Piyasa da ‘proaktif’ olmalı

Kerem Alkın

İç ve dış siyasi gelişmelerin Türkiye’nin gündemindeki ağırlığı ve yoğunluğu, görünen o ki, özel sektörü, piyasaları fazlaca kitliyor; fırsatları değerlendirmek, yatırımlara yoğunlaşmak noktasında paralize ediyor. Oysa, ekonomi yönetimi cephesinde ‘proaktif’ çalışmalar sürmekte.

Bir cephede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) birincil ve ikincil para politikası araçlarıyla, gerek piyasadaki TL miktarını, gerekse de döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmayı yönetmeye çalıştığına şahit oluyoruz.

Piyasadaki TL fazlasıyla döviz satın almaya yönelmiş ise, TL’nin miktarını kısacak ve maliyetini yükseltecek tedbirlerle bu eğilimi törpülüyor; döviz mevduatındaki artışı, zorunlu karşılıkları yükselterek, döviz rezervini güçlendirmeye kullanıyor.

Dövize eğilim azalınca da, bu defa piyasadaki TL likiditesinin maliyetlerini azaltacak adımlara yöneliyor. Eş zamanlı olarak, Hazine ve Maliye Bakanlığı cephesinde, reel sektörün finansmana erişiminde pek çok mikro paket devreye alınıyor; geçen haftaki İVME paketi ile 30 milyar TL devreye alınırken, KGF Destek Kredisi Projesi ile de, Avrupa Yatırım Fonu’nun KGF’ye sağladığı hibe fonla hayata geçirilen ‘KOBİ’lerin Rekabet Edebilirliği (COSME) Programı’na da devam ediliyor. Söz konusu proje kapsamında KOBİ’ler azami 500 bin liralık krediyi yüzde 80 KGF kefaletiyle kullanabilecek.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.