz (biraz değilde epeyce) kendime benzetiyorum. Bir kurumda Muhasebeciyim. Yıllık gelir gider hedefleri belirlenirken veya başka konularda ilerisi için bir strateji benimsenirken hep şunu ortaya koya koyarım. Elimdeki mevcut veriler ne, yapılacak olan veya yapılması mutemel anlaşmalar neler. Buna göre de hedefimi belirlerim. Hayalperestlik yapmam. Ancak idari makamlar bu kriterlere göre değilde kendilerince akıllarından geçenlere göre bana hedef belirlememi isterler.
    Mevcut veri ile yaşanması muhtemel olan verileri görmek yerine kafasını kuma gömüp toz pembe hayalinde olanı benimseyip yıl sonunda da kabusa uyananırlar. Hayal kurmak güzeldir, ancak kurduğun hayalin binasını elinde olan gerçeğin temelleri üzerine inşa etmek zorundasın.
    Bu nedenledir ki doğruyu veya gerçeği konuşmak bazen batabilir ve insanların bir yerlerini acıtır ya da kurulmak istenen hayalleri yerle bir eder, dolayısıyla da KAPATIN ŞUNUN ÇENESİNİ mantığı işler.
    Tıpkı toplantı mevzusunda size yapılan gibi….
    Saygılarımla.

  20. bırakın sıfatı kabarık sureti silikleri hocam, sizler allahın emrettiği dosdoğru yol üzerinde olan halkın gönül tahtındasınız.birdaha ki seferede siz geri çevirin daveti,ihtiyacınız yok.sevgimiz dualarımız sizin için..

  21. Saygıdeğer Hocam,

    Bir arkadaşımın bana ilettiği yazınız sayesinde sizi yeni tanıma fırsatım oldu. Dilinizin sadeliği ve analizlerinizin gücü bizleri hayran bırakıyor. Volatilite’nin çok arttığı günümüzde analizlerinizi/ yorumlarınızı dört gözle bekliyoruz.

    Saygılarımla,

    1. Çok çok güzel bir soru sormuşsunuz tebrik ederim… Bu söylediğiniz risk operasyonel bir risktir. Riskler ikiye ayrılır. Birincisi sistematik riskler (her firmayı etkiler… Örn döviz kuru riski) bir de sistematik olmayan firmaya özgü risklerdir (sizin bu anlattığınız riskler) Bu riskler ise piyasa enstrümanlarıyla yönetilemez. Bu tür riskler iyi bir iç denetim ile çözülebilir. Vadesinde ödemeyi alamamaya karşı alacağınızı sigortalatabilir ve bunu da maliyete yansıtırsınız. Ama para zamanında ödense bile muhasebeciniz bu bu parayı alıp kaçabilir ve bu da risktir. İç denetim şart…

  22. Hocam siZin kaliteniz tartışılmaz, ama maalesef bilginin ve liyakatın önem verilmediği bir ülkede yaşıyoruz??? Ekonomi yönetimi siZin gibi lerde faydalanmalı, ama adamların kalitesi ve vizyonu çok düşük, sizi anlayamıyorlar bile????
    Siz yine doğruları söylemekten vazgeçmeyin:):)

  23. Yazıda verdiğiniz örneği okurken hedge konusunda hiç bahsetmeyeceksiniz diye çok gerildim, neyse ki oraya bağladınız.
    Bu kadar büyük meblağ ve vadelerle iş yapan herkes viop – varant araçlarını öğrenip kullanmalıdır. Küçük bir bedel karşılığında tüm kur riskini üzerinden atmış olur rahat rahat işine odaklanır. Bu araçları kullanmak da çok kolaydır, bir yatırım hesabı açılır, hisse veya dolar alıp satar gibi bankanın internet şubesinden iki dakikada işlem yapılır.
    Şirket sahibi bilmiyorsa bile şirkette ilgili bölümde bu işten anlayan birileri yapabilir.

    1. aynen katılıyorum… sistematik riskleri (örn. piyasa riski) yönetmek aslında çok kolay…

  24. Emeğinize sağlık hocam. Yazınız öğretici olmasının yanı sıra ekonomi/finans kavramlarının soyut olmasından kaynaklanan sıkıcılığı (kimilerine göre) ortadan kaldırıyorsunuz ve bunu iki kişi arasındaki diyalogla keyifli bir hale getiriyorsunuz. Sadece ekonomi değil edebi bir öğreti aktarıyorsunuz. Sonsuz teşekkürler. Allah razı olsun. Saygılarımla…

  25. Sn. Hocam, Fed’in faiz artırmaya başladığı (sanırım 2013’tü) zamandan beri bu kurlardaki volaliiteyi durduramayan Merkez Bankası hem enflasyonun hemde faizlerin artmasına neden olmadı mı ? Sonuçta bağımsız hareket ediyor ve hiç sorumluluğu yok. Fed’in faiz artırımlarından çok önce bir şekilde TL’nin bu kadar kırılgan olmasının önüne geçmeleri lazımdı, ve bu volatil duruma yol açmamalılardı. Bunun bedelinide sokakta vatandaş ve Sn. Cumhurbaşkanınında dediği gibi sandıkta hükümetler ödüyor.

  26. Sizin kıymetiniz 2030 -2045 yılları arası olacaktır.Çünkü başkan Tayyib Beyin çevresinde bazı çıkar odakları sizin gibi kaliteli insanların öne çıkmasını engellemekteler.Tayyib Bey bunu biliyor ancak aşamıyor.

  27. Bilgi güçtür, bilgiyi aktarmak ise biraz GÜÇtür.
    Gücünüzle tüm güçlükleri aşabileceğinize inanıyorum.
    Kıymetli hocam Ülkemizin sizin gibi daha çok insana ihtiyacı var. Yetiştirmek için uğraştığınızı görüyoruz. Yoğun olduğunuzun farkındayım. Yine de ögörülerinizi daha sık yazarsanız çok mutlu olurum.
    Emeğinize, ellerinize sağlık.
    Teşekkürler.

  28. Kayseriliyim, 21 senedir yurtdisinda muhendis olarak calisiyorum. Yuregi boyle carpan, temiz, iyi niyetli 100 kisi olsa inan Turkiye’yi zirveye cikarir. Nasil tesekkur edecegimi bilemiyorum. Kalben dualarim sizinle.

  29. Değerli hocam,
    yine çok kıymetli bilgiler sundunuz bizlere. meyve veren ağaç taşlanır. moralinizi bozmayın. hak ettiğinizi önünde sonunda alacaksınız inşallah. saygılarımla.

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.