Çetin Ünsalan – Dönüşen sadece sanayi mi?

Çetin Ünsalan

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayi kuruluşlarının da gündeminde dördüncü sanayi devrimi var. Bunun teknolojik olarak nasıl başarılacağı ya da bu rekabetin içinde nasıl olacağım ciddi tartışma konularından biri.

Zira biz şu anda kıskançlıklarla tarumar edilen eğitimin, sloganlaşan 4.0 ile finansmanı yönetmekten uzak basiretsizliğimizin ortasında akla mantığa uymayan konular tartışıp, bunu da muhalefetiyle iktidarıyla kısır gündem içinde yoğuruyoruz.

İşin sloganı ya da samimiyeti bir tarafta en azından bu mesele tartışılıyor. Fakat konunun tartışılmayan bir yanı var ki, geçtiğimiz hafta sonu Türkiye Kimya Petrol Lastik ve Plastik Sanayi İşverenleri Sendikası – KİPLAS’ın ‘Çalışma Hayatının Geleceği’ başlıklı toplantısında dile getirildi. Belki de konunun hiç tartışılmayan bir yanına dikkat çektiler.

Çalışan tipinden çalışma şartlarına kadar iş hayatını derinden etkileyecek bu dönüşüm, çalışma yaşamı ilişkilerini nasıl etkileyecekti? Gerçekten dönüşümü algıyan sayısı az olan ülkemde gerçekten bu konu hiç masaya yatırılmamıştı. Bu nedenle KİPLAS’un bu çalışması kıymetliydi.

Gecede söz alan Sendika Başkanı Feridun Uzunyol’un şu sözleri aslında Türkiye’de bu dönüşümün de ötesinde sıkıntılarımızı ortaya koyar nitelikteydi: “Gelinen noktada firmaların yetkilileri ‘bir işveren sendikasına neden üyele olayım; işçi sendikasızsa eğer’ diyor.” Bakın bu yaklaşım ülkedeki çalışma yaşamının dramı bir anlamıyla da ‘kral çıplak’ noktasıdır.

Fakat Uzunyol’un şu sözü bence meseleye bakılması gereken yandır. KİPLAS Başkanı dedi ki “Önemli olan gelinen süreç ne olursa olsun, amaç işçi sendikalarıyla beraber iş barışını temin etmek olmalı.” Çünkü çalışma yaşamında iş barışı yoksa, kalıcı bir sonuç alınamaz. Bir işveren sendikasının Başkanı’nın bu zihniyette olması bence önemlidir.

Yine toplantıda konuşan KİPLAS Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Uluslararası İşverenler Sendikası (IOE) Başkanı Erol Kiresepi’nin ‘Çalışma Hayatının Geleceğini Anlamak’ başlıklı uluslararası raporun ayrıntılarını paylaşarak sorduğu şu soru çok kıymetliydi. “4.0 devrim mi, evrim mi?”

Rapor, otomasyonun ve dijital ekonominin de getireceği zorluklar olacağına dikkat çekiyor. Üstelik etkileşim hızı çok daha fazla. Kiresepi’nin ifadesine göre yaşayacağımız dönüşüm, geçmişteki sanayi devrimlerine oranla 10 kat daha hızlı ve 3 bin kat daha etkili olacak.

Demografik farklıların ve dinamiklerin, sonuçları ülkeden ülkeye değiştireceğine dikkat çeken IOE Başkanı, dört temel sorundan bahsetti.Değişimin sınırlarını çizme ve yönetme etkisi; serbesti koruma çelişkisi; bireysellik ve toplumculuk çatışması; esneklik ve sürdürülebilirlik ilkeleri.

Bunların harmanizasyonunun çok önemli olduğunu vurgulayan Kiresepi, sağlık ve sosyal güvenlik sisteminin yerini tartışmanın zorunluluğuna, çalışma düzeni ve farklılaşmanın uyumuna çalışılması gerektiğine değindi.

Bugüne kadar taleplerin sendikalarla yapıldığını hatırlatan Uluslararası İşverenler Sendikası (IOE) Başkanı “Gelecekte bireysellik öne çıkıyorsa, bunun hukuki düzenlemesi en önemli konulardan bir olacaktır. Sosyal tarafların geleceği ne olacak” dedi.

TİSK Başkanı Kudret Önen ise bu dönüşümü çalışanlarla birlikte yakalamanın önemine değişirken, ‘robotlar kullanan değil, robotlar üreten mühendisler yetiştirmeliyiz” diyerek esasen kırılma noktasının olaya bakış ve eğitim olduğunu ortaya koydu.

Küçük işletmelerin dönüşümünün en önemli konu başlığı olması gereğine işaret eden Önen, işyeri tanımının değişeceğini, bir kişinin birden fazla yerde çalışacağını hatırlattı ve ardından da kimsenin konuşmadığı yanını sordu:

“Mesela kıdemi kim ödeyecek? Evden çalışan biri iş kazası geçirdiğinde sorumlusu kim olacak? Endüstri 4.0 sistemi değiştiriyor ve Türkiye bunu konuşmak zorunda. Çalışanın işyeri aidiyeti ve kuruma bakış açısı nasıl değişecek? Yine önemli bir başlık eğitim. Buna yönelik çalışan insan yetiştirmezseniz, robot bir işe yaramaz. Katma değeri yüksek ürünlere talep yükselme trendindeyken, çalışanından işletmesine buna hazır olmayan ve teknolojik ürün ihracatı yüzde 4’ten kıpırdamayan bir halde, bu dönüşümü yapamayız.”

Evet bütün kurallar değişiyor. Yapı değişiyor ve bu en çok bizim gibi emek yoğun sektörlerle geçinen ülkeleri etkileyecek. Bugünden eğitim sistemi başta olmak üzere, işletmelerin yapısı, iş yapış biçimi kadar, işin çalışma yaşamına ilişkin hukukunu da konuşmalıyız. Ama biz ne yapıyoruz? Sadece slogan atıyoruz.

Umarım bir gün bu toplantıdaki gibi endişe duyanların sayısı artar; daha da önemlisi işçi sendikaları, üniversiteler ve devlet kademesine de sirayet eder. Yoksa yumurta kapıya geldikten sonra bir şeyleri değiştirmek mümkün değil. Daha kötüsü bu kez geç kalırsak, fark umduğumuzdan fazla açılacak.

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.