Çetin Ünsalan – Pasaport

Çetin Ünsalan

Sizce dünyanın en güçlü pasaportu hangi ülkeye aittir? Hemen aklınıza gelen isimleri tahmin edebiliyorum. Passport Index’in araştırmasına göre yanıt: Singapur… Bunda, dünyadaki ülkelerin size uyguladığı kısıtlamalar belirleyici rol oynuyor.

Son olarak Paraguay’ın da vizeyi kaldırmasıyla birlikte 3,4 milyon Singapurlu, dünyanın 159 ülkesine vizesiz seyahat etme hakkına erişti. Bu da onu en değerli yaptı. Türkiye’nin 44. sırada olduğu sıralamada, bizi kıskanan Almanya ikinci, İsveç ve Güney Kore ise üçüncü.

ABD’yi merak ediyorsanız Malezya, İrlanda ve Kanada ile birlikte altıncılığı paylaşıyor. Peki ne anlatıyor bu pasaport? Ekonomiyi… Singapur, dünyanın altıncı zengin ülkesi ve geniş bir ticaret ağına sahip bulunuyor. Kişi başına düşen milli gelir 56 bin 500 dolar civarında.

En az 3 tane dünya çapında markası var. Ülke, küresel toplantılar ve etkinlik anlamında dikkat çekiyor. Gökdelenler şehri özelliğiyle anılan yerleri var ama, en yüksek binanın 280 metreyi geçmesine izin verilmiyor. Ülkenin yarısından fazlası orman alanı; turizm açısından cazip yerlerden biri.

Singapur’u geçip, onu takip eden Almanya, İsveç ve Güney Kore’ye bakalım. Onlar da her biri üretim ekonomisine dayanan, dünya çapında markalara sahip olan ülkeler. Peki pasaport, vizesiz olunca ne anlama geliyor?

Muhatabınız olan ülkeler, sizin vatandaşlarınızın ülkesine girmesinden rahatsız olmuyor demek. Her zaman dile getirdiğim tam da bu. Ekonomik olarak etkin değilseniz, dersinize çalışmıyorsanız, üretim yerine tüketimi esas alıyorsanız, bu hayata bakış açınızdan ülkenizin genel iklimine kadar ve elbette dünyadaki insanların da size bakışı dahil her şeyinizi etkiliyor.

Hükümetler düzeyinde geçici sürelerle vizesiz seyahat olanağı kazanabilirsiniz. Ama kalıcı olan o ülkedeki insanların, yani kamuoyunun sizin ülkeniz hakkındaki algısıdır.

Son dönemde Avusturya’dan Almanya’ya, insanlık dışı ve kabul edilemez muameleler sizin de dikkatinizi çekmiştir. Buna kolaylıkla, densizlik, hadsizlik gibi sıfatlar takabileceğimiz gibi, kıskançlığa da bağlayabiliriz.

Ayrıca bire bir karşılık vererek aynı saygısızlığı yapmanız, sizi saygın yapmıyor. Neden? Çünkü iki yanlış bir doğru etmez. Çözümü daha farklı noktalarda aramanız size medeni yapar. Diğeri, çocukluğa girer. Kalıcı bir sonuç da alamazsınız.

Öyleyse artık akıllanıp, sağa sola sahte kahramanlıklarla çıkışlar yapacağımıza, ekonomiyi, daha da önemlisi üretimi ve refahı artması gereken ülkeyi konuşmamız gerekmiyor mu?

Gerekmiyorsa, bu tiyatroyu daha çok izler; vize kuyruklarında perişan olur, gittiğiniz ülkede de ikinci sınıf insan muamelesi görmeye devam edersiniz. Sonucu ise, ihraç malınızın birim fiyatından turistten aldığınız paraya, size olan yaklaşımdan sözünüzün dikkate alınmasına kadar her şeyi belirler.

Atatürk şöyle diyor: “Ekonomisi zayıf bir ulus, yoksulluktan ve düşkünlükten kurtulamaz; güçlü bir uygarlığa, kalkınma ve mutluluğa kavuşamaz; toplumsal ve siyasal yıkımlardan kaçamaz.”

Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun.

[email protected]

Yorumunuzla Bu Yazıya Katkıda Bulunun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.