TCMB ve FED Aynı Şeyi Söylüyor Ama Birisine Şahin Diğerine Güvercin Deniyor…
19 Mart 2010 Cuma Saat: 14:35
TCMB ile FED’in PPK kararlarında benzerlik dikkat çekici. İki ekonomidede ılımlı toparlanma süreci devam ediyor. FED ve TCMB’de talepte güçlenmeye dikkat çekerken, düşük kaynak kullanımı nedeniyle bu talebin enflasyon yaratmaktan uzak olduğunu. İstihdam piyasasının istikrar kazandığı ama hala ama işsizlik oranlarının çok yüksek olduğu iki Merkez Bankası tarafından da belirtiliyor. Kredi piyasası her iki ülkede de olumlu yönde gelişiyor ama halen ekonomide kapasite düzeyi istenen düzeyde değil. FED’in ve TCMB’nin sonuç olarak faiz oranlarının uzun bir süre düşük düzeyde tutma kararı alıyor. ABD ile Türkiye ekonomileri ya aynı paralelde gerçekleşiyor yada TCMB FED’in adımlarını net bir şekilde izliyor. Buna bağlı olarak TCMB’den beklenen faiz indirimi de FED’in artırımının bir adım öncesinde yada paralelinde görmek mümkün olacak. TCMB diyor ki; enflasyon beklentilerinde yaşanan artış genel fiyatlama davranışlarında bozulmaya yol açması halinde parasal sıkılaştırma erkene alır. Parasal sıkılaştırma burada “faiz artırımı” anlamında kullanılmıyor, FED parasal sıkılaştırma gerçekleştiriyor ama faiz artırmıyor. Dolar yurtdışında FED toplantısı sonrasında gevşeyince ve ABD borsaları rekor kırınca, düşük faiz oranlarının likiditeyi devam ettireceği gibi piyasalara bir anlam yükleniyor. Halbuki, FED’in dediği para sıkılaştırma bitmeden faiz artırmam. TCMB enflasyonda koşullar olumsuza dönerse, para sıkılaştırmaya başlarım. FED’de güvercin, TCMB’ye şahin değerlendirmeleri yanlıştır. FED şahin, TCMB doğan görünümlü şahindir.
Gökhan USKUAY
Jim Rogers: Euro’nun Ömrü Kısa
19 Mart 2010 Cuma Saat: 14:15
AB’nin bir türlü Yunanistan’ı kurtarma konusunda karar alamaması, ama “iç sorunlarımızı biz çözeriz” diyerek IMF’yi de içeri sokmaya yanaşmaması, bundan bir yıl önce belki de düşünülmeyecek sonuçları yatırımcıların akıllarına getiriyor. George Soros’la da işbirliği yapan ünlü fon yöneticisi Jim Rogers da Euro’ya 10-15 yıl ömür biçti. Euro, öğle saatleri itibarı ile üçüncü gün de dolara karşı değer kaybederken, bazı uzmanlara göre Euro/dolar yakında 1.30’u görebilir.
Jim Rogers: Eninde sonunda...
Dünyaca ünlü yatırımcı George Soros ile Quantum Fund'u kuran ve şu anda Rogers International Commodities Index (RICI) adında bir endeksi yöneten Rogers, CNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Önümüzdeki 15 ya da 20 yılda euro dağılacak” derken yine de yatırımcıları yanlış yönlendirmek istemediğini çünkü kendisinin de elinde euro olduğunu belirtti. Rogers, “Daha önce de para birlikleri kuruldu ancak sonsuza kadar devam etmediler. Bu yüzden euro da önünde sonunda dağılacak” dedi.
Diğer yandan, Avrupalı liderler yardım için hazır olduklarını ve kurtarma planının bütün teknik deyatlarını hazırladıklarını dile getirse de euro Yunanistan’ın ülke borcundan kaynaklanan büyük bir baskı altında.
Rogers ise, Yunanistan’ın AB tarafından kurtarılmasının, euro birliğinin temellerini sarsacağını ve ortak para birimini zayıflatacağına dikkat çekti ve “Ben olsam Yunanistan’ın batmasına izin verirdim. Böylece herkes euronun ciddi bir birlik olduğunu görürdü” diye konuştu.
STERLİNE DİKKAT
İngiliz sterlininin ada ülkesindeki dev borç yükü ve büyük ticaret açığından dolayı halihazırdaki düşüşünü devam ettireceğini de söyleyen yatırımcı, şu an kulağa çok ilgisiz gelse bile, önümüzdeki 20 yıl içinde yuanın bütün para birimlerinden daha değerli hale gelebileceğini de sözlerine ekledi.
Roger aynı zamanda, küresel ekonominin önümüzdeki yıllarda iki büyük balonla karşı karşıya kalacağına dikkat çekti. “Bunlardan ilkinin ABD Hazine kağıtları, diğeri de Çin’deki gayrimenkul sektöründen kaynaklanacak” dedi.
Haberin tamamını okumak için: www.hurriyet.com.tr
Özlem Bayraktar Mali Kuralı Değerlendirdi
19 Mart 2010 Cuma Saat: 14:00
Unicron Capital Ekonomist’i Özlem Bayraktar, www.gazeteport.com’a son günlerde sıkça tartışılan “mali kuralı” değerlendirdi. IMF’nin devreden çıkıp, politik risklerin fiyatlanmaya başladığı bir ortamda, yılın ilk iki ayında çok iyi sonuçlar veren bütçe disiplininin bozulmaması için mali kural’ın bir an önce yasalaştırılması gerekli olabilir. Ama, bu çok önemli bütçe çıpasının ne anlama geleceğini biliyormuyuz?
Gözler Mali Kurala Kitlendi
Sonunda(!) IMF ile geleceğimizi netleştirdikten sonra, “çıpa” arayan gözler “mali kural ”a kilitlenmiş durumda. Mali kural, başlı başına bütçe reformuyla ilgili çok önemli bir adım niteliğinde . Aslında bir zamandır dillerde dolaşıyordu ama en son olarak hükümet, orta vadeli ekonomik programını açıklarken buna resmi bir hava kazandırdı. Evet, hükümet bu konu üzerinde çalışıyor ve 2011 yılında yürürlüğe gireceği konusunda bir planlama yapılmış. Ama gidişatta bir aksama olduğu belli. Yılın ilk çeyreğinde mali kuralla ilgili düzenlemelerin yapılacağı belirtilmişti ancak Ekonomi Bakanı Babacan şimdi Mayıs ayını işaret ediyor . Yine de zamanlaması konusundaki aksaklıkları bir kenara bırakıp, özetle bu kuralın ne anlama geldiğini ve öneminin nereden kaynaklandığına bakmakta yarar var.
Mali kural, önemli bütçe göstergeleri üzerine getirilen sayısal hedefler olarak tanımlanabilir . 1990 yılında sadece 10 ülkede yürürlükte bulunduğu göze alınırsa, uluslararası alanda da popülerliği artmış ve şu sıralarda 80 ülkede kullanılan bir mali politika aracı haline gelmiş. Mali kuralın kriz sonrasındaki mali konsolidasyon sürecindeki katkılarının yanında, mali disiplin konusunda da kredibiliteyi artıran bir unsur olduğu geniş çevrelerce biliniyor. Mali politikaların öneminin ve kalitesinin ülke ekonomisinin orta vadeli istikrarı ve büyüme potansiyeli için ne derecede önemli olduğunun da (özellikle Türkiye ekonomisinin deneyimleri çerçevesinde) tartışılabilir bir yanı yok. O halde, süreci belirli ve kaliteli bir kurala bağlamak ve bütçe göstergelerini özellikle “politik kararlar” baskısından kurtarabilmek için “mali kural” şart. Üstelik, bu kuralın yürürlüğe girmesi ile beraber, öyle görünüyor ki, Türkiye ekonomisi çoktan haketmiş olduğu yatırım yapılabilir seviyesine ulaşabilir.
Para politikasını düşünelim: “Enflasyon hedeflemesiyle” sürecin ne kadar berraklaştığını, ne kadar disipline edildiğini, bekleyişlerin şekillenmesindeki rolünü gözardı etmek mümkün değil. Aynı paralel de maliye politkasında da çalışacak bir kuralın faydalarının olacağını görmek zor değil . (Enflasyon hedeflemesini sürdüren bağımsız bir Merkez Bankası gibi, “mali kuralı” da devam ettiren bağımsız bir “mali kurul”un olması Türkiye ekonomisi için büyük bir reform niteliğinde olurdu. Ama şu noktada çok hayalci olmanın lüzumu yok sanırım.)
Peki şu anda hangi noktadayız ? Bu konuda hükümet yetkililerinden sıkça açıklamalar duyuyoruz. Ama takvim aşaması konusunda daha önce de belirttiğim gibi “Mayıs” dillendirilmiş gibi görünüyor. Biraz daha derine inip, hangi çerçevede bir “mali kural” hazırlığı içinde olunduğuna bakıldığında, “bütçe açığı” üzerine kilitlenmiş bir politikadan bahsediliyor.
Mali kuralın ne şekilde olması gerektiği konusunda zengin bir literatür var, ama özetle ve toplamında kuralın şu özelliklerde olması gerektiği belirtilmiş:
- Anlaşılabilirliği, şeffalığı ve kolay izlenilebilirliği açısından “basit ” olması,
- Kurala uyulmamasının bir yaptırımı ve zorlayıcı mekanizmasının olması,
- Yanlızca bir bütçe değişkeni değil, “değişkenleri”nin kural altına alınması ,
- Orta vadeli bir ekonomik program çerçevesinde oluşturulması,
- Dışsal şoklar durumunda bir takım provizyon seçeneklerinin olabilmesi,
Altını çizdiğimiz noktaya özellikle önem verilmesi gerektiği düşüncesindeyim. "Bütçe açığı” üzerine odaklanmış bir mali kural, “kalite” konusundaki soruları da beraberinde getirecektir. Sadece bütçe açığının hedef olduğu bir kuralda, hükümet bir kerelik gelir artırıcı ya da gider azaltıcı yaklaşımlarla devam edip, bütçenin kalitesini bozabilir ve orta vadede sürdürülebilirlik sorgulanılır hale gelebilir. Bu nokta da, “bütçe açığı”nın yanında “borç stoku” bir mali kurala bağlanıp orta vadeli bir perspektif çizme yönünde uluslararası uygulamalar sözkonusu. Ancak hükümetin çalışmalarının “tek” kurala bağlı olma yolunda ilerlediği anlaşılıyor. Bu durumda “aaa ne güzel bir mali kuralımız oldu” naralarının arkadasından “bu ne kadar kaliteli?” sorusu da ileriki gündemlerimizi işgal edecek bir konu olacak.
Haberin tamamı için: http://www.gazeteport.com.tr/YAZARLAR/NEWS/GP_653457
Piyasaların Yönü Bu Hafta Değişmez…
19 Mart 2010 Cuma Saat: 14:00
Geçen hafta yaşananlar ise piyasaların yönünde bir değişiklik yaratmadığı gibi piyasaların yönünü güçlendirmişti. Bu hafta piyasaların yönünü ve trendini değiştirebilecek nitelikte bir gündem olmayacak. ABD’de haftanın en önemli verisi Cuma günü açıklanacak ABD GSYIH 4. Çeyrek final büyüme verisi olacak.Bu haftanın en önemli verisinde ise revize beklenmiyor. Çarşamba günü açıklanacak Dayanklı Mal Siparişleri verileri ikincil önemde takip edilecek.ABD’de Salı günü 2. el konut satış rakamları, Çarşamba günü yeni konut satış rakamları açıklanacak. Konut satış rakamları belki bu hafta çok fazla önemi olmayacak ama Nisan ayı ile birlikte önemi artacak. FED’in mortgage tahvili alımlarını sona ermesiyle birlikte mortgage faiz oranlarında yaşanacak yükseliş, konut satışlarını sınırlayıp, sınırlamayacağı Nisan ayı verilerinde takip edilecek. Avrupa’nın en önemli verisi ise Çarşamba günü açıklanacak Avrupa Birliği ve Almanya PMI verisi olacak. Piyasaların kendi dinamikleri ve trendleri doğrultusunda hareketine devam etmesini bekliyoruz. İMKB’de 53.000-53.200 kırılmadığı sürece 54.000 üzerinde alıcılı bir hafta bekleyebiliriz.
Gökhan USKUAY
Dünya Bankasın’dan Çin’e: Yavaşlayın Lütfen
19 Mart 2010 Cuma Saat: 14:00
BEJİNG- Bu yıl ekonomik büyümenin %9.5’a ulaşacağını tahmin eden Dünya Bankası, Çin hükümetini ekonominin hızını kesmesi ve enflasyonu azaltılması için uyardı.
Dünya Bankası son çeyrek raporunda Çin ekonomisinin büyüme hızı beklentilerini kasım ayında yapılmış %8.7 olan tahminine göre yükseltti. Beijing’in faiz oranlarını yükseltmesini ve yuan’ın enflasyonu engellemek için değer kazanması gerektiğini vurguladı.
Beijing, finansal krizi sürekli ekonomiyi uyarıcı tedbirler alarak geçirmeye çalışıyor. Merkez bankası iki defa bankalara zorunlku mevduat reservlerini büyütmeleri emrini verdi. Başkan Wen Jiabao da yıllık çalışmasında fiyat stabilitesinin önemini vurguladı.
Çin’in bu yılki büyüme hedefi, 2009’daki %8.7 olan genişlemeden sonra %8 civarında.
Beijing Dünya Bankası ekonomisti Louis Kuijs’e göre geçen yıl uygulanan ekonomik politikalar sonucu olarak bazı makro ekonomik risklerin ortaya çıkması mümkün. Ona göre sağlıklı bir piyasa için örneğin emlak fiyatlarının yükselmesinin önlenmesi gerekiyor.
Banka, Çin’in 2009’a göre daha sıkı ekonomik politika uygulaması gerektiğini vurguluyor ve Çin’in bu hızlı büyümesinin yavaşlatılması gerektiğini şiddetle öneriyor. Bunun için de faiz oranlarının ayarlanması ve daha esnek döviz kurunun uygulanması gerektiğini ekliyor.
Tüketici fiyat endeksi geçen yıl %0.7 düştükten sonra, Çin hükümetinin yaptığı tahminlere göre bu yıl %3 civarında artacak.
Kritiklere göre Çin malları ihracat piyasalarında ucuz yuan sayesinde avantajlı duruma geçiyor.
Dünya Bankası Çin’in ihracat beklentilerinin kısa vade için doğru olduğunu ancak durumun yıl ilerledikçe ne olacağı ile ilgili sorular yaratacağını vurguluyor.
Banka, Çin’in cari hesap fazlasının bu yıl 304 ve gelecek yılda 341 milyar dolara geleceğini bekliyor. Geçen yıl bu rakam 284 milyar dolardı. Banka, Çin’in geçen yıl sonu 2.4 trilyon ile dünyanın en büyük döviz reservine sahip olduğunu ve 2011 için ise 3 trilyon doları aşacağını düşünüyor.
Banka’ya göre bu yıl için Çin’i bekleyen bir diğer risk ise finansal sıkıntı altında olan yerel belediyelerin durumu ki bunun devlet tarafından kontrol altına alınabileceği düşünülüyor. Çin’in sağlam makro ekonomik durumuna göre yerel belediyelerin problemlerinin çok büyütülmemesi gerektiğini söyleyen Kuiji, yine de önlem alınması gerektiğini ekliyor. Çünkü yerel belediyeler direk olarak tahvil çıkaramıyorlar ve bunun yerine gelirlerini artırabilmek için emlak fiyatlarını yükselten fonlara taşınmazlarını devrediyorlar.
Cihan Kunt
İngiliz Poundu’nun Kaderi
19 Mart 2010 Cuma Saat: 11:35
Avrupa kıtasında son zamanlarda Yunanistan'dan sonra en fazla ekonomik zorluk çeken ülkelerden biri İngiltere... Bundan bir asır önce üstünde güneş batmayan ülke olarak tanımlanan, gelişmişliğin ve finansın başı olarak bilenen bir ülkeydi. Önce öğündükleri asilliklerini kaybetmeye başladılar, sonra ağır sanayisini (ağır sanayisinin büyük bir kısmını bir zamanlar en büyük sömürgesi olduğu Hindistan'a kaptırdılar), şimdide finansal anlamda büyük zorluklar yaşamaktalar. Özellikle son yaşanan krizde bankacılık sektörü çok derin yaralar aldı. Bankacılık sektörünü ayakta tutmak için ülke olarak ağır bedeller ödediler. Ancak son birkaç haftadır ülke ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmeler, piyasaları az da olsa canlandırmakta. Eğer bu gelişmeler devam edecek olursa İngiltere ekonomisi Kıta Avrupasından önce toparlanabilir.
GBP/USD paritesi uzun zamandan beri bir downtrend içerisindeydi. Geçen hafta ve bu hafta yaşanan hızlı alışlarla bu trend yukarı yönlü kırıldı.
Şuan 1.5150 seviyelerinde bulunan fiyatlar, geçtiğimiz günlerde yaşanan hızlı yükselişlerin bir düzeltmesi olarak algılanabilir. Eğer yükselişlerin %50 lik kadar bir düzeltme olur ise buralardan bir alış hareketi beklenebilir. Fakat 1.5150 desteği kırılır ise %61.8 seviyelerine (1.5050)kadar düşecektir. Bu hafta için bu seviyelerden daha da aşağı gitmesini düşünmüyorum. Çünkü 1.5050 desteği aynı zamanda şuanda oluşturmaya çalıştığı uptrendin alt kanalını oluşturmakta, bu kanal kırıldığı takdirde downtrendin içine tam anlamıyla girmiş olacaktır ve satışlar daha da hızlanacaktır. Eğer 1.5150 desteğini kıramaz ise buralardan yeniden alışa geçebilir. Böyle bir durumda ilk olarak 1.5230 direnci kırılmalı, bu kırılır ise 1.5310 ve 1.5410 dirençleri test edilecektir.
Mustafa KEYSAN
Finansal Analist
Çin Tartışması Büyüyor
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:42
Dün MS Asya Direktörü, Steven Roach’ın Nobel ödüllü Paul Krugman’ın Çin’in para birimi yuan’ı revalue etmeyi red etmesinin dünyada büyümeye %1.5 olumsuz etki yaptığı görüşüne karşı sert açıklamarı ile “Çin ne yapmalı?” tartışması yine gündemin tepesine çıktı. Roach’e göre, sorun Çin’in para birimi değil, ABD’nin tasarruf oranının çok düşük olması. Çin dolara karşı revalusyon yapsa da, ülkenin çok yüksek ihracat gücü yüzünden iki dev arasındaki ticari dengesizlik, başka bölgelere kayacak. İki dev basın yoluyla birbirleri ile dalaşa dursun, bugün de
İlk batan hedge fonu olan Long-Term Capital Management’in danışmanı James Rickards, Çin için “tarihin en büyük spekülatif balonu” ifadesini kullandı. Rickards’a göre, Çin dolar alıp yuan şortlayan bir hedge fonuna benzemeye başladı. Halen servet dağılımın sürdülemez olduğunu öne süren Rickards, “balon yakında sönecektir” kehanetinde bulundu. Fon yöneticisi Jim Chanos, Türkiye’de de artık sık sık okunan Gloom, Boom ve Doom websitesinin yöneticisi Marc Faber ve Harvard Üniversite’si Profesörü meşhur ekonomist Kenneth Rogoff da Çin’deki ekonomik politikaların sürdürülemez olduğu görüşüne katılıyor.
Stratejist Erda Gerçek: Kurlar Üstüne
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:42
Kurlar yatırım aracı değildir derken hep kurların tahmin edilemez olduğunu anlatmaya çalışıyordum. Yatırım yapmaya başladığımdan beri hiç bir teorinin kurlardaki hareketleri tam açıklamadığını fark ettim. Ara sıra bir faktör/veri ağır basıyor, kurları sürüklüyor gibi görülse de sürdürülebilir bir rejime rastlamadım. Bu yüzden kurlarda model fiyatlama belirsizliği olduğundan bahsediyordum. Yani ekonomik modeller kur hareketlerini tahmin etmekte yetersiz. Bu durumda tek yapılacak, bariz bir trend ortaya çıkınca onu izlemek, aksi takdirde aktif ve pasifleri ayni para biriminde tutmak.
Ne değişti sorusuna gelince tek kelimelik cevap: kriz. Krizden bu yana kurlarda net ve yakalanabilir trendler çıktı ortaya. Bunun en büyük nedeni gelişmiş ülkelerde faizlerin sıfıra inmesi. Böyle olunca global kapital dağıtım yükü kurların üzerine bindi.
İşte bu hipotezden yola çıkarak sık sık doların değer kazanacağı düşüncemi ABD’de kapitale olan getirinin çok daha hızlı düzeleceğini düşünmemden. İşin Avrupa ayağını da ayrıca yazdım. Kısaca Eurozone içersinde bir kur ayarlaması olamadığından, euronun zayıf kalması gerektiğinin artik arzulanan bir durum olduğunu açıklamıştım.
Ama yine de normal şartlarda paritedeki salınımların bu denli abartılı olmaması gerekir. Yaşanan büyük salınımların ardında basta Çin olmak üzere, bazı Asya ülkelerinin kurlarını yöneterek maalesef global dengesizliklerin çözümünde yer almak istememelerinden. Onlar kendi para birimlerini daha sabit tuttuklarında oynayabilen yerlerde hareketler çok daha abartılı oluyor. Bu durum yatırımcılar için kısa vade kar fırsatı yaratırken uzun vade sorunları da beraberinde getiriyor. Bunu da bir sonraki yazımda ele alıcam.
http://erdagercek.blogspot.com
Hülya Kayıkçı İle Dünya Piyasaları
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:42
ABD'de borsaları dün dalgalı bir seyir izledikten sonra , gün sonuna doğru sanayi hisselerine gelen alımlarla toparlandı..
Dow Jones Endeksi, arka arkaya 8. günde de değer kazandı. Dün 17 ayın yükseği seviyesinden kapanan S&P 500 Endeksi'nde hafif kayıplar oluştu...
Dow Jones Sanayi % 0.42 değer kazanarak 10.779 seviyesinde, S&P 500 Endeksi % 0.03 değer kaybederek 1.165 seviyesinde ve Nasdaq Bileşik Endeksi % 0.09 değer kazanarak 2.391 seviyesinde günü tamamladı.
Fed'in bankalara doğrudan kredi verirken uyguladığı iskonto faiz oranında artırıma gideceğine dair beklentilerle birlikte ABD'de borsalar geri çekilirken, gün sonuna doğru sanayi hisselerine gelen alımlar endeksleri toparladı.
ABD vadeli kontratlarının vadelerinin sona ermesine bir gün kala işlem hacminde görülen zayıflığa ve çoğu hisse senedinin yükselişten çok düşüş göstermesine karşın Dow Jones Endeksi günü artıda kapatmayı başardı.
Sanayi hisselerinden Boeing ve 3M yükselişiyle Dow Jones Endeksi'ne en büyük desteği verdiler.
Boeing hisse senetleri % 2.2 yükselerek Dow Jones Endeksi'nin en büyük destekçisi oldu. Haziran 2008'den bu yana görülen en yüksek kapanışını yapan Boeing, aynı zamanda Dow'un yılbaşından bu yana en iyi performans gösteren hissesi oldu ..
3M hisseleri % 1.78 değer kazandı. Buna karşın % 1'in üzerinde düşüş gösteren Bank of America ve Alcoa hisseleri Dow Jones'un en çok düşen hisseleri oldular..
Dün açıklanan ekonomik verilerden Philadelphia Fed imalat endeksi Mart ayında beklentilerin üzerinde büyüme gösterirken, yeni siparişlerde düşüş yaşandı...
Ekonomiye dair karışık sinyaller veren veriler S&P 500 Endeksi'nin ekside kapanmasına yol açtı.
Dün Yunanistan haberleriyle çalkalanan küresel piyasalar bu sabah daha dengeli bir seyir izliyor. Asya borsaları genelde artıda..
Tokyo'da otomotiv ve elektronik hisseleri endeksi yukarı çekti. Hong Kong'da hafif bir düşüş var.
Pariteler ve emtia fiyatları da güne dengeli bir seyirle başladı...
Yunanistan'a ilişkin endişelerin yeniden gündeme gelmesinin ardından dolar da euroya karşı değer kazandı ;
Euro-dolar paritesi 1.36'nın hemen üzerinde.
TL, Merkez Bankası'nın faizi aynı bırakma kararının ardından dünkü 1.5260 seviyelerini koruyor. ..
Petrol 81.87 dolar, altın 1123 dolar, bakır 7500 dolar civarında işlem görüyor.
ABD 10 yıl vadeli hazine tahvillerinin faizi % 3.67 seviyesinden işlem görüyor
MEKSA Günlük: Yurtiçi piyasada siyasi risk algılamasını aşma çabası
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:40
Dün medyada yer alan ve siyasi risk algılamasını yükselten haberlerin ardından söz konusu algılamayı teyit edebilecek yeni bir gelişmenin yaşanmamış olması ve global piyasalarda hakim iyimserlik yeni günde pozitif başlangıç olasılıklarını yükseltiyor.
Yeni günde Ak Parti’den gelen açıklamalar da tansiyonu bir miktar azaltabilir. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in “parti kapatılması yönde bir durum hissetmediğini” açıklaması siyasi risk algılamasında sınırlı oranda azaltıcı bir unsur olabilir.
Yurtiçi gündem açısından bir diğer dikkat çekici gelişme Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası yapılan açıklamalar. Dün gerçekleşen toplantıda beklendiği gibi faizlerde değişime gidilmezken, TCMB’nin para politikası duruşunda değişikliğe gittiği görülüyor.
Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası yapılan kısa açıklamada enflasyon beklentileri nedeniyle genel fiyat davranışlarında bir bozulma yaşanması durumunda öngörülenden daha erken sıkılaşmaya geçebileceğine dair yeni bir ifade yer aldı. Son enflasyon verileri ile birlikte değişmeye başlayan enflasyoist beklentiler bazında normal karşıladığımız ifade değişikliğine karşın halen 2010 yılı 4.çeyrek öncesinde faiz kararlarında bir değişiklik beklemiyoruz.
Dün hisse senedi marketinde oluşan hızlı geri çekilmenin ardından, gelen açıklamalar ve global hisse marketlerinde korunmaya çalışılan iyimserlik açılışla birlikte tepki alımlarını destekleyebilir. Bu paralelde 53.750 ve 54.000 seviyelerini günlük bazda direnç bölgeleri olarak takip edeceğiz.
Özellikle 54.000 bölgesinin aşılamadığı hallerde İMKB 100 endeksinde 53.270 teknik boşluk seviyesinin kapatılması riskinin devam edeceğini düşünüyoruz.
Günün ajandasında yurtdışı piyasalar açısından ise kayda değer bir factor bulunmamakla birlikte, bugün ABD’de türev piyasalarda vade sonu olduğunu belirtelim.
Ozgur Yurtdasseven
Araştırma Müdür Yardımcısı
Meksa Yatırım Menkul Değerler
PPK Sonrası Faiz Artırım Beklentileri
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:40
Özlem Bayraktar, Unicorn Capital: Bu (TCMB) senaryosunda 2Y2010’da faiz artırımı kaçınılmaz olacak. Yıl sonuna kadar 200 puan, 1Y2011’de ise 100 puan daha artış bekliyoruz. 2010 sonu TÜFE öngörümüz %8, ama riskler daha yüksek bir rakam çıkması yönünde.
Levent Durusoy, Yatırım Finansman: Piyasa perspektifinden her ne kadar PPK’nın gerektiğinde sıkılaştırmaya gitmekten çekinmeyeceğini açıklaması rahatsız edici olsa da, faiz oranlarının uzunca bir süre düşük tutulacağına yönelik anahtar cümlenin muhafaza edilmiş olmasının kısa vadede bir rahatlama sağlayacağını ve dengeliyici bir unsur olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki günlerde ise piyasa faizlerinin ise iç siyasi gelişmeler ile yurtdışı piyasaların seyri ve global risk iştiahını takip etmesini bekliyorum. (NOT: Levent Durusoy’un yeni makalesini köşe yazarlarımız arasında bulabilirsiniz).
Tera Brokers: Son Beklenti Anketine göre, TCMB’nin “güvenilirlik uçurumu” yıl sonu TÜFE bekletisine göre (%8.17) 167 puana çıktı. Bu yüzden, EĞER iç talep yeniden yavaşlamazsa, fiyatlama davranışlarının bozulması mümkün. Bu sebepten dolayı 4Ç yerine yaz aylarında faiz artırımlarının başlaması da olası bir senaryo görünüyor. Ama, piyasaların henüz bu riski iskonto edeceğini düşünmüyoruz.
Sertan Kargın, EMDAŞ: TCMB önce piyasadaki likiditeyi azaltacak tedbirlere başlayacak. Meslea, zorunlu TL mevduat karşılıkları artırılabilir. 2010 sonuna kadar ise kotasyonlar 150 baz puan yükseltilebilir.
Dr Ahmet Akarlı, Goldman Sachs: TCMB’nin “çıkış stratejisinin” zamanlamasını tam kestirmek mümkün değil, ama likidite fazlası Nisan’dan itibaren emilmeye başlayabilir ve süreç yaz/sonbahar aylarında da sürebilir. Yılın ikinci yarısında 250 puan kotasyon artırımı, 2011’de ise 100 puan daha bekliyoruz.
Güldem Atabay, Ekspres Yatırım: Ağustos ayına kadar faiz artırımı yok. Sene sonu enflasyon beklentimiz %7.5. Bu sene 150 puan kotasyon artırışı gelebilir.
Özgür Altuğ, BGC Partners: TCMB’nin 3Ç2010 sonuna kadar faizleri sabit tutmasını bekliyoruz. 2010 sonuna kadar 125 puan artış beklemkle birlikte, başka riskler de öngörüyoruz ki bunlar parasal sıkılaştırmayı öne çekebilir.
Aracı Kurumlar PPK Açıklmaıs İçin Ne Dediler?
19 Mart 2010 Cuma Saat: 10:40
Sabah boyunca sürdüreceğiz, PPK açıklaması yorumlarını ilk önce Garanti Yatrım araştırma notu ile başlatıyoruz.
• Piyasa, özellikle faiz oranlarının “uzunca bir süre düşük tutulacağı” ibaresinin notlarda yer alıp almayacağını yakından izleyecekti. Bu ifade aynen korundu.
• Fakat önceki notlarına kıyasla, MB bu sefer, politika görüşünde bir miktar daha temkinli gözüküyor.
• Banka, enflasyonun Mart ayında tek haneli seviyelere düşeceğini; bir müddet ise belirgin şekilde hedefin üzerinde dalgalı seyir izleyeceğine değiniyor. Banka önceki notundaki “belirgin” ifadesine yer vermemiş; enflasyonun yıl ortasına kadar hedefin üzerinde kalacağını belirtmişti. Şimdi ise o süreyi bir miktar uzattığını görüyoruz. Banka’nın son beklentisi, enflasyonun ancak 2011 yılının ilk aylarında hedefle uyumlu seviyelere gerileyeceği yönünde. Bu ifadeden de aslında, MB’nın 2010 yılında %6.5 olan enflasyon hedefini tutturmasının zor olacağı anlaşılıyor.
• Banka, çekirdek enflasyonun ise Mart ve Nisan aylarında baz etkisi kaynaklı yükseleceğinden bahsediyor. Bu görüşe tamamen katılıyoruz. Şu an %4 seviyelerinde olan yıllık çekirdek enflasyonunun %6 seviyelerine yükseleceğini tahmin ediyoruz.
• Banka ayrıca önceki raporlarında toparlanmanın gücüne ilişkin “belirsizlikler” olduğuna değinmekteydi, şimdi ise bu cümleyi kaldırdığını görüyoruz. Büyümeye ilişkin verileri yakından takip etmekteyiz ve toparlanmanın özellikle yılın ilk çeyreğinde oldukça güçlü seyrettiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede yılın ilk çeyreğinde beklentilerden daha yüksek bir büyüme oranıyla karşılaşma ihtimalimiz var.
• Yine önceki faiz oranlarına ilişkin duyurusunda yer almayan, fakat PPK tutanaklarına girmiş olan bir cümleyi de Banka bu seferki faiz notuna eklemiştir. “Yakın dönemde enflasyon beklentilerinde gözlenen artışın genel fiyatlama davranışlarında bozulmaya yol açması halinde ise Merkez Bankası, Enflasyon Raporu’ndaki baz senaryoda öngörülen duruşa kıyasla daha erken bir parasal sıkılaştırmaya gitmekte tereddüt etmeyecektir.” Bu cümleyi oldukça kritik buluyoruz.
MB’nın enflasyondaki yükseliş sürecine ilişkin beklentileri her ay hızla değişiyor. Son olarak enflasyonun 2011 yılında ancak hedefle uyumlu seviyelere geleceğini belirtmesi de bunu doğrular nitelikte. Beklentilerdeki bozulma kalıcı olduğu takdirde, ki mevcut enflasyon görünümü buna işaret ediyor, MB’nın ilerleyen dönemde söylemini hızla daha da temkinli hale getirmesi muhtemel. Bu çerçevede piyasada yılın son çeyreğine ilişkin faiz artırımı beklentileri de yavaş yavaş 3. çeyreğe çekilebilir. Şu an için yılın son çeyreğinde 100 baz puanlık faiz artırım beklentimizi koruyoruz. Enflasyon beklentimiz ise %8.5 seviyesinde.
http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
ABD’de Toparlanma Yavaşlıyor
19 Mart 2010 Cuma Saat: 00:30
ABD’de Şubat TÜFE %0.1 olan beklentinin altında, 0 olarak açıklanırken, çekirdek TÜFE beklendiği gibi %0.1 arttı. Böylece yıllık TÜFE’de artış %2.1, çekirdekte ise %1.3 oldu. Fed’in zımnı (örtülü) hedefi olan “%1.5-2 arası” bandının altında kalan enflasyon verileri faizlerin uzun süre düşük tutulacağının altını çizerken, ekonomide de talebin çok da parlak olmadığınn düşündürdü.
11ci ay aralıksız artan öncü göstergelerde ise aylık artış hızı %0.1 ile son zamanların en düşük temposuna yavaşlayarak, toparlnmanın çok da güçlü olmadığını teyid etti. En son olarak da ilk işsizlik başvuruları beklentilerden sadece 2 bin kişi daha yüksek, 457 bin kişi olarak açıklandı. Ama mevsimselliği arındıran dört haftalık hareketli ortalama yılbaşından bu yana 30 bin kişi yükseldi. ABD ekonomosi net istihdam üretmek için asgari seviye sayılan 400-425 bin kişinin çok üstünde iş kaybı yaşıyor.
4Ç2009 yıllıklandırılmış olarak %5.9 büyüyen ekonominin, bu çeyrekte %2.8-3 düzeyine yavaşlaması bekleniyor. ABD için bu büyüme oranı kalcı olursa, optimal sayılır, ama resesyondan çıkışın daha 2ci çeyreğidne, talebin çok güçlü olmadığını gösteriyor olması da mümkün. Bu verilere bakarak, ABD’nin yılın ikinci yarısında yeniden yavaşlamayacağını öne sürmek henüz erken.
Dün Kuyudaki Taşı Çıkarabilen Olmadı…
19 Mart 2010 Cuma Saat: 00:30
Piyasalarda risk almama iştahı dünyada ekonomik nedenler ağırlıklıyken, Türkiye’de siyasal ağırlıklı. Daha önce internet üzerinden yayınlanan muhtıra ve parti kapatma davaları Cuma günü gerçekleşince, piyasalar için bir hafta sonu riski oluşuyor. Dün gazetelerden birinin bir köşe yazarı, kendi muhabirlerine dayanarak yazdığı yazısında yeni bir parti kapatma davasının Cuma kapanış itibariyle olabileceğini yazısı piyasalara damgasını vurdu. Hafta sonu riskini almak istemeyen yatırımcılar önce sattı,ardından kuyu içerisindeki taşı çıkarmaya çalıştı ama çıkmadı. Bugün gazetelerde yeni bir haber olmazsa piyasalar kuyudaki taşı çıkarmaya devam edecekler.Olmadı hafta sonu riski geçtikten sonra, hafta başında yeniden pozisyon alacaklar.Piyasalar için bugün yazı-tura atma vakti…
Gökhan USKUAY
Yunan Hikayesi, Yılan Hikayesi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 15:45
Yunanistan’ın borçlanma sorunları tam anlamıyla bir yılan hikayesine dönüyor. Hafta başında AB Maliye Bakanları’nın prensip olarak ikili krediler vasıtası ile Yunanistan’a destek verme kararına, hafta içinde Merkel itiraz etti. Merkel’in Hristiyan Demokrat Partisi hiç bir şekilde Yunanistan’a şartlı da olsa mali destek vermek istemediğini sinyalliyor. Hatta, Merkel, Yunanistan’a IMF’yi gitmesini bile söylemiş olabilir. Birlik içi sorunların daha da ayyuka çıkacağından korkan AB Komisyon’u, Fransa ve Avrupa Merkez Bankası ise IMF’nin hiç bir şekilde birlik içinde faaliyet göstermesini istemiyor.
Bu gelişmeler üzerine bugün öğle saatlerinde Yunan Başbakanı Papandreu, kamuoyu önünde AB liderlerinden 2-4 Nisan toplantılarda bir yardım paketini şekillendirmelerini istedi. Yunanistan kredi piyasalarından borçlanıyor, ama maliyet o kadar pahalı ki, ödenecek ek faiz, bütçe kısıntılarını nerdeyse boşa çıkartacak. Bazı kaynaklara göre AB’den umudu kesen Atina, şimdiden IMF’yi çağırdı. WSJ’da bir Yunan yetkilisine atfedilen şu sözler vardı: “Biz zaten IMF’nin isteyebileceği kadar kemer sıktık. IMF olmadan IMF programının en kötüsünü yaşıyoruz.” Ancak, diğer Yunan yetkilileri bu haberi doğrulamadılar. Batı Avrupa borsaları Yunanistan haberi ile satıcılı seyrederken, Euro da dolara karşı değer kaybediyor.
IMF de Yuan’da Revaluasyon İstedi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 14:15
IMF'den Pekin'e yuan uyarısı geldi ..
IMF, Çin'in para birimi yuanın değer kazanmasına izin vermesi gerektiğini söyledi...
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, yuanın değerinin çok altında işlem gördüğünü belirtti..
Dominique Strauss-Kahn'ın açıklaması kritik bir zamanda geldi.
Zira, ABD Senatosu yuanı revalüe etmemesi halinde Çin'e yaptırımlarda bulunulmasını öngören bir tasarıyı ele alıyor.
ABD, Pekin'in ihracat oranlarını arttırmak için yuanı baskı altında tuttuğunu düşünüyor.
Yuanın düşük olması, Çinli ihracatçılara rekabet açısından avantajlı bir konum sağlıyor ve böylece Çin bütçe fazlası verirken, ABD bütçe açığıyla mücadele etmek durumunda kalıyor.
IMF, yuanın düşük değerinin mali krize yol açan küresel dengesizliklerin bir parçası olduğunu söylüyor...
IMF Başkanı Strauss-Kahn da yuanın değer kazanması sonucunda gelecekte küresel ekonominin daha istikrarlı olacağını savunuyor.
Çin ise yuanın değer kazanmasına izin verilmesi yönündeki çağrılara direniyor..
Çinli bir yetkilinin sözleriyle: Döviz kurları dünya ekonomisindeki dengesizlikleri giderecek sihirli bir iksir değil...
Bu arada Dünya Bankası, Çin'in 2010 için büyüme tahminlerini yüzde 9'dan yüzde 9,5'a çıkardı...
Ancak Pekin'e enflasyonu frenlemesi ve mülk fiyatlarındaki şişkinlikten kaynaklanan riski azaltmaya çalışması uyarısında bulundu...
ABD Hazine Bakanlığı, ABD'li Kongre üyelerinin Çin'in kur uygulamalarına ilişkin endişeleri paylaşıyor ve Çin için yuanın değerini tekrar yükseltme zamanının geldiğine inanıyor...
Konuya ilişkin açıklama yapan isminin açıklanmasını istemeyen bir yetkili, "Çin'in kur politikası konusunda ciddi endişelerimiz var.
Çin'in ekonomik büyümesinde ve ihracatında toparlanma ve döviz rezervlerinde birikmenin devam etmesi açıkça Çin'in yuanın değerlenmesini yeniden başlatması gerektiğine işaret ediyor" diye konuştu.
Yetkili, "Başkan'ın geçen hafta dediği gibi, piyasa odaklı kur, Amerikan işletmeleri ve işçileri için daha dayanıklı bir toparlanma sağlamak için önemli olan daha güçlü, daha dengeli global ekonomiye önemli bir katkı yapacak" dedi.
GEİTHNER: ÇİN'İN YUANI SERBEST BIRAKMASI ÇIKARINA
Fox Business'a konuşan ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner, Çin'in eninde sonunda daha esnek bir kur rejimine doğru hareket etmenin kendi çıkarına olduğu kararını vereceğini düşündüğünü söyledi..
Pekin ile Washington arasında bir ticaret savaşı öngörmediğini belirten Geithner, "ABD'nin Çin ile çok önemli ekonomik çıkarları var. Ve biz, ABD şirketlerinin Çin ve ABD'de eşit şatlarda rekabet edebilmelerini sağlamak için çok yoğun çalışıyoruz" diye konuştu..
Hulya Kayıkçı
FRANKFURT - Mart ayında Almanya’nın ekonomik beklentileri iyileşmenin çok ağır olduğunu gösterirken kötüleşmeye devam ediyor.
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 14:15
ZEW düşünce kuruluşu ekonomik beklentiler endeksinin son altı ayda düştüğünü belirtiyor. Şubat ayında 45.1 puandan Mart ayında 44.5’e düştü.
Ekonomistler iyileşmenin yavaş da olsa devam edeceğinin sinyallerini gördüklerini belirtiyorlar. Dow Jones Newswires araştırma sonuçları 43.0 puan ile ekonomistlerin beklentilerinin ve artık kemikleşmiş olan tahminin (27.2 puan) çok üzerinde çıktı.
ZEW Başkanı Wolfgang Franz’e göre Alman iş dünyası yoğun bakımdan çıktı. Ancak hala hastanede tedavi görüyor ve tam iyileşmenin zaman alacağını ekliyor.
Analistler ve yatırımcılar mart ayından itibaren daha iyimserler. ZEW endeksi ise 2.9’dan -51.9 puana gelerek Kasım,2008’den itibaren en yüksek seviyesine geldi.
ZEW’a göre örneğin kimyasal üretim, çelik sanayi gibi ihracat endeksli endüstriler Almanya’nın iyileşmesinin öncüleri olacaklar. Credit Agricole SA ekonomisti Isabelle Job’a göre ise tam iyileşme ve iç talebin canlanması çok uzak görünüyor.
Euro bölgesinin ilk çeyrekteki iyileşme hızının düşmesi ekonomistlerin beklentilerini değiştirdiği gibi, şimdi de Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını 2010 sonlarına kadar hatta daha sonrasında bile yükseltmeyeceği görülüyor. Faizlerin artmayacağını enflasyondaki durağanlık da destekliyor.
ZEW ekonomisti Peter Westerheide, hem Almanya hem de euro bölgesi için enflasyon beklentilerinin şaşırtıcı bir şekilde aşağı gittiğini söylüyor. Bölgede ise ocak ayına göre 16 ülkenin tüketici fiyatları şubat ayında çok yavaş bir şekilde yükselmiş. Avrupa Birliği istatistik kuruluşu Eurostat’ın verilerine göre tüketici fiyatları ocak’tan bu yana %0.3 artmış. Geçen yılın şubat ayına göre %0.9 daha fazla bir artış görülüyor.
Enflasyonun yıllık artış oranının hesaplamaları Mart,09’dan beri değiştirilmedi. Tüketici fiyat enflasyonunu hesaplamanın temel ölçümü – enerji, gıda,alkol ve tütün gibi oynak fiyatları içermez- şubat ayında %0.4 , tüm yıl için %0.8 arttı.
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Jean-Claude Trichet’e göre enflasyondaki yavaşlama bankanın tahminleri ile uyumlu ve bu durum bir süre daha sürecek. Bu durum da Merkez Bankasının bir süre daha faiz oranlarını %1 gibi düşük bir oranda tutması için neden teşkil edecek.
Eurostat verilerine göre Almanya’da şubat ayında %0.4 artan tüketici fiyatları bölgede geçen yıla göre sadece % 0.5 artmış. Bölgedeki 16 ülkenin tüketici fiyatları ocak ayına göre şubat ayında çok yavaş bir euro yükselmesi yaşadı. Eurostat’a göre yıllık enflasyondaki yavaşlamanın nedeni alkol, tütün, ulaşım ve hanehalkı tüketim maddelerinin fiyatlarının yıldan yıla olan (şubat) artışının yavaş olması. Bu yavaşlamanın yaşandığı diğer ülkeler ise İspanya ve İtalya. Tüm Avrupa Birliği kapsamında tüketici fiyatları ocaktan şubat’a %0.3 artmış. Bu ise bir yıl öncesine göre %1.4 daha yüksek.
Cihan Kunt
Korku Endeksi VIX Düşüyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 12:15
Korku endeksi olarak adlandırılan ve risk iştahının göstergesi olan oynaklık endeksi "Volatility Index / VIX", bugün yaklaşık 2 yıl önce görülen en düşük seviyesine kadar geriledi...
Ancak bu düşüş yatırımcıların işsizlik, kamu borcu, ev icraları ve piyasaları olumsuz etkilemesi gibi muhtemel bir dizi sorunu unuttukları anlamına gelmiyor...
Piyasanın endişelerini yakından takip eden VIX Endeksi'nde görülen bu düşüş, hisse senetleri piyasasında son zamanlarda görülen yükselişten dolayı yatırımcıların rahatladıklarını gösteriyor.
Endeks, % 6.2 gerileyerek 16.59 seviyesine kadar indi... 16 Mayıs 2008'de 16.47 seviyesinden kapanan endeks, o tarihten bu yana hiç 17 seviyesinin altında bir kapanış gerçekleştiremedi...
Endeksin bugünkü sert düşüşüyle birlikte yatırımcıların hisse senetleri piyasalarına dair güvenlerinin arttığına yönelik yorumlar yapılabilir, ancak bunun için henüz erken olduğu ifade ediliyor..
Uzmanlar, VIX'deki bu düşüşün, ancak piyasadaki aktivite eksikliğinden kaynaklanabileceğini belirtiyorlar. Nihayetinde VIX Endeksi bir volatile endeksi, bir boğa ya da ayı piyasası indikatörü değil..
Daha da ayrıntılı bir biçimde açıklamak gerekirse, VIX Endeksi S&P 500 opsiyonları için yatırımcıların ödedikleri fiyatların takibini yapıyor ve en başından bu yana volatilite bu opsiyon işlemleri kararlarında büyük rol oynuyor... Volatilitenin eksikliği, bu kontratlarda daha düşük primlere yol açıyor..
Hülya Kayıkçı, http://groups.google.com/group/PARATREND adresinde bu grubu ziyaret edin
Cem Şengezer’den Aylık İMKB-100 Analizi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:48
Son gelişmelere aylık pencereden bakmanın nasıl bir faydası olabilir ? günlük bazda yaşanan kümülatif düzeltmelerin (yukarı/aşağı) aylık trend içinde nasıl bir yeri olduğunu daha rahat görmemizi sağlar.
Kanallar içindeki hareketlerin davranışlarını incelemeye devam edelim:
şubat-mart 2009da taban oluşumunu bitiren endeks ağustosa dek hızlı çıkış yapmış ardından yanal piyasa gelişimi görüldü (5 aylık çıkış, 4 ay yanal hareket). Son durumda ise aralık 2009da başlayan çıkışın yanal hareketlerle aylardır devam ettiğini görüyoruz. Yanal hareketlerin özelliği, belirgin band hareketi oluşturması ve düşüşlerin şiddeti kadar çıkış hareketi yaparak band hareketini teyit etmesidir. Böylece ortalama hareket yatay gelişmektedir.
Haziran ve aralık ayı diplerinden çizilecek doğru kanalın alt ucu, temmuz ve ekim aylarının yükseklerinden çizilen tepeler de kanalın üst ucunu oluşturuyor. Yukarı eğilimli bu kanal içinde aylık ortalama hareketin kanal alt ucuna yaklaştığı görülmektedir. Bir başka deyişle kanalın dışına kayan ortalama hareket, piyasanın giderek zayıflamakta olduğuna işaret etmektedir. Evet, tepkinin tadını çıkarabiliriz ama ortalamadan uzaklaşmak için marjın azalmaya başladığını da görmek gerekir. Son durumda bandın üst ucu bu ay için 60.300 olarak görülmektedir. Bu seviye için gerekli olan hareketlerin yukarı yönde gün içi düzeltmelerin ihmal edilebilir olmasıyla görülmesi daha olasıdır. Buna sebep de son 2 ayda görülen hızlı düşüştür.
Kudret Ayyıldır’dan Kur Analizleri
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:47
Yurtdışında olumlu gelişmeler birbiri arkasına gelince piyasalarda bahar havası oluştu. ABD Merkez Bankası faizleri uzun süre değiştirmeyeceğini açıkladı. Japonya yeni teşvik tedbirlerini hayata geçiriyor. Yunanistan'ın aldığı önlemler yeterli görüldü. Bütçede iki aylık sonuçlar beklenenden çok iyi geldi. Geçen yıla göre gelirler %21 arttı, bütçe açığı %49 daraldı.
FED'in faizleri uzun süre düşük kalacağını açıklaması dolara değer kaybettirdi. Euro/Dolar paritesi günün ilk yarısında 1,3820 sente tırmandı. Ama öğle saatlerinde Euro bölgesinde Ocak ayında inşaat üretimi - 2,2 geldi. Beklenti + 0,5 olacağı yönündeydi. 4. çeyrekte işgücü maliyet endeksi de +2,2 ile +2,8’lik tahminin altında kaldı. ABD'de Şubat ayı üretici fiyatları - 0,6’ya inerek son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. Bu yüzden paritedeki yükseliş hız kesti. 1,3745 sente dönüldü.
Bugün Avrupa ve Amerika’dan gelecek olan haberler ile Amerikan borsasının açılmasıyla paritede ciddi hareketlenmeler görülebilir
11:00EUR Cari Hesap
11:00EUR İtalyan Ticaret Dengesi
12:00EUR Ticaret Dengesi
14:30USD Çekirdek CPI
14:30USD İstihdam Talepleri
14:30USD CPI
14:30USD Cari Hesap
16:00USD Philadelphia Fed İmalat Listesi
16:00USD Önemli İndeks
16:30USD Çoklu Dünya Endeksi Tabloları
Teknik olarak incelediğimizde 1,3800 seviyesinde tutunamayan parite 1,3660 seviyelerine kadar düştü ve 1,3660 seviyesini destek olarak gördüğü için yükselişine devam etti. Şuanda 1,3680 seviyesinde olan paritede 1,3800 seviyesi önem arz ediyor ve buranın yukarı yönlü kırılması pariteyi önce 1,3900’a daha sonra da 1,4000 seviyesine kadar çıkartabilir. Aksi takdirde yani bu direnç geçilemediği durumda ise paritenin 1,3530 seviyesine kadar düşmesi bekleniyor. Parite 1,3450-1,3800 seviyesi arasındaki hareketini sürdürmektedir.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, stopaj düzenlemesinin vergi içermeyeceğini söyledi. Siyasette önemli adımlar atılıyor. Hükümetin üzerinde çalıştığı tarihi reform niteliğindeki Anayasa değişiklik paketine son şekli verildi. Önümüzdeki hafta muhalefetle görüşmeler başlıyor. İMKB'deki sıkışık seyir sona erdi, yükseliş trendine girildi. 54 bin direnci aşıldı. Son iki günde endekste yaklaşık %4'lük bir artış kaydedildi. Yukarı harekette, Yunanistan'ın Standard and Poor's tarafından negatif izlemeden çıkarıldığının açıklanmasıyla birlikte, FED'in faiz kararı ve sonrasında yaptığı değerlendirmede, özellikle faizlerin uzun bir süre daha artırılmayacağı ve ABD ekonomisinde artık yukarı yönlü dönüşün başladığının vurgulanması, tüm dünya borsalarını olumlu etkiledi. Bankalar ve holdinglerdeki yoğunlaşma dikkat çekti. Endeks günü 54 bin 167 puanla tamamladı. Çıkış hareketi gücünü koruyor.
FED'in faizleri uzun süre düşük kalacağını açıklaması dolara değer kaybettirdi. Euro/Dolar paritesi günün ilk yarısında 1,3820 sente tırmandı. Ama öğle saatlerinde Euro bölgesinde Ocak ayında inşaat üretimi - 2,2 geldi. Beklenti + 0,5 olacağı yönündeydi. 4. çeyrekte işgücü maliyet endeksi de +2,2 ile +2,8’lik tahminin altında kaldı. ABD'de Şubat ayı üretici fiyatları - 0,6’ya inerek son 6 ayın en düşük seviyesini gördü. Bu yüzden paritedeki yükseliş hız kesti. 1,3745 sente dönüldü. Ama Dolar 7.28 Güney Afrika Randına gerilediği için, Türk Lirası güç kazandı. Serbest piyasada güne 1.519 TL'lik alış değeri ile başlayan dolar, kapanışa kadar gevşek bir seyir izledi, günü 1.512 TL ile tamamladı. Euro da 2.080 TL'ye düştü. Dolar için 1.500 TL taban olarak belirlendi. Bu seviye görülürse kısa vade için alım yapılabileceği tavsiye ediliyor. Bileşik faizler 9.16'dan 9.04'e düştü. Şimdi bütün dikkatler Para Politikası Kurulu toplantısında. Gecelik borçlanma oranlarında artırıma gidilmezse, bileşikler %9 seviyesinin altına gerileyecek.
Teknik olarak incelediğimizde 1,5162 seviyesinde olan parite de 1,5100 seviyesi önem arz ediyor ve bu seviyenin aşağı yönlü kırılamaması pariteyi 1,5280 seviyelerine kadar çıkarabilir. Satışların devam etmesi durumunda 1,5100 seviyesinin aşağı yönlü kırılıp kırılmamasına bakacağız ve bu seviye aşağı yönlü kırılacak olursa parite ilerleyen günlerde 1,4980 seviyesine kadar düşebilir.
Kudret AYYILDIR
Finansal Analist
Özel Sektörün F/X Borcu 125.5 Milyar dolar
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 11:45
Merkez Bankası'ndan (TCMB) yapılan açıklamaya göre özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu Ocak sonunda 125.5 milyar dolar oldu. TCMB'nin internet sitesinde yer alan verilere göre özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 2009 sonunda 127.73 milyar dolar idi.
Öte yandan 2009 sonunda 1.02 milyar dolar olan bankalar hariç özel sektörün yurtdışından sağladığı kısa vadeli borcu Ocak sonu itibarıyla 1.06 milyar dolara yükselirken; yine 2009 sonunda 5.84 milyar bankaların kısa vadeli Ocak sonunda borcu 4.9 milyar dolara geriledi.
TCMB sitesinde yer alan haberin akıl almaz derece kötü raporlanması, bizi bir çok detayı görmekten alıkoyuyor. Tabloları okuyabildiğimiz kadarı ile, özel sektörün toplam itfaları 2010 yılında 30.7, 2011 yılında ise 22.042 milyar dolar. Bu rakamlardan yola çıkarak, Türkiye’nin cari açık, kamu ve özel sektör olarak 2010 yılında 65-70 milyar dolar civarında dış finansman ihtiyacı olduğu sonucuna varıyoruz. Bu rakama kısa vadeli borçlar ve rutin olarak yenilenen ihracat kredileri dahil değil.
Bu montan çok büyük değil, hatta Yunanistan’ın sırf kamu itfalarının (iç ve dış dahil) 50 milyar Euro olduğunu göz önünde bulundurursak, az bile olduğu iddia edilebilir. Ancak, iki soru kafamızı çeliyor:
Birincisi, Ocak ödemeler dengesi hesaplarında özel sektörün net borçlanma oranını %70’in altına çekmesi kredi bulma zorluğu yüzünden mi, yoksa sermaye ihtiyacı mı yok?
Sermaye hesabında fazla yaratan en büyük kalem olan hata ve noksanla özel sektör dış borçlarının alakası var mı?
MEKSA: Yunanistan riski yeniden raftan indirildi
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:38
İyimserliği destekleyen FED açıklamalarının ardından dün itibariyle açıklanan enflasyon verilerinin de beklentiler paralelinde gerçekleşmesi Wall Street endekslerinde pozitif eğilimi destekledi.
Şirketler bazında ise Moody’s’in kredi notunu yükselttiği Ford Motor ise %4.5 değer kazanırken, finansal kesimde iyimserlik devam etti. KBW Bankacılık Endeksi %1.6 oranında yükseldi.
Yeni günde ABD’den gelecek TÜFE, hafttalık işsizlik sigortası başvuruları ve öncü göstergeler gibi veriler takip edilecek. Ayrıca FED üyeleri içerisinde faiz artırımını savunan Kansas City FED Başkanı Hoenig’in 14:30 yapması beklenen açıklamalarda gündemde ön plana çıkabilir.
Güne ilişkin dikkat çeken diğer faktörler ise geçtiğimiz günlerin öncelikli risklerinin bir kez daha ön plana çıkması. Bu noktada Yunanistan ve Çin risklerinin yeniden tartışmaya açıldığı görülüyor.
Almanya Başbakanı Angela Merkel’in birlik içerisinde kuralları ihlal eden üyelerin euro alanından çıkarılmasını önermesi ve ülkedeki iktidar partisi temsilcilerinin Yunanistan’ın IMF’den destek alması konusunda görüş bildirmesi euro üzerinde baskıyı bir kez daha artırmış görülüyor.
Çin tarafında ise yönetimin bankaları yeni krediler konusunda bir kez daha uyarması, kredi sıkılaştırma konusundaki kaygıları yeniden ön plana çıkardı.
Yurtiçi tarafta IMF faktörünün beklentilerin içerisinden çıkmasının ardından son iki günde yaralarını saran Türk hisse marketi açısından olumlu bütçe performansı ve şirket bazlı haberlerin ardından yeni bir haber girişi olmaması kar realizasyonu riskini artırmış durumda.
Yeni günün ilk işlemlerinde Yunanistan riskinin sınırlı da olsa bir kez daha fiyatlanıyor olması sonrası yurtiçi hisse marketinde destek seviyelerinin test edilmesi beklenebilir. Günün ikinci yarısında Avrupa kaynaklı gelişmelerin yanında ABD’den de ilave riskler eklenmesi halinde baskı daha da artabilir.
Açılışla birlikte yeni güne ilişkin gelişmeler paralelinde 54.000-54.200 aralığındaki destek bölgesinin test edilmesini bekliyoruz. Söz konusu bölgenin destek olarak korunabilmesi halinde ilerleyen seanslarda yükseliş denemelerinin devam ettiğine tanık olabiliriz. Aksi takdirde 53.270 seviyesindeki teknik boşluk seviyesinin kapatılması riski ön plana çıkabilir.
Özgür Yurtdaşseven
Gedik Yatırım: İMKB Düşebilir
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:35
İMKB 100, önceki gün % 2.4 yükseldikten sonra dün de % 2.0 artarak 54,303 puandan kapanmıştır. Gün içerisinde en düşük 53,233'ü gördükten sonra yükselişini sürdürerek en yüksek 54,315'e ulaşan endeks, önceki kapanışının 1,070 puan üzerine çıktı. İki günlük artış ise 2,300 puana ulaştı. Akşam ise ekonomik toparlanmanın enflasyonu henüz harekete geçirmediğini ortaya koyan verinin ardından ABD borsaları değer kazandı. Dow Jones Endeksi % 0.4 ile 7. günde ardarda yükselerek Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesi olan 10.733'e ulaştı.
ABD borsalarının zirveye ç ıkması ile düzeltme beklentileri artarken bugün birkaç olumsuz gelişme ile piyasalar güne ba şlıyor. 1 - Çin'in bankaları yeni krediler konusunda bir kez daha uyarması, kredileri sıkılaştırma çabalarının sürdüğünü ortaya koydu. Asya borsaları % 1 civarında düşerek kapandı. 2- Yunanistan'da Almanya mali destek için geri ad ım atarken ülkenin 2 hafta içinde IMF ile görüşmelere başlayabileceği haberleri Euro'yu zayıflatıyor. 3 - ABD Endeks futureları % 0.1 ekside işlem görüyor. Direnç seviyelerinde kapanan IMKB'nin güne hafif satıcılı başlamasını ve 54.000 desteğini test etmesini bekliyoruz. Bu noktanın aşağı kırılması halinde 53.500 desteği görülebilir.
Hülya Kayıkçı’dan Dünya Piyasaları Turu
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:20
Dow Jones Endeksi, Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesine ulaştı ; endeks, arka arkaya 7 gündür yükselişte...
Dow Jones Endeksi dün 52 haftanın yeni rekor seviyesine yükselirken S&P 500 Endeksi için ise 1200 seviyesi yakın gibi görünüyor.
Bugünkü ve dünkü yükselişi tetikleyen unsur ile diğer yükseliş zamanlarında görülen tetikleyici unsur ile yine aynı: kolay para...
Fed, dünkü toplantı sonrası yaptığı açıklamada, faizlerde yakın zamanda artışa gidilmeyeceğine vurgu yaptı... Çoğu merkez bankası da yerel ekonomilerini canlandırmak için çeşitli yollardan sisteme likidite enjekte etmeye devam ediyorlar. Şüphesiz bu, riskli varlıklar olarak adlandırılan hisse senetleri ve emtialar için büyük bir nimet...
S&P 500 Endeksi'nin, analistlerin önemle üzerinde durduğunu 1160 seviyesinin de üzerine çıkmasıyle birlikte ralli için kritik seviye olduğu kabul edilen 1200 seviyesine pek fazla uzak değil ..
Bununla birlikte gerçek ayı eğilimli yatırımcılar açısından ise bu durum tamamen harika bir kurgudan başka bir şey değil..
Her ne kadar Fed'in dünkü açıklamaları piyasaları mutlu etmiş gibi görünse de faizlerin uzunca bir süre için daha düşükte bırakılmış olması aslında ekonomik toparlanmaya dair soru işaretlerinin hala sürdüğünü gösteriyor...
Nitekim son haftada yaşanan ralliye rağmen işlem hacminde görülen düşük seviye, pek çok piyasa oyuncusunun toparlanmaya dair şüpheleri nedeniyle piyasadan uzak kalmayı tercih ettiğini ortaya koyuyor..
http://groups.google.com/group/PARATREND Grubunu ziyaret edin
YKB Yatırım: Yatay açılış bekliyoruz
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:19
ABD borsaları dün de yükseliş trendlerine uygun bir şekilde arttı. Dün açıklanan olumlu enflasyon verisinin de bunda etkisi oldu. S&P 500 endeksi de %0.6 artarak son 17 ayın en yüksek seviyesine geldi. VIX ise 16.9’a gerileyerek Mayıs 2008’den beri en düşük seviyesini gördü.. Tüm sektörler yükseliş kaydetti ve enerji ve mali hisseler en iyi performans gösteren sektörler oldu.
Yunanistan’ın AB’den umduğunu bulamadığı ve dolayısıyla IMF’den destek isteyebileceğine dair gayriresmi haberler Euro’yu olumsuz etkiledi.
Bu sabah itibariyle Asya borsaları sınırlı düşüşler gösteriyor. Sebebi ise hem Yunanistan haberleri hem de Çin hükümetinin şirketlerin güçlü bir Yuan’a dayanma kabiliyetlerini test etmekte olduğunu yönelik haberler. 3 gündür değer kaybeden Yuan forwardları da bu haberler ile değer kazandı.
Yurtiçinde ise bugün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun (PPK) toplantısı var. Piyasa ve bizim beklentimiz Banka’nın gecelik borçlanma faiz oranını Mart ayında da değiştirmeyerek, yüzde 6.50 seviyesinde sabit tutması şeklinde.
Bugün izlenecek veriler:
ABD çekirdek TÜFE, Şubat (Beklenti %0.1, TSİ 1430)
ABD TÜFE, Şubat (Beklenti %0.1, TSİ 1430)
ABD işsizlik maaş başvuruları (Beklenti 455,000, TSİ 1430)
ABD Philadelphia Fed endeksi, Mart (Beklenti 18.0, TSİ 1600)
Yatay açılış bekliyoruz.
Döviz – Dün bankalararası piyasanın spot kapanışında en iyi dolar alış ve satış kotasyonları 1,5120/1,5150 seviyesindeydi. Bu kurlara göre, TL yılbaşından bugüne kadar dolar karşısında %1.44 değer kaybederken, euro karşısında %3.08 değer kazanmış oldu. Bu sabah ise interbank piyasasında kotasyonlar 1,5140/1,5180 seviyesinde. Gün içindeki seyrinde 1,5100/1,5250 aralığında gerçekleşmesini beklemekteyiz.
Tahvil-Bono – Bu akşamki Merkez Bankası PPK toplantısından faizlerde herhangi bir değişiklik kararı beklenmese de, toplantı sonrası açıklamalar piyasalar tarafından yakından takip edilecek. Bu sabah tezgahüstü piyasada ilk işlemler %9,05 bileşik seviyesi etrafında yoğunlaşmakta. Gün içi seyrinde %9,00/9,15 bileşik bandında gerçekleşmesini beklemekteyiz.
Yurtdışı Piyasalar – FED’in faizleri bir süre daha düşük tutacağı açıklamaları ve düşük gelen enflasyon rakamları nedeniyle ABD piyasaları günü artıda kapattı. Dow Jones Sanayi %0.45, S&P 500 Endeksi %0.58 ve Nasdaq %0.47 değer kazandı. Dow Jones Ekim 2008'den bu yana görülen en yüksek seviyesinde. Bugün veri akışı yoğun bir gün olacak. ABD’de TÜFE, Haftalık İşsizlik başvuruları, Philedelphia FED Endeksi ve öncü göstergeler yatırımcılar tarafından izlenecek.
http://groups.google.com/group/PARATREND Grubun ziyaret edin.
Bloomberg: BRIC Hisseleri Çok Pahalı Olabilir
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:15
Bloomberg bugün sitesine koyduğu bir haber/analizde Brezilya-Rusya-Hindistan ve Çin (BRIC) hisse senetlerinin pahalı olup olmadığını araştırdı. Bir kaç istisna ile, fon yöneticileri bu ülkelerin gittikçe gerçek değerlerinin üstüne çıktığını düşünüyor. Özetle, BRIC hisselerinin gelişmiş ülke endekslerine göreceli olarak 1995’den bu yana en pahalı olduğu dönemi yaşıyoruz. Hak ediyorlar mı?
Sene başından bu yana 87 milyar dolar civarında taze kaynak cezbeden GOP hisseleri halen MSCI Dünya Endeksi’ne nazaran F/DD bazında %17 daha pahalı işlem görüyor. GOP terimini icat eden Antoine van Agtmael’e göre, hisseler artık bir süre soluklanacak, ama ardından yeniden uzun vadeli bir boğa pazarı göreceğiz. Gartmore ve hatta Templeton bile artık GOP’ların aşırı pahalılandığını düşünmeye başlıyor. Templeton analistlerine göre, MSCI GOP Endeksi hala 2007 zirvesinin %25 altında ama F/DD 2.17’ye sıçradı ki, düşük enflasyon ortamlarında bu oran gerçekten abartılı. MSCI Dünya Endeksi şu anda 1.84 ortalamadan işlem görüyor. Bloomberg’in kendi topladığı verilere göre, GOP hisseleri 1995’den bu yana F/DD bazında %36 iskontodan işlem görmüş.
Fiyat endişeleri şimdiden bazı BRIC borsalarında hissediliyor. MSCI GOP bu sene %1.7, MSCI Dünya ise %3 değer kazaırken, S&P500 %4.4 arttı. Ama Brazilya Bovespa %2.6, Rusya Micex %4.8 primli ve Bombay yatay seyrederken, artık küresel büyümenin barometresi haline gelen Şangay Bileşik Endeksi %6.9 değer kaybetti.
Tabii, küresel konjünktürün çok özel olması GOP hisseleri leyhine. IMF bu sene gelişmiş ülkelerin %2.1, GOP’ların ise ortalama %6 büyüyeceğini öngörüyor. Buna karşın, GOP’larda enflasyon baskıları öteki gruba nazaran çok daha çabuk hissedilmeye başlarken, Şangay Endeksi’nin performansında Çin otoritelerinin önümüzdeki aylarda parasal sıkılaştırmaya gitmesi korkusu yatıyor.
3 milyar dolar GOP parası yöneten New York adresli BlackRock fonuna göre ise gelişmiş ükelerden çok daha az kamu borcu taşıyan ve kar marjları yüksek şirketlere sahip GOP’lar primli işlem görmeyi hak ediyor. Bloomberg’in 2.400 uzmandan değerlediği tahminlere göre MSCI Dünya Endeksi şirketlerinin kar artışı 2010 yılddna %20, MSCI GOP şirketlerini ise %29 olacak. Bu tahminlere göre MSCI GOP F/K bazında 13.1x, MSCI Dünya ise 15.1x işlem görüyor. Haber/yorumda Garanti Bankası’na da değinilmiş. Garanti’nin ABD’ni dev ticari bankalarından Wells Fargo’ya göre %32 primli işlem görmesi şaşırtıcı.
Referans Gazetesin’den Piyasalara Bakış: Risk İştahı Coştu
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:04
ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz oranlarını sabit bırakması ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) para politikasını gevşetmesiyle küresel piyasalarda risk iştahının artmaya başlaması yurtiçi piyasaları da olumlu etkiledi. Bankacılık sektörü öncülüğünde 54.000 seviyesini geçen İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB), 1.070 puan artışla dün 54.303 puana yükseldi. Hisse senetleri yüzde 2,01 değer kazandı. Dolar 1.51 TL'ye gerilerken, faiz ise gösterge kağıtta yüzde 9,04'e düştü. Hazine'nin borçzlanma rasyonunun düşürüleceği açıklamalarıyla başlayan İMKB'deki 2 günlük yükseliş yüzde 4,4 oldu. Bankacılık sektör hisseleri yüzde 2,69 değer kazandı.
Siyasi tansiyonun düşmesi ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşma belirsizliğinin ortadan kalkmasından sonra piyasalarda gözler yurtdışı gelişmelere çevrildi. Yunanistan ekonomisine yönelik olumlu gelişmelerden sonra önceki gün faiz oranlarını beklendiği gibi yüzde 0,25 seviyesinde bırakan FED'in faizlerin uzun süre sabit kalacağını yinelemesi küresel piyasaları da olumlu etkiledi. FED yanında BOJ'un da faizleri yüzde 0,1 seviyesinde sabit bırakması, düşük faizle borçlanıp yüksek getirili varlıklı varlıklara yatırım stratejisi olan "carry trade" beklentilerini de canlandırdı. Yurtdışındaki havanın olumlu olduğunu ifade eden Ak Yatırım Araştırma Müdürü Erkan Savran, "Borsada hafta sonuna kadar bir miktar daha yukarı hareket olabilir. Ancak, İMKB'nin 56.000 seviyesinde güçlü bir direnci var" dedi.
Dolar 1.50 TL'ye geriler
Euro/dolar paritesinin dün açılışta 1.38'in üzerini gördükten sonra 1.3750'nin altına gerilediği döviz piyasasında da dolardaki düşüşün sürmesi bekleniyor. TL'deki değerlenmede küresel piyasalardaki gelişmelerin etkili olduğunu belirten EFG İstanbul Menkul Değerler Başekonomisti Baturalp Candemir, "Risk iştahı artmaya başladı. Dolar, 1.50 TL'ye düşebilir" dedi.
Merkez Bankası'ndan yılın son çeyreğinden önce faiz artırım beklentisinin artması ve yabancı yatırımcının Türk tahvil ve hazine bonolarına ilgisizliği nedeniyle faizlerde aşağıya doğru hızlı bir hareket beklenmiyor. Nitekim, Aberdeen Asset Management şirketinin gelişmekte olan ülke fonlarının yöneticisi Brett Diment, Endonezya, Brezilya ve Macaristan devlet tahvillerini çekici bulduklarını, ancak reel faizlerin ekside seyrettiği Türkiye'den uzak durduklarını söyledi.
Oxford Analytica: IMF’siz Türkiye’yi Zor Günler Bekliyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:02
Dünya’nın önde gelen makro ekonomi ve politik danışmanlık servislerinden biri olan Oxford Analytica’nın Türkiye ilke ilgili 16 Mart 2010 Raporu’na FORBES dergisinde geniş yer verildi. www.hurriyet.com.tr’in alıntı yaptığı makalede, şimdili her şey yolunda gitse de, Türkiye’nin seçim yaklaştıkça iki risk senryosu ile karşı karşıya kalacağı iddia edildi. Hürriyet’in haberinde alıntılar şöyle:
“Forbes dergisi, uluslararası piyasalara yönelik araştırmalar yapan bağımsız araştırma ve danışmanlık şirketi Oxford Analytica’nın Türkiye’yi IMF’siz süreçte bekleyen riskler üzerine yayımladığı bir analize yer verdi. …..
Uzmanlar karar öncesindeki analizlerinde, IMF ile imzalanacak bir anlaşmanın, küresel ekonomik krizle bağlantılı zorluklara karşı Türkiye’ye güven duyulmasına devam edilmesine sağlayacağını öngörüyordu.
Ancak Ankara hükümeti, küresel krizin etkilerinin azaldığını ve ülke içindeki ekonomik durgunluğun sona erdiğini düşünerek, böyle bir anlaşmaya gerek kalmadığına karar verdi.
Hükümet, 2010’daki ekonomik faaliyete yönelik gelen ilk verilerin ışığında, IMF desteği olmadan bile yüzde 3.5’lik GSİYH artışı hedeflerine ulaşabileceklerine inanıyor.
İKİ FARKLI RİKS SENARYOSU
Analizde, IMF anlaşması olması ülkenin ekonomik görünümü için büyük bir değişiklik yaratmasa da belli başlı riskler doğurabileceği belirtildi ve Türkiye için iki önemli risk senaryosu çizildi.
Bunların ilkinde, hükümetin gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde desteğini kaybetmemek için mali politikasını gevşetebileceği ve finansal alanda gerçekleştirilmesi gereken yapısal reformların rafa kaldırılabileceği belirtildi.
Bu durumda, ülkenin borcunun GSYİH’a oranının tahmin edilenden daha hızlı bir şekilde yükselebileceği ve seçimler dolayısıyla yapılan harcamalar yüzünden bütçe açığının daha fazla artabileceği öngörülüyor.
Bütçe açığının yükselmesi ise ülkedeki faiz oranları artırabilir ve özel sektör için finansman kolaylığını sınırlayabilir.
DIŞ BORÇLARINI ÖDEMEKTE ZORLANABİLİR
İkinci senaryoda ise; Türkiye’nin IMF’den kredi almaksızın dış borçlarını finanse etmekte zorlanabileceği belirtildi.
Ülkenin dış borçlarını ödeyememesi de liranın değerini düşürüp, faiz oranları ve enflasyonun yükselmesine neden olabilir. Bu durum da tüketicilerin ve iş dünyasının ekonominin gücüne olan güvenini sarsacaktır.
Bu senaryoların gerçekleşme olasılığı önceden tahmin edilemeyecek birkaç faktöre bağlı. Özel sektörün dış kaynaklı borçlarını çevirebilme kapasitesi, Türk tüketicilerin ellerinde döviz tutmayı ya da yurt dışında varlık sahibi olmayı ne kadar tercih edecekleri bu faktörlerden bazıları.
Yunanistan: Merkel Yine Mızıkçılık Ediyor
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:00
AB Maliye Bakanları tarafından ana hatları onaylanan Yunanistan’ı kurtarma paketine, Alman Hristiyan Demokratlar’dan veto var. Merkel Kabinesin’den bazı bakanlar “Yunanistan’a açık çek verilemez” derken, hükümet sözcüsü ise “Yunanistan’ı ancak kendisi kurtarabilir” dedi. Şansölye Merkel ise Avrupa Merkez Bankası Başkanı JC Trichet ve Sarkozy ile ters düşmek pahasına, IMF’nin yaralı ülkeye yardım elini uzatmasını istedi. AB’de IMF’nin bir üyeye mali destek vermesi, Birliğ’in kendi iç sorunlarını çözemeyecek kadar aciz olduğunun bir ifadesi olarak algılanıyor.
S&P tarafından negatif gözetleme listesinden çıkartılan ve notu teyid edilen, 5 milyar Euro’luk tahvil satışı başarılı geçen Yunanistan ise bu sefer borçlanma maliyetlerinin çok yükse olması sorunu ile karşı karşıya. Bu sene itfası 50 milyar Euro’yu geçen ülkede, faizlerin bütçede planlanan %4’ün takriben 250 puan üstünde seyretmesi, kemer sıkma çabalarına köstek oluyor. Papandreu en kısa zamanda detaylı bir kurtarma paketi için baskı yaparak, Hazine yeniden piyasaya çıktığında daha düşük faizlerden borçlanmak istiyor.
Son olarak ise, Merkel Bundestag’da yaptığı bir konuşmada vaatlerini yerine getirmeyen üyelerin Euro’dan atılması gerektiğini savundu. 27 üye ülkenin de onayının alınmasını gerektirecek böyle bir teklif, diğer ülkeler tarafından “politik tiyatro” olarak niteleniyor, ama Almanya’nın artık AB’nin finansörü olmaktan bıktığı kesin.
ABD ÜFE’de Sert Gerileme
18 Mart 2010 Perşembe Saat: 09:00
ABD’de Şubat ayı ÜFE %-0.2 olan beklentinin çok üstünde, %0.6 geriledi. Gıda ve enerji hariç fiyatlar ise %0.1 arttı. İthal malı fiyatları ise %0.3 düştü. Bu sonuçlara göre, son bir yılda üretici fiyatları %4.4 gibi makul sayılacak bir tempoda artarken, çekirdek ÜFE sadece %1 yükseldi.
High Frequency Economics şirketinin ABD baş ekonomisti Ian Shepherdson’a göre, çekirdek ÜFE önümüzdeki aylarda sıfıra kadar gerileyebilir. Ocak ayında üretici fiyatları enerji yüzünden %1.4 fırlarken, Şubat’ta %2.9 düşüş gösteren aynı kalem, bu sefer de enflasyonu eksiye çekti. Ama, ülkede gıda fiyatları beşinci ay aralıksız artış gösterdi.
Bugün açıklanacak TÜFE ve çekirdek TÜFE’nin ise beklenti anketlerine göre %0.1 artış göstermesi olası. ÜFE ve TÜFE enflasyonun tarihi ortalamaların gözle görülür ölçüde altında seyretmesi, Fedi’n “faizleri uzun sure düşük tutacağı” garantisine güvenilirlik kazandırıyor. Dün verinin açıklanmasından sonra 10 yıllık tahvil getirileri 3 baz puan düştükten sonra, 1 puan artarak %3.64’den kapandı. Wall Street de ise üç büyük endeks de verileri coşkuyla karşılarken, VIX Ocak ayından bu yana ilk kez 17 seviyesinin altına geriledi.